24 Nisan 2016 Pazar

Ben Bunu Nasıl Görmem?


 Son yazım olan "Pegasus Yayınları 2016 Yayın Kataloğu İlkbahar-Yaz"da ilgimi çeken kitapları sizlerle paylaşmıştım. Görmeyenler için link .

 Kataloğu yazımı yayınladıktan bir süre sonra incelerken bir şey dikkatimi çekti.





 Öncelikle yazarın kitabı çıkmayacak diye bilgilendirdiğim kişilerden özür dilerim. Bir yerden sonra sayfa atlayarak okumaya başladığım için gözümden kaçmış. (utanmış surat) Tabi historical yerine bu kitabın çıkması şaşırtsa da yine de bir oleeeeeeeey nidaları attırmadı değil kerata. 

 Pegasus'a hem teşekkür hem de teessüf ederim. Teşekkürüm elbette ki yazar için. Ama aynı sayfada David Levithan'ın bir kitabını gördüm, demek ki bahar-yaz döneminde Pegasus bu yazarın 2 kitabını çıkaracak. Şimdi David yerine Teresa'nın 2 kitabı veya 1 kitap Teresa, diğeri Hoyt'tan çıksaydı daha iyi olmaz mıydı :D

 Neyse, benim yine doyumsuzluğum tuttu. Umarım benim gibi bu yazara hasta olanları bir nebze de olsa sevindirir :)

22 Nisan 2016 Cuma

Pegasus Yayınları 2016 Yayın Kataloğu İlkbahar-Yaz




 Selam millet. Bugün üst üste iyi haberler almaktayım. Bunlardan biri de Pegasus'tan geldi. Pegasus'u takip edenler bilirler ki yayın evi yılın belli zamanlarında katalog yayımlarlar. Bana göre Pegasus'u, katalog bakımından diğer yayın evlerinden ayıran bir özelliği var. O da yakın zamanda çıkacak olan kitapları görmektir. Belki başkalarında da görülüyordur ama daha önceden aldığım bazı yayın evlerinin kataloglarında sadece çıkan kitaplar görülüyordu. 

 Neyse efendim, benim bunu yazmamdaki sebep hem sizlerin ilgisini çeken kitaplar bulacağınızı düşünmem hem de katalogtaki 1-2 kitap hakkında düşüncelerimi belirtmek istedim.




Yeminle bu yazarın herhangi bir kitabını görünce bir soğuma, bir nefret geliyor bana. Sen bu yazarı ne çok sevdin Pegasus!  

 Aslında bu kitabın yayınlayacaklarını yılın başında belirtmişlerdi. Yine de gördüğüm an yine bir baş ağrısı yarattı bende.

 Aynı zamanda yazarın çıkan son ve Goodreads En İyi Tarihi Kurgu ödülünü alan kitabıdır.











 Cecelia Ahern'in yeni kitabının çıkmasına sevindim. Not: Seni Seviyorum'u okumasam da filmini beğenmiştim. Aşık Kuşlar kitabına ise bayılmıştım :) 













Konusu bana biraz "Uyumsuz" serisini hatırlattı. Fakat " distopik genç yetişkin " severlerin beğeneceğini düşünüyorum. Fakat bu kitabı paylaşmamın sebebi başka. Sizce de şu ikili korkutucu değil mi? Sakın bana bunlar insan demeyin çünkü değiller. Kızda ileride dünyamızı istila etmeyi planlayan robot, oğlanda bilmem ne gezegeninden gelen uzaylı tipi var. 










Yok, kız için fikrimi değiştirdim. İşler Güçler dizisini hatırlıyorsunuzdur. Orada Sadi'nin başına bela olan bir psikopat vardı hatırladınız mı? Hah, işte kızın ismi Hale ve bu kızda onu görüyorum şu an. Bilmeyenler için Hale:














Benzerliğin böylesi :D :D
















 Uuuuu baby! Adı resmen beni oku dedirtiyor. 















 Bu kitap bizlere bir sorunun cevabını veriyor: Harika Piç serisinin novella kitapları da basılacak mı?

 Görünüşe göre evet :)  Yalnız Pegasus'un bu yazarı unuttuğunu düşünmeye başlamıştım. Malum bu kitapla önceki kitap arasında 1 seneye yakın bir zaman dilimi var. Hele de ilk 3 kitabın çıkış aralığının kısa olduğu düşünülürse. Bence 2. novella da aynı anda çıkabilirmiş. 










 İçimden bir ses bu seriyi beğeneceğimi söylüyor. Gerçi "Bu Adam" için de aynı şeyleri düşünüyordum ama beni karakterler bakımından hayal kırıklığına uğratan bir seri oldu. Lütfen "Bu Adam 2" faciası yaşamayım.









 İzninizle sinirden ağlamak istiyorum. Yani sen git tarihi aşk romanı çıkar ama en okunmayan yazarlarından birini çıkar. Yazarın kendisi bile seriden umudu kesmiş arkadaşım, neyin kafasındasın sen? Ne olurdu bir Teresa Medeiros çıksaydı? Yok ille de gıcıklık yapacak Pegasus -_- 




 Ama bunu görünce de mutluluktan ağlamaya başladım. Sonunda can yazarlarımdan biri geliyooooooor. Ayrıca benim için bir soru işareti daha çözüldü. Kitap de Waranne serisinin 3. kitabı arkadaşlar. 2. kitaba ne oldu derseniz şöyle açıklayım. Serinin 2. kitabı aslında başka bir seriye ait. Sanırım erkek karakterin ailesinden biri, de Waranne soyundandı ama onun kitaba herhangi bir katısı yoktur.

 Maalesef Elizabeth Hoyt'un yeni kitabını göremedim sevgili historicalseverler ve baya yıkıldım :( . Vicdansız yayın evi, ben Winter istiyorum -_- . O da olsaydı çifte bayram yapacaktım. 

 Benim ilgimi çekenler bunlar. Bakalım siz neler düşüneceksiniz? :)

20 Nisan 2016 Çarşamba

Raintree Serisi-Yorum


 Harlequin'den çıkan bir seriyi daha bitirmiş bulunmaktayım. Bu sefer çok nadir okuduğum bir tür hakkında yorum gireceğim: Fantastik. Ben fantastik serilerle arası iyi olanlardan değilim. İyi olsam bile yayın evlerinin bu türde çıkardıkları kitap hızı fantastikseverler tarafından bilinen bir şey. Benim için hız konusunda bir nevi historical ile benzer. 

 Gelelim yorumunu gireceğim Raintree serisine. Aslında seri 4 kitaptan oluşmasına rağmen bizde 3 kitabı çıkmıştır. İlk 3 kitap ana konu üzerinde durur. 3 kardeşin yaz gündönümüne yakın zamandaki yaşadıklarını ele alır. 4. kitapsa bu 3 kardeşin kuzeni olan Echo'yu anlatır. Sanırım 4. kitap ilk 3 kitaptan sonrasını anlatıyor. Seri 3 yazar tarafından yazılmıştır. 2. ve 4. kitaplar aynı yazara aittir.


 Cehennem (Linda Howard)


 Raintree Klanı tarafından bozguna uğratılmalarından iki yüz yıl sonra Ansara büyücüleri, bu en amansız düşmanlarının karşısına bir kez daha çıkmaya hazırlanıyorlardı. Dante Raintree bir kral olarak klanını korumak zorundaydı ama karşısına çıkan Lorna Clay sadece yüreğini değil, neredeyse klanına duyduğu sadakati bile sarsacaktı. Lorna'ya güvenemediği gibi ondan uzak da duramıyordu. 

Raintreeler, doğaüstü güçlere sahip olmalarının yanında, modern hayatın içinde yaşıyorlardı. Bu savaş, klanın sadakat ve ilişkilerini test edecekti. Düşmandan gelen ilk darbede her zaman hükmettiği ateş bu kez onu yeniyordu. Dante, klanıyla birlikte, galip çıkamayabilecekleri bir kavgayla yüzleşmek zorundaydı.

 Açık ara serinin en başarısız kitabıydı. Sanki olaylar fazla aceleye getirilmiş gibi geldi bana. Dante'den fazla hoşlanmadım ama Lorna harikaydı. Kitap sıkıcı olmasına rağmen bazı yerleri de gayet komikti ve eğlenceliydi.

 Puanım: 2/5


 Adalet (Linda Winstead Jones) 


 Raintree sadece bir soyadı ya da bir soyağacına düşülen bir not anlamına gelmiyordu. Bu onların kaderiydi… Cinayet dedektifi olan Gideon Raintree hem elektriği kontrol edebiliyor hem de hayaletlerle konuşabiliyordu. Karanlık kalpli Ansara büyücülerinin üstlerine saldığı acımasız seri katille başa çıkabilmek için bütün güçlerini kullanmak zorunda kalacaktı. Ama bundan önce, baş döndürücü ortağı Hope Malory'yle ilişkisini çözmek zorundaydı. Tam bir savaşın ortasındayken âşık olacağını düşünmemişti hiç. Kötülük tüm köşe başlarını tutmuş, onlara pusu kurarken Gideon ve Hope, aşklarını, ailelerini ve henüz doğmamış çocuklarını korumak için zamana karşı müthiş bir yarışın içinde bulacaklardı kendilerini.

 İlk kitaptan daha iyi olduğu su götürmez bir gerçek. Seride en sevdiğim erkek Gideon oldu. Ayrıca Raintree özellikleri beni baya cezbetti *-* . Hope ve bıcırık Emma'yı da unutmamak lazım.

 Puanım: 4/5

 

 Sığınak (Beverly Barton)



 Raintreeler'in kaderini belirleyecek savaş gelip çatmıştı… Ezeli düşmanları Ansara klanıyla savaşa girmeleri kaçınılmazdı. Mercy Raintree bu savaşta, Sığınak koruyucusu olarak üstlendiği görevi yerine getirecek, Raintreeler'in yurdunu koruyacaktı. Ancak savaşın ayak sesleri duyulurken Mercy'nin titizlikle sakladığı sırrı savaşın kaderiyle birlikte ortaya çıkabilirdi.

 Serinin en en en iyi kitabı. Yazar 221 sayfada her şeyi eksiksiz anlatmış. Mercy ve Judah arasındaki çekime bayıldım ama serinin en iyi çifti bana göre Gideon-Hope'tur. Bir de evlere şenlik olan Eve var :D . En sevdiğim kısım kesinlikle savaş sahnesiydi. 

 Puanım: 5/5




 Not: 3 kitap boyunca ana karakterler kadar düşmanlar da kitapta baya yer kaplamış vaziyette. Yani bunlar kitabın sonlarında değil, başlarda görünüp kitap boyunca ne yaptıkları da anlatılmış vaziyette. Ve böyle kitapları ayrı bir sevdiğim bir gerçek :)

Tess-Yorum


 Geçen sene İngilizce hazırlıkta bu kitabın BBC yapımının ufak bir kısmını izlemiştik. O ufak kısmın beni etkilemesi sonucu kitabı almış oldum.

 Büyük bir hevesle başladığım kitap ne yazık ki beni pek tatmin etmedi. Sıkıntımı anlatmak için hafiften spoilere girmek zorundayım.

 İlk olarak kitabın çevirisinden başlamak istiyorum. Martı'nın, Tess çevirisi başarısızdı. Çoğu yerde tırnak içine alınması gereken kısımlar alınmamıştı. 

 Spoiler: Kitabın başlarını biraz geçtikten sonra Tess'in hamile olduğunu öğrendim fakat bu kız hangi ara baştan çıktı, kim tarafından baştan çıkarıldı sorusunu sordum kendime. Bence ya çevirmen kitaba sansür uygulamış ya da yazar o kısmı atlayıp nasıl olsa okuyucu anlar demiş.

 Çoğu kişinin aksine ben Tess'i çok sevdim. Onun naifliği ve saflığı beni baya etkiledi. Ne yazık ki ailesi için aynı şeyleri söyleyemeyeceğim. Hepsi uyuz -_- .

 Aslında kitabın konusu ve kitap boyunca yaşananlar tam benim okuyabileceğim tarzdaydı. Kitap bir nevi benim istediğim tarzda bitti. O yönden yazarın kurgu kısmını başarılı buldum. Fakat Tess'i okuyan çoğu kişiye de katılıyorum. Maalesef yazarın dili sıkıcıydı. Karamsar havadan ziyade bazı yerlerde betimlemelerin fazlalığı ve çoğu yazılmasa da olurmuş denen eylemlerden dolayı kitabı yarım bıraktım. Böylece ilk kez bir kitabın özetini okuyarak bitirmiş oldum. En fazla 400 sayfalık bir kurgu vardı bence.

 Puanım: 2/5 (Çok sağlıklı bir puan veremiyorum. Sıkıcılıktan dolayı puanım 1 ama kurgunun güzelliği de 4 puanlık.)

#MİM / Yak, Yeniden Yaz, Tekrar Oku


  Merhaba, son günlerde bloguma kitap yorumu giremesem de takip ettiğim bloggerların en son neler yaptıklarını inceleyecek zamanı buluyorum. Bugün birkaç kişinin blogunda bu mimle karşılaştım. Ben de sizlerle bu mimi paylaşmak istedim. Bu, aynı zamanda benim ilk mimim olacak :) 


Kurallar şöyle:

Okumuş olduğunuz kitaplardan üç tanesini rastgele seçin.

Bunlardan birini yakmayı, birini yeniden yazmayı, birini de tekrar okumayı tercih edin.

Bunu (en az) üç tur tekrarlayın.

 Kafamda bazı şeyler canlandığı için rastgele tercihlerden oluşan bir mim olmayacak.

1. TUR - TERESA MEDEIROS


Yak: Güllerin Fısıltısı
Yazarla tanışmamı sağlayan kitap ama kitaptaki çiftimizin çocuksu tavırları ve kurgudaki saçmalıklar yüzünden yazardan soğutmuştu beni.

Yeniden Yaz: Unutulmaz Gece
Güzel bir kitap olmasına rağmen Lottie'me, Hayden karakterini hiç yakıştıramadım. Ona kızımızdan biraz daha deli dolu bir eş lazımdı bence.

Tekrar Oku: Unutulmaz Gece
Bana göre yazarın en güzel kitabıdır. Her şeyiyle mükemmel bir kitap, ayrıca beni ağlatmayı başaran 2. kitaptır.

2. TUR - 3J


Yak: Sonsuza Kadar
Hayatımda okuduğum en hastalıklı düşüncelere sahip olan bir kitaptı. Özellikle bir amca bozuntusu var ki... Allah bin belasını versin, kızın hayatını kararttı! JM hayranları bana baya kızacak ama historicalseverler bu kadının kaleminin nesini beğendi hiç anlamadım. Bana kalsa yazarın bugüne yazmış olduğu bütün kitapları yakardım -_- . Keşke hiç okumasaydım dediğim bir yazar olarak kalacak aklımda.

Yeniden Yaz: Fidye
 Tabi ki dostluk olması da çok önemli ama bana aşık çift izlenimini uyandıramadı bu ikili. Ayrıca 2. çifte ayrı bir kitap yazardım veya 2. çifti asıl çift yapardım.

Tekrar Oku: Şahane Bir Kadının Gizli Günlüğü
İlk historicalım ve bu türe aşık olmamı sağlayan kitap *-* Ahh Miranda, seni nasıl da seviyorum! Defalarca okudum ve okumaya devam edeceğim.

3. TUR - TÜRK YAZARLAR


Yak: Tek Kanatlı Bir Kuş
Ne yalan söyleyim, fazla bir şey anlamadığım bir kitap oldu. 

Yeniden Yaz: Kürk Mantolu Madonna
Bence abartıldığı kadar güzel değildi. Ben okuduğum kitaplarda karakterlerin duygu ve düşünce gelişimini görmek isterim. Maalesef bu kitap bunu sağlamadı. Raif Efendi kitap boyunca hep boynu bükük kaldı. Maria Puder, bir dengeye giremedi.

Yeniden Oku: Veda - Esir Şehirde Bir Konak
Ben bir aralar kitap okumayı baya bırakmıştım. Veda, benim geri dönüşüm oldu. Aynı zamanda yazarın doğmadan önceki zamanında anne tarafından ailesini öğrenmiş oluyoruz. 

4. TUR - PARANORMAL


Yak: Arzuların Esiri
Normalde paranormal türünde kitaplar okumayı fazla sevmiyorum. Paranormal kitap yazanların çoğu 1 seriden 10+ kitap çıkarıyor. Tabi böyle olunca çeşitlilik olsun diye de farklı türler koyuyorlar. Bizim ülkede bu tarz kitapların çevirisi malum çok yavaş ve işin içine fazla tür girince benim kafa baya karışıyor. İşte bu kitap da benim için bu düşüncenin kanıtıdır.

Yeniden Yaz: Cehennem
Henüz 3 gün önce bitirdiğim bir kitap. Karakterler güzel tasarlanmış, yer yer güldürdü de ama sıkıcı olmasını engellememiş.

Yeniden Oku: Sığınak
Bana göre serideki en güzel kitap buydu. Öncelikle serideki Raintree ve Ansara klanları insana en yakın canlılardı. Son kitabın hikayesi çok güzeldi. Karakterler muazzam. Hele savaş kısmı uzun zamandır okuduğum en iyi savaş sahnelerinden biriydi.

5. TUR - KLASİKLER


Yak: Aşk ve Gurur
Şaşırdınız değil mi? Bir historical hayranı nasıl olur da bu kitabı sevmez? Maalesef beni etkileyen bir kitap olmadı. Ayrıca bu kitapla ilgili paylaşımlar beni kitaptan iyice soğuttu.

Yeniden Yaz: Tess
Aslında konu bakımından ve kitap boyunca gelişen olaylardan ötürü sevebileceğim bir kitaptı. Yazar fazla betimlemeleri ve yayın evinin başarısız çevirisi sayesinde aldığım zevki söndüren bir kitap oldu.

Yeniden Oku: Vadideki Zambak
Tess kitabı kadar okunması zor olan ve çoğu kişinin fazla beğenmediği bu kitap beni baya etkilemişti. Özellikle Henriette'ye bayılmıştım.

 Bu fikri ortaya atanın aklına sağlık. Yaparken çok eğlendim. Umarım siz de okumaktan zevk alırsınız. Son olarak ilk mimleyeceğim kişileri seçiyorum. Umarım benden önce davranan olmamıştır, olmuşsa sağlık olsun :)

Kütüphanemden Kitap Manzaraları
*
Didemika Bir Deli Bir Dolu
*
Kitap Güneşim
*
Satellite
*
Kitap Tutkusu  

13 Nisan 2016 Çarşamba

Hain Yüreğim-Yorum


 Yüreğimin koridorlarında dolaşan bir canavar… Onu tanımıyorum. Göremiyorum. Ama hissediyorum. Orada… Amansız, Şeytani, Hain...

 Doro, küçük kardeşinin ölümünden beri kâbuslarla ve halüsinasyonlarla yaşamaktadır. Kötü anıları geride bırakmak adına annesiyle birlikte başka bir şehre yerleştiğinde hayatında temiz bir sayfa açacağını düşünür ama nereye giderse gitsin geçmiş, bir hayalet gibi onu takip etmektedir. Ve bir gece, haftalar önce intihar ettiğinden herkesin emin olduğu bir gençle karşı karşıya geldiğinde Doro gördüklerinin bir hayal olup olmadığını anlayabilmek için tehlikeli bir arayışın içine girer. Dahası, keşfettiği şeyin gerçek olduğunu herkesten önce kendisine kanıtlaması gerekecektir…

********************************
 Bir süredir farklı türlerde kitap okumayı kafayı koymuş olan ben, psikolojik gerilime de el atmış durumdayım. Wulf Dorn, bu konuda ülkemizde kalemi sevilen bir yazar. Böylece ilk psikolojik gerilim kitabım olan Hain Yüreğim'i okuyup bitirmiş oldum.

 Okuyanların da dediği gibi yazarın kalemi gayet akıcı. Fakat benim için kitap hakkında olumlu söyleyebileceğim tek şey bu. Ben beğenmedim kitabı.

 Öncelikli sebebim, kitabın genç yetişkin tarzı psikoloji gerilim kitabı olmasından kaynaklanıyor. Kitap hakkında bilgi sahibi olmama rağmen herhalde fazla genç yetişkin ağırlıklı değildir diye düşündüm. Fakat kitap bildiğim klasik genç yetişkin romanıydı benim için. 

 Bana göre kitapta öyle aman aman gerilecek veya şaşırılacak bir şey yoktu. Her şey en başından beri belliydi. Hatta bir yerden sonra kitabı atlayarak okumaya başladım. Sadece son 56 sayfa idare ederdi. Geri kalan kısımlarda gerilmekten ziyade sıkıntıdan patladım.

 İleride okur muyum bu yazarı, okunacak kitaplarım bittikten sonra belki.

 Puanım: 1/5

10 Nisan 2016 Pazar

Fareler ve İnsanlar-Yorum


 Bu kitabı bu kadar geç okumama kızanların sayısı çok fazla olacaktır ama ne demişler, geç olsun güç olmasın.

 Yazarın şu ana kadar 2 kitabını okudum. Biri bu, diğeri de İnci. Yazarın İnci kitabını da çok sevmekle beraber, Fareler ve İnsanlar'ı okumak bana daha fazla keyif verdi. Sanırım bunun sebebi İnci'nin gereğinden fazla betimlemeye boğulmuş olmasıydı.

 Kitap daha ilk sayfadan sizi kendine çekiyor. Curley' hariç orada bulunan karakterlere kanım çabucak ısındı. Özellikle George'a. Aksi görünüşüne rağmen içinde yumuşak bir kişilik barındıran karakterleri seviyorum. 

 Benim için "Hayal kurma" temasını en güzel işleyen kitaplardan biri oldu Fareler ve İnsanlar.

 Zamanında kitabı incelerken Candy ismini görmüştüm. Kitabı okumaya başladıktan sonra Candy'nin erkek çıkması beni baya şaşırttı. 

 Kısa olmasına rağmen içi çok doluydu. Sadece "George, kendine ait bir çiftliğe sahip oldu mu?" sorusunun cevabını vermiyor, o kısım okuyucuya bırakılmış gibi görülüyor. Bana kalırsa, George olanlardan ötürü başta hayalinden vazgeçti fakat onu bunaltan çalışma şartlarına daha fazla dayanamadığı için kendine çiftlik satın aldı. Yine de fazla mutlu olduğu söylenemez.

 Puanım: 5/5

Erken Rüya Zamanlar-Yorum


 Elimde bulunan son Fatma Erdek kitabını da bitirmiş bulunmaktayım. Kitap bazı yönlerden gayet iyiydi fakat beğenmedim kısımları da yok değildi.

 Bana göre Fatma Erdek aşkı hem güzel anlatıyor hem de anlatırken biraz bocalıyor. Yazar, bence romantik kitap yazma konusunda diğer Türk yazarlardan daha başarılı. Okumuş olduğum 3 kitabında da (Erken Rüya Zamanlar, Gece ile Şafak, Ben O Değilim) çiftlerimiz arasında ne gereksiz atarlanmalar var ne de fazla inatlaşma ve kendini naza çekme durumu. Her şey olması gerektiği gibi ilerler. Ayrıca çiftlerimiz kitabın ortasında sevgili olmuşlardır ve kitap boyunca onların sorunlarla beraber mücadele etmelerine ve mutlu anlarına şahit oluruz. Ki böyle bir şeyi herhangi bir romantizm içeren kitapta bulmak oldukça zor. Çiftler anca kitap sonunda sevgili olur ve ondan sonra mutluluğa adım atmış olurlar. Bu yönden Fatma Erdek'i gerçekten takdir ediyorum. Gelelim bocaladığı yere. Yazar aşk işini çok aceleye getiriyor. ERZ'de birbirlerini 15 sene sonra ilk kez gören çiftimiz hemen birbirlerine kavuşmak için birinden bir işaret bekliyor. Tamam, 15 sene boyunca birbirlerini unutmadıklarını okuyoruz iki ağızdan da ama daha saniyesinde "Biz yeniden sevgili olmalıyız." demek de acelecilik demek. Bunun bir benzeri Ben O Değilim kitabında da vardı. Tuna'yı gören Arın, 2. karşılaşmada kıza aşık oldu ve onunla evlenme fikrini kafaya koydu hemen. Sonraki kitapta buna biraz daha dikkat etmeli yazar. 

 Üstte de yazdığım gibi neyse ki kitabın ortasında çiftimiz bir nevi eski günlerine dönüyorlar.

 Kitapta hoşuma giden diğer kısım Eser'in, Nehir için yazmış olduğu mektuplardı. Bir Türk yazardan okuduğum en romantik yazılar olabilir o kısımlar. 

 Olumsuz gördüğüm kısımlardan biri yazarın kitabı çok duygusala bağlamasıydı. İki karakterin iç sesleri beni baya boğdu. Sürekli birbirleri için verdikleri acılı söylemler bir süre sonra "Eh be kardeşim, aşk için bir ölmediğin kaldı." dedirtti bana sonunda.

 Ayrıca Kaan kötü bir karakter olmamasına rağmen herkes tarafından -nişanlısı Nehir de dahil- kötülendi. Neymiş sinsi olduğu için kötü biriymiş. Eğer canından çok sevdiği nişanlısını başkasına kaptırmamak için gösterdiği çabaları sinsilik olarak adlandırılıyorsa ben o sinsiliğe "Helal olsun, yürü koçum." derim. Böyle bir şeyi Eser, Nehir için yapsa herkes tarafından kahraman ilan edilir; Kaan yapınca pislik olur. 

 Puanım: 3,5/5

1 Nisan 2016 Cuma

11 Doktor 11 Öykü - Alıntılar




 1. DOKTOR

* "Ne kadar saçma gelişti bütün bu olaylar. Niye hiçbir zaman doğru düzgün bir seçeneğim olmuyor?" "Sanırım olmuyor. O zaman düzgün olmayan seçimi yapmaktan başka şansım yok."

* "Işında yarım düzine ruh hapsedilmiş durumda. Üç çocuk, Susan'ı da sayarsak üç yetişkin var. Emirlerimi bile bile yerine getirmediği gerçeği düşünülürse onu da yetişkin saymaktan o kadar da emin değilim aslında."

* "Hımm," dedi Doktor ve sonra "Hımmmmm."
 Aldirge, Susan'ı dürttü. "Hatalara bakmaya başladığı zaman bu sesi çıkarır ama bu sefer bulamayacak."

 2. DOKTOR

* "Nefes almanın güvenli olduğunu nereden biliyorsun?" Jamie'nin sesi maskenin arkasından boğuk çıkıyordu.
 "Bilmiyorum. Fakat ta buralara kadar boğulmak için getirilmediğimize bahse girebilirim."

* " Benimkine benzer bir hafızaya sahip olmak bir lanet gibi. O kadar çok şey görüp hiçbirini hatırlamamak korkunç bir şey!"

* Doktor kollarını yenilenen konsol üzerinde açtı ve yanağını sıcak metale dayadı. "Senin için bir süreliğine çok endişelenmiştim." diye mırıldandı.
 "Gemiyle konuştuğun zaman biraz tuhaflaşıyorsun." dedi Jamie.
 "Hişşşt, kızın duygularını inciteceksin."

* "Bir dakika! Müziğimin çirkin olduğunu mu söylüyorsun yani?"
 "Evladım benim, kaçmamıza yardım etmedi mi? Sırf bu bile onu dünyadaki en güzel müzik yapmaya yeter."

 3. DOKTOR

* "Burada ilgini çeken bir şey mi var?"
 "Doğru." 
 "Tehlikeli bir şey mi?"
 "Yine doğru."
 "Ve seni buraya UNIT yolladı?" dedi Jo zafer kazanmışçasına.
 Doktor ona döndü. "Ah güzel kızım, UNIT beni hiçbir yere yollayamaz."

* " TARDİS'in şekli modern mavi rengi, bütün doğası ilkel akıl için o kadar yabancı ki, beyn gördüğü şeyi tam olarak çözemiyor. İlkel akıl korteksi bakan kişiye gereken bilgiyi ulaştıramıyor. Bu da makinenin görüntü değiştirme devresi bozuk olsa da neredeyse görünmez olmasını sağlıyor. Yani başına hiçbir şey gelmez."

* Doktor belirli bir mesafeden, yirmi kişiden oluşan bir grubun TARDİS'i dört iri öküz tarafından çekilen geniş ve alçak bir vagona yüklemesini izledi. Vagon ağaçlarına arasından yavaşça kayboldu.
 "Ne yapalım, sadece bir teoriydi." dedi.

 4. DOKTOR

* Bazen bir çocuk, bazense bir tanrı gibiydi.Çoğunlukla ikisi birdenmiş gibi görünüyordu.

* "İnti? Güzel bir isimmiş. Akılda kalıcı. Kolay hatırlanıyor."
 " İntikamımızı-Doktor-Binlerce-Acı-Veren-Ölüm-Tattığında-Alacağız'ın kısaltılışı."
 Doktor'un gülüşü silindi. "Eh, bu biraz uzunmuş. Niye kısalttığınızı anlıyorum. Bu arada şeker istemediğine emin misin canım?"

* Leela asıl ilginç olanın, bu ağaç insanlar tarafından onlar için planlanan ne olacağı belirsiz kadere götürülürken Doktor'un bu kadar rahat davranması olduğunu düşündü. Yüzünde yine o sırıtış vardı. Leela bunun sebebinin Doktor'un çok uzun zaman yaşayıp çok şey görmesi olduğunu düşündü.  Bir süre sonra her şey sıkıcılaşıyordu herhalde. Her yeni şey onu heyecanlandırıyor olmalıydı.

* Doktor: "Bu kim peki?"
 Justiciar: "Sensin. Doktor atalarımıza dokuz yüz yıl önce böyle görünmüş."
 Leela: "Ona hiç benzemiyor." 
 Doktor: "Bilmem. Biraz benziyor sanki. İki göz, iki kulak, bir burun. Sanırım buna burun denebilir değil mi? Yıllar içinde değiştiğim de doğru sonuçta. Ancak hiçbir zaman böyle görünmemeye çalıştım."
 Leela: "Çok genç!" dedi Leela. "Üstelik de çok yakışıklı."
 Doktor: "Papyon takıyor! Saçma sapan şeyler. Papyon takacağıma ölürüm daha iyi."
 İnti: "Doktor atalarımıza 'Papyonlar havalıdır.' demişti."
 Doktor: "Havalı mı? Böyle bir şeyi asla..."

  5. DOKTOR

 * "Yani demek istiyorum ki Nyssa, her zaman olduğu gibi her şey mümkün. Ve en nihayetinde ihtiyacın olan tek doğru da budur."

 6. DOKTOR

* "Bizi kaçırdıkları zaman karşı çıkmak için bir şansları var gibi görünüyordu. Ve seni az önce neredeyse vururken. Şansın yaver gitti."
 "Şans değil canım, kabiliyet."

* "Bir şeyi havaya uçurmak ne zaman basit oldu?" 
 "Basit tabi ki, ancak kolay değil."

* "Hadi ama Doktor. Aşk ve içsel duygularını paylaşmakla ilgili şu şahane tecrübelerini anlatsana. Sürekli başkalarıyla seyahat eden birine göre oldukça yalnız görünüyorsun."

* "Burada olduğumuza göre diğerleri bu karmaşayla ilgilenirken kumarhanede şansımızı denemeye ne dersin?"
 "Şans mı? Hani kabiliyetti? Öyle demiştin."
 " Bitmediği sürece adına ne dediğin önemli değil."

 7. DOKTOR

* "Bütün Zaman Lordları'nın TARDİS'i var mı?"
 "Evet, ancak çoğu kullanmıyor. Genelde öyleymiş gibi görünerek Gallifrey'de oturmakla meşguller."

* Ace, Doktor'un yüzündeki ifadeden Zaman Lordları'na yapılacak bir ziyaretin, kendisinin Dünya'da dişçiye gitmesi gibi bir şey olduğunu anladı.
 " Niye gitmek istemiyorsun?"
 "Of, Ace, o kadar sebep var ki. Bir kere yaşlı, sıkıcı ve önyargılılar."
 " Bu kadar mı?"
 "Daha yeni başlıyorum! Dar görüşlüler ve tören kıyafetlerini giyip evreni izlemeyi, onun bir parçası olmaya yeğliyorlar."
 "Başka?"
 " Bana yaramaz bir okul çocuğuymuşum gibi davranıyorlar."

* " Evren böyle değişebilir mi?" diye sordu Ace. "Bütün hepsi?"
 "Oldukça nadir ama olabilir."
 " Peki sonra?"
 "Birinin değiştirmesi gerekir."
 " Kim?"
 " Genellikle Zaman Lordları."
 " Zaman Lordları bir sorun olmadığını düşünüyorlar."
 "Bir tanesi hariç!"
 "Biraz önyargılı mı yaklaşıyorsun acaba?"
 " Hayır!" dedi Doktor inanamayarak.
 "Emin misin? Kendini açık görüşlülüğün ve herkesin yaşamına karışmamakla översin ama Dalekler'e geldiğinde en az onlar kadar inatçılaşıyorsun. Bana bir keresinde sonsuz sayıda zaman çizgisi olduğunu, hepsinin bir diğerinden küçük farklarla ayrıldığını söylemiştin. Ancak Dalekler'in şeytani olmadığı bir zaman çizgisine inanmayı reddediyorsun. Kabul et Doktor, konu Dalekler olduğunda sen de en az bizler kadar toleranssızsın. 
 " Kesinlikle öyle değilim. Neler yapabileceklerinin farkındayım sadece. Bu, hiçbir zaman çizgisinde değişmez."
 "Bak işte! Başka bir şey demiyorum hakim bey!

* "Ace, bu evren hiç var olmamalı."
 " Ama var işte! Bunu Dalekler'den nefret ettiğin için yapıyorsun. Onlardan hep nefret ettin. Ne bu evende ne de diğerlerinde mutlulukla yaşamayı hak etmediklerini düşünüyorsun. Çocuksu bir tanrı kompleksine sahip ukala bir Zaman Lordusun sadece ve onları sonsuza kadar cezalandırmak istiyorsun."

 8. DOKTOR

* Bir zamanlar, uzun zaman önce, bir ismi vardı. Dokuz yüz yıl önce. Aklında o kadar çok hatıra vardı ki, birçoğu önceki rejenerasyonlarına aitti... Sanki başkalarının olan bu hatırlar öyle sönük ve belirsizdi ki, bazen hayaletlerin fısıltılarını andırıyorlardı. 

* " Ama Evelyn, bu bilimsel bilgiyi doğal zamanından önce öğrenmek yerine hak etmeniz lazım."

 9. DOKTOR

* "Her şey yolunda mı? Önümde diz çökmenize hiç gerek yok. Elimi sıksanız da yeterdi."

* " İşte bu yüzden bir yol arkadaşına ihtiyacım var. Aklımın bir karış havada olmasını, ayaklarımın yerden fazla kalkmasını engellemek için. Beni kendimden korumak için. Devam etmemi Rose gibi insanlar ve senin gibi kabuklu canlılar sağlıyor Ali. Bana her şeyin sona ermediğini, her şeyin benimle ilgili olmadığını hatırlatıyorsunuz. Halkım tamamen gitmiş olabilir ama senin halkın var. Ve hepsi de çok değerli.

 10. DOKTOR

* "Şişko. Evet öyle diyorlardı." 
 " Çocuklar çok acımasız olabiliyorlar." dedi Doktor. "Çocuk kitabı yazarları daha da fazla..."

* " Ben Doktor, bu da Martha. Siz...?"
 " Bayan O'Grandy. Nasılsınız?"
 " Bayan O'Grandy." diye tekrar etti Doktor. "İlk isminiz de var mıydı acaba?"
 " Evet, var. İlk adım Bayan."
 " Tam anlamıyla üç boyutlu bir karaktersiniz." dedi Doktor, Martha'ya bakıp alaycı bir tavırla kaşlarını kaldırarak.

* "Duyularımızdan ibaretiz sadece Martha. Gözlerimiz düz bir yüzeyde olduğumuzu söyler, ayaklarımızın altındaki toprağı hissederiz ama ya duyularımız bize yalan söylüyorsa? Dokunma, tatma, duyma, göre, koklama yeteneklerimizi alırsak Dünya da ona göre değişmez mi?"
 " Evet, ama aslında değişmiyor değil mi? Duyularımızı alsan da bir an önce neredeysek orada kalırız, sadece duyularımız eksik olur."

* " Doktor, sanırım onu durdurmak için bir plan yapmışsındır. Değil mi?"
 " Doğal olarak."
 " Koşmamız gerekecek mi?"
 " Doğal olarak."
 "O zaman gidelim."

* " Güzel kovalamacaları severim. En iyi hikayeler güzel bir kovalamacayla biter. Çok fazla kitap okuduğun belli."
 " Evet, okudum. Çok fazla kitap okudum. Benim kadar çok yolculuk yaparsan, bütün zamanını yalnız geçirirsen, hiç uyumadan üstelik... Bir noktadan sonra okumaya başlarsın değil mi? Aklımda dokuz yüz yıl değerinde kitap var Cotterill ve hepsine ulaşabiliyorsun. Hepsine birden."

 11. DOKTOR

* " Hep böyle miydin?"
 "Nasıl?"
 "Zaman makinesi olan deli bir adam?"
 "Yok yahu, zaman makinesini çok sonra aldım."

* "Neredeyse oradayız." dedi Doktor. " Zamanın Şafağı'nda. Lütfen. Her neredeyse Amy'nin güvende olduğunu söyle lütfen."

* " Beni öldürecekseniz öldürün. Ancak Doktor'un beni terk ettiğine inanmıyorum. Ve saatin kaç olduğunu da sormayacağım."

* " Zaman Lordları soykırımı sevmezlerdi. Benim de çok hoşuma gittiği söylenemez. Sonuçta bir potansiyeli öldürüyorsun. Ya bir gün iyi bir Dalek olursa? Ya da..." Doktor duraksadı. "Uzay büyük. Zaman çok daha büyük... Sana yaşayabileceğin bir yer bulmak için yardım edebilirdim. Ama Polly adında bir kız vardı ve günlüğünü unutmuştu. Ve sen onu öldürdün. Bu bir hataydı." 
 "Onu tanımıyordun bile." diye seslendi Kin Boşluk'tan.
 " Bir çocuktu." dedi Doktor. " Bütün çocuklar gibi saf bir potansiyeldi. İhtiyacım olan kadarını biliyorum yani."

11 Doktor 11 Öykü- Yorum



 NOT: Yorumu okuduktan sonra alıntılar için uğrayabilirsiniz buraya .

 Vizelerimin başlamasına az kalmasına rağmen şu güzellik sürekli "Beni oku!" diye göz kırpıp durdu. Araya 1-2 aksilik çıkmasaydı şu kitabı 4 günde bitirmiş olacaktım.

 Kitap hakkında önce genel bir yorum yapacağım, sonra da öyküler için söylemek istediğim birkaç şey var.

 Öncelikle Doctor Who hayranıysanız kitabı sevmemeniz mümkün değil. Kitap 50. yılın hakkını gerçekten vermiş.

 Yazarların hepsi itinayla seçilmiş. Özellikle Neil Gaiman'ın kalemini çok beğendim. 

 Yazarlar, doktorlarına ve yardımcılarına çok dikkat etmişler. Ve 3. ile 6. Doktorun hikayesinde seride en sık karşısına çıkan düşmanlar görülüyor. Çoğumuz modern seriyi bildiğimiz için kitaptaki son 3 doktoru okurken daha zevk alacağınıza eminim. Az biraz klasik seriyi de bildiğim için bildiğim doktorları okumak çok zevkliydi benim için.

 Diğer dikkat ettiğim noktaysa her hikayede TARDİS'in Doktor için öneminin vurgulanmasıydı.

 Sanırım tek eleştirim bazı yerlerde çevirilerin düzgün çevrilmemesi olacaktır. 

 Spoilera kaçmadan her hikaye için kısa notlar eklersem:

 1. Doktor: Tam klasik seriye yakışır bir hikaye olmuş. Hikayede en çok hoşuma giden kısım Doktor'un Susan'a olan sevgisiydi. Bu kısım bana 12. Doktor'un Clara'ya olan derin sevgisi ve bağlılığını hatırlattı. 

 2. Doktor: Bu Doktor'umuzun zamanında 4 bölümlük olan bir macerasını izlemiştim ama beğenmemiştim o bölümü. Sebebi senaryoda aşırı tekrarlar olmasıydı ve Doktor'un bölüm boyunca yaptığı şey sadece kapı açmak oldu. O bölümden sonra 2. Doktor'u izlemeyi bırakmıştım. Fazla pasif gelmişti bana Doktor. Kitaptaki Doktor'un hikayesini beğendim. Pasif de değildi hikayede. Jamie'yi o beğenmediğim bölümde izlemiştim, yani Jamie hakkında da az çok bir bilgim vardı hikayeye başlamadan önce. Sırf Jamie hatırına yazın 2. Doktor'un maceralarını izleyebilirim.

 3. Doktor: İşte en sevdiğim Doktorlardan biri. Diğer rejenerasyonlarından ayrılan en önemli özelliği centilmen olmasıdır. Hikayede de bu centilmenliği bir kez daha karşımıza çıkıyor. Yol arkadaşının rahatlığı için birçok şey yapabilecek biri. Diğer sevdiğim bir yönü de ciddi bir şey olduğunda o sorunu çözmek için gerçekten dikkatini vermesidir. Klasik seridekileri çok bilmesem de modern seridekiler ne yazık ki çok "lay lay lom" şekilde çözüyorlardı sorunları. Çoğu macerada asıl konudan koptukları çok oluyordu. Neyse ben biraz dağıttım konuyu, dönelim hikayeye. Elbette bu hikayeyi de çok beğendim. Bu da tam klasik seri macerası olmuş. 

 4. Doktor: Hakkında tek bildiğim seride en uzun bulunan doktor olduğudur, bir de jelibona olan aşırı düşkünlüğüdür. Kitaptaki hikayesi fena değildi. Fakat benim ilgimi asıl çeken yol arkadaşı olan Leela oldu. 

 5. Doktor: Tek bildiğim gerçek hayatta 10 Doktor'un kayın pederi olduğu. Açık ara kitaptaki en en en kötü hikayeye sahipti. Bir kere 5. Doktor nasıl biridir bir bilgi yok. Ayrıca kitapta 3-4 sayfa gözüküyor sadece. Hikaye desen 2-3 veledin başından geçen saçmalıkları konu alıyor. Hikaye öylesine yazılmış sadece.

 6. Doktor: Bildiğim tek şey sebebini hatırlamasam da BBC tarafından işine son verilmesidir. Diğer hikayelerden farklı olarak 1. kişi ağzından anlatım yapılıyor. Anlatıcı Doktor'un yol arkadaşı olan Peri Brown. Richelle Mead, okumasam da ismini bildiğim bir yazar ve iyi ki zamanında bir kitabını okumamışım. Kalemini fazla akıcı bulmadım. Yeminle Doktor için kitap yazmasaymış, bu hikaye kesin aşk hikayesi olacakmış. Hikayede gerçekten beğendiğim şey düşmanı iyi seçmiş olmasıydı. Yeminle başka bir düşman olsaymış resmen facia bir hikaye olacakmış.

 7. Doktor: Bunun hakkında da tek bildiğim rejenerasyon geçirdiği kısımdır. Kitaptaki en iyi hikayesi olan doktorlardan biri. Başından sonuna kadar film izliyormuşum gibi his yarattı.  Ayrıca Ace'i de çok sevdim ben.  Bir gün izleme şansına erişirsem bence çok seveceğim bir doktor olacak kendisi.  

 8. Doktor: Sevdiğim bir başka doktor. Ne yazık ki sadece 1 filmi ve mini bir bölümü var kadersizin. Ama Wiki sayfasından ve internette okuduğum birkaç çizgi romanı sayesinde kendisini tanımış oldum baya. Hikayesine gelince bence 8. Doktor'a göre bir hikayeydi ve genel olarak da iyiydi.

 9. Doktor: İlk doktorum. Ve en bir sevdiklerimden. Hikayesi de gayet güzeldi. Tek hayal kırıklığım Ali'nin kız çıkması oldu. Ali tam benlik bir yol arkadaşıydı. Korkusuz, acayip zeki ve uzaylı *-*

 10. Doktor: IYYYYYYYY!!! 10. Doktor, Doctor Who evrenindeki en sevmediğim 2 kişiden biridir (diğeri ise Rory). Bu hikaye de neden kendisinden nefret ettiğimi bir kez daha güzelce hatırlattı. Çok konudan kopuyorsun be arkadaşım! Ayrıca zekimişmiş. Gördük ne kadar zeki olduğunu 3 sezon boyunca. Martha ise modern seride Clara'dan sonra en bir bağrıma bastığım yol arkadaşıdır. 3. sezonun tek güzel yanı Martha'dır benim için.  Ayyy 3. sezonu hatırladıkça beni afakanlar basıyor. Her bölüm bu kadar mı kötü olur ( evet, çoğu kişinin sevdiği Blink bölümü de gözümde berbat bir bölümdür -_-) ? Ben yine farklı bir konuya geçtim. Neyse, ilk kez 10. Doktor ve Martha'nın macerasından zevk aldım. Yazarın ağzına sağlık. Tabi hikayede Doktor yine beni sinir etti, Martha ise mantığıyla beni hayran bıraktı. Fakat bir yerde mantık hatası vardı bence. Martha, Rapunzel ile görüştüğü zaman "Geleceğe gidip senin Disney yapımı filmini izledim." diye bir cümle kuruyor. Fakat bana çok mantıksız geldi. Bir kere 10. Doktor'un Martha'yı herhangi bir filme götüreceğini hiç sanmıyorum ben. Keşke yazar öyle bir şeyi dahil etmeseymiş.

 11. Doktor: Gaiman, 5. ve 6. sezonlardaki 1-2 bilgiye kısaca yer vermiş. Örneğin Amy'nin en iyi kız arkadaşı Mels. Hikaye fazla aksiyonlu değildi fakat okuması çok zevkliydi. 11. Doktor, veda sahnesine kadar çok sevdiğim bir doktordu. Moffat sağ olsun tam rejenarasyon sahnesinde kendisinden soğuttu beni. Hayır, sebebi kısa sürmesi değildi, vedası iyice yaşlanmış haliyle olmalıydı, gencecik haliyle değil -_- .

 Kısaca modern seridekiler hariç 3. ve 8. Doktor'u baya iyi tanıyorum. 1,2 az biraz biliyorum, diğerlerinin doktorsal özelliklerini hiç bilmiyorum. Yazın bir terslik olmazsa modern seriyi izleyeceğim.

 Puanım: 5/5 ( Ne kadar 5. Doktor'un hikayesi kötü demiş olsam da 1 hikaye için düşük puan vermeye gönlüm el vermez.)