24 Eylül 2016 Cumartesi

Mezardan Uyanan-Yorum



Bir Frost Romanının Kapağını Her Zaman Mutlu Bir Beklentiyle Açarım." 
-Charlaine Harris-

Her zaman kazılacak bir mezar daha vardır!

Son zamanlarda hayat, vampir Cat Crawfield ve kocası Bones için sıra dışı bir şekilde sakindi. Ancak her an tetikte olmaktan vazgeçmemeleri gerektiğini en iyi onlar biliyordu... Şaşırtıcı bir sırrın ortaya dökülmesi, bütün dünyaya yayılacak bir savaşı önlemek için yeniden aksiyon dolu günler yaşamalarına neden olacaktı... Düzenbaz bir CIA ajanı, insanlarla ölmeyenler arasında tehlikeli bir gerilim yaratabilecek korkunç ve gizli aktivitelere bulaşmıştı. Şimdi Cat ve Bones, arkadaşlarını ölümden de beter bir felaketten kurtarmak için zamanla yarışmak zorundaydı. Çünkü açığa çıkardıkları her sır, daha ölümcül sonuçlar doğuruyordu.

Ve eğer başarısız olurlarsa, hayatları -ve sevdikleri herkesin hayatı- mezarın kıyısında sallanıp duracaktı.

"Kötülük, Doğduğu Kalpte İz Bıraksaydı, Kötünün Kalbi Kapkara Olurdu." 

"Tutkulu ve tahrik edici... Şehvetle ve aksiyonla dolu."
- Kresley Cole-

"HER SAYFASI SEKSİ VE GERİLİM DOLU. BU SERİYE RESMEN BAĞIMLIYIM."
-Gena Showalter-

"JEANIENE FROST'U MUTLAKA OKUNACAKLAR LİSTENİZE EKLEYİN." 
-Lara Adrian-

"Klasİk vampİr MİTLERİNDE dönüm noktası... JEANIENE FROST, BÜYÜK BİR BAŞARIYa İmza atıyor."
-Yasmine Galenorn-

**********

 Bitti! Mezarla Uyanan ile güzel bir seriyi sonlandırmış bulunuyorum. 

 Açık ara serinin en sevdiğim kitabı oldu. Her şey vardı: aksiyon, duygusallık, romantizm ve güzel bir sürpriz. Açıkçası Madigan'ın daha acılı bir şekilde gebermesini dilerdim.

 Bundan sonra baya spoiler vereceğim.

 Don, sürekli beni şaşırtıyorsun. Bir yandan seni sevesim geliyor, bir bakıyorum gizli saklı işlerin ortaya çıkıyor. Senin için ne desem cidden bilemiyorum :(

 Kitabı okumadan önce Katie isimli biri seriye girecek diye okumuştum yorumlarda. Kim olduğu hakkındaki tahminim doğru çıktı. Beklediğim Cat ve Bones'un evlatlık kızı olmasıydı, bir baktım ki Cat'in öz kızıymış. Şaşırdım diyemem, kitabın yarısında anlaşılıyor zaten kim olduğu. Yalnız babası kim baya meraktayım. 

 Tate, çoğu okuyucu gibi benim de nefret ettiğim bir karakter en azından karakterdi. Katie sağ olsun, ona artık eskisi gibi nefret duymuyorum, sadece gıcığım o kadar. Katie'ye karşı duyduğu sevgiden ve hassasiyetten çok etkilendim. Oldu ki bu kızın babasının kimliği bir şekilde açıklandı ve baba Tate değil başkası çıktı, atıyorum Juan. O zaman ne olur acaba? Fakat yazar öyle aşırı drama giren biri değil, büyük ihtimal babası Tate'dir.

 Katie'nin Cat üzerindeki etkisini de unuttum sanmayın. Cat, bilirsin seni severim fakat Katie'ye karşı sevgin ve korumacılığın... Cat, bundan sonra sana tapıyorum! Kitapta daha çok Katie'yi bulma kısmı ağırlıkta olduğundan aralarındaki ilişkiye yer verilemese de Cat'in o anlardaki kızına karşı olan hisleri çok güzel aktarılmıştı. Cat'in harika bir anne olacağına eminim, aralarında harika bir ilişki olacağından hiç şüphem yok ;)

 Yalnızzz... Bones, beni her sayfada irrite ettin arkadaş! Zaten seni ilk kitaptan beri sevmezdim fakat Katie'ye karşı takındığın acayip soğuk duruş ve küçümsemeyle gözümde bittin. Bir de bu salak baba olacak? Hadi, Katie alışık olmadığı türde biri olduğu için bu tavırları normal diyeceğim ama bu arkadaş Cat ile daha yarı vampir-insan olduğu zamandan beri görüşmüyor mu? Üzgünüm okuyucular, Bones ona sadece Cat'in hatırı için katlanacak, tıpkı Justine ve Don'da olduğu gibi, asla onu sevmeyecek. Bir de son bölümde Cat'e aile olmakla ilgili demez mi "Ben hazırdım aşkım. Her zamanki gibi, bir şeye en son sen ısınıyorsun." diye? Tepkim aynen bu oldu:


 Diyemiyor "Bundan ölesiye ödüm patlıyor. Artık önceliğin ben değil, Katie olacak, kızın Tate'i her zaman benden çok sevecek. Ben de dış kapının dış mandalı olacağım." diye.

 Bir de bu olanlardan önce bu kemik kafalı ölüyor gibi bir şey oluyordu ya. Çoğu kişinin aksine "Ah, hadi inşallah! Ne olur gerçekte ölmüş olsun bu kamil." diye baya dualar ettim. Tabi benimki sadece hayalden öteye gitmeyecek bir şey, bunun da farkındayım.

 Sırada Ian pisliği var. Serinin en iğrenç karakteriydi. Bu vampirin pis yüzünü gören sadece ben miyim acaba? Aklı sadece sapıklığa çalışan birine nasıl hayran olunabiliyor? Aklıma Tate'in, Ian'a Katie'i sorduğu sahne geldi. Ian:"Tutsaklık sana yaramamış, ha, sapık." Midem kalktı yeminle o sahnede. Herkes senin gibi tek tarafıyla düşünmüyor, tiksindirici! Tate, attığın yumruk için eline sağlık yiğidim! Gıcıksın, ama adam olduğunu anlamış oldum. Yine de şöyle bir süründür isterdim o "sapık" Ian'ı. Hah, şimdi de Bones'un bu harekete karşı Ian'ı savunup Tate'e nefretli söylemi aklıma geldi. Neymiş, Ian usta vampirmiş, Tate anca Bones izin verdiğinde ona veya bir ustaya saldırabilirmiş. Üffff, zaten bu kemik kafa ve sapık aynı aileden geliyordu, niye şaşırıyorsam?  Ve ona özel bir kitap mı? Ay, Allah korusun! Bir de Katie ile ilişkisi olsun diyenler var. Affedersiniz ama "OHA!" Adam saten sapık, bir de tescilleyelim mi bunu! Tamam vampir hikayelerinde fazla yaş farkı doğal oluyor ama sapık Ian ve Cat'in biriciği Katie? Yapmayın Allah aşkına, aklıma geldikçe midem bulanıyor. Jeaniene, onun için kitap yazsa da ben asla gerçekten aşık olduğuna inanmayacağım. Çünkü Ian aşk adamı değil, aklı sadece sekse çalışan tamamıyla boş bir adam. 

 Son olarak Denise'in kendini geliştirmesini çok sevdim. Arkadaş gibi arkadaş. Ben de sana "En İyi Arkadaş" ödülünü veriyorum. Yalnız şu Mencheres'i de bir alın gözünüzü seveyim. Yine sıkıcı, yine çok şey biliyor gibi görünse de hiçbir şey bilmeyen biri. Kira da sonraları süs biblosu gibi kaldı kitaplarda. Elimizde fıstık gibi bir kadın var, yok ille de o muşmula suratlı Mencheres'i okuyacağız -_-  Kitapta görünme bakımından az görünen Vlad, Mencheres'in yerine geçebilirdi. Mencheres'i hiç görmesem de olur.

 Karakterlerin çoğuna sövsem de yine de kitap cillop gibiydi. Seriyi okuduğuma asla pişman değilim. Benim gibi paranormal kitaplara pek ısınamayanlar için birebir bir seri. Kadın karakterlerini özleyeceğim. Erkeklerden sadece Tate hariç Cat'in ekibi, Vlad, Rodney ve medyum Tyler özleyeceklerim arasında. En kısa sürede Ian'ın, Bones'un, Mencheres'in ölmesini diliyorum.

 Puanım:5/5

Son 1 Ay:Genel


 Son kısımda birazcık yaz başına da kaçacağım gibi görünüyor. Benim okul 15 Mayıs'ta bitmişti. Sözde 26 Eylül'de açılacaktı fakat 3 Ekim'e kaydırmışlar. Gerçi bundan hiç şikayetçi değilim. Bir kere de tatil konusunda şans bana güldü :D

 Tatile girince yapmak istediğim ilk şey "Doctor Who Klasik Seri" bölümlerini izlemek oldu. Bu amacımı hemen hemen gerçekleştirebildim diyebilirim. Tabi ben tembellik yapmasaydım çoktan bitmişti seri. Seriye 3. Doktor itibarıyla başladım. Sebebi siyah beyazdan renkli görüntüye geçiş yapmasıdır :D Fakat ilk 2 Doktor'un bazı bölümleri eksik olduğu için de önce tamamlanan hikayeler bitsin, sonra normale en eskiye dönerim dedim. Aslında dizi hakkında yazmak istediğim baya şeyler var. Örneğin Klasik ve Modern Seriyi karşılaştırmak, en sevdiğim Doktorları ve Yol Arkadaşlarını sıralamak gibi. Sizin de diziyle alakalı aklınızda şu konuyu da yazsa güzel olur dediğiniz şeyler varsa bana yazabilirsiniz :) 



 Blogta da baya bocalamış durumdayım. Yazmam gereken yorumlar, yapmam gereken bir mim var, blog arkadaşlarımın yazdıkları yeni yazıları okumam, onlarla konuşmam lazım. 2 tane okuma şenliğine katıldım fakat bu işlerin bana göre olmadığını anladım. Sweet Summer güzel gitse de Okuma Şenliği'nde baya bocaladım. İlk kez bu sene kitap okuma konusunda çok sıkıntı çektim. Belki havadan, belki kendimi kısıtladığım için.



 Onun dışında izlediğin dizi veya film var mı diye sorarsanız, ne yazık ki bu iki türle de bir türlü haşır neşir olamadım. Bir aralar baya anime izliyordum, onu da bırakmış durumdayım. Ben pek izleyici bir insan değilim :D Daha çok kitap okumayı ve müzik dinlemeyi seviyorum anlaşılan. Gerçi en son 2012'de güzel müzikler dinledim. Sonrası hep facia oldu benim için. Ben de eskilere dönüş yapıyorum. 80'ler, 90'lar gibi. 

 Bunu duyunca belki pek hoşunuza gitmeyecek. Büyük bir hayranı değilim fakat Lady Gaga'yı seviyorum. Son 3 sene boş durmasa da yaptığı işler çoğunlukla sessiz sakin işlerdi. Şu an Perfect Illusion şarkısıyla adından bahsettiriyor. Evet, bildiğimiz Gaga'dan farklı ama bir o kadar da onun yapacağı bir şarkı olmuş bence. Ve çoğunluğun aksine ben şarkıyı gerçekten beğendim. Artık aynı tarz olan şarkılardan bıktığım için Perfect Illusion bana ilaç gibi geldi. Yine de ilk şarkının bu olmamasını isterdim açıkçası. Sırada 1 ay sonra çıkacak olan yeni albümde. Umarım 2 senelik çalışmalar olumlu yansımıştır albüme.



 Özellikle son ayım için söyleyebileceğim tek şey "benden bağımlı veya bağımsız ertelenmiş veya geciktirilmiş durumlar" olacaktır. Toparlamam ne zamanı bulur acaba? Yalnız yazmak baya iyi geldi şu anda. Belki bunu diğer blogger arkadaşlarım gibi aylık rapor olarak sunabilirim. Umarım sizleri sıkmayan bir yazı topluluğu olmuştur :)

23 Eylül 2016 Cuma

Şimdi Mezar Zamanı-Yorum



Bir yeraltı savaşını kılpayı önleyen Cat Crawfield, kocası Bones'la birlikte, biraz dinlenmekten başka bir şey istemiyordu. Maalesef, New Orleans'ın vudu kraliçesinden aldığı yetenek başına türlü belalar getirdi. Ve sonunda, birine iyilik yapmak adına kendilerini tekrar, bu kez kana susamış bir hayaletle savaş halinde buldular.

Heinrich Kramer asırlar önce yaşamış bir cadı avcısıydı. Şimdi ise her Cadılar Bayramı öncesinde masum kadınlara işkence etmek, sonra da onları diri diri yakmak için ete kemiğe bürünüyor. Ancak bu yıl, Cat ve Bones ikilisi onu bir daha inmemek üzere sonsuzluğun öbür tarafına göndermek için şeyi riske atmaya kararlı! Tek bir yanlış adım atarlarsa, kendi mezarlarını kazmış olacaklar

**********

 Sondan önceki kitap olan Şimdi Mezar Zamanı bitti. Mezarın Yüzü'ne göre daha sevdim. Diğerine göre aksiyonluydu. Sanırım bu 2 kitap biraz daha Cat'in kişisel hayatını öne çektiği için okuyucular tarafından zayıf görülüyor.

 Meydum Tyler'a bayıldım. Garibim, hayaletten olmasa bile bu tayfa yüzünden ölebilirdi :D Yanlış anlaşılmasın, Tyler hala yaşıyor. Spoiler olarak saymadığım için uyarısız yazdım. 

 Kitap bittiğinde "Oh be! Mencheres'siz bir kitap okuyabildik sonunda!" diye çok sevindim. Mencheres olmayınca kitap gözüme acayip hoş gözüktü. Vlad da yoktu ama olmaması sorun değil, sonuçta geçici bir karakter Cat'in dünyasında.

 Ama Mencheres'in boşluğunu da pislik Ian güzelce doldurdu -_- Hoş, göründüğü yerler az olduğu için terbiyesizce bir şey yapacak veya söyleyecek şeyi yoktu. Ama bence hiç olmasa daha da güzel olurdu. 

 Justina da gösterdiği tavırla kendini iyice sevdirdi :)

 Görünüşe bakılırsa sıradaki düşman Cat'in başını çok ağrıtacak. 

 Puanım:4/5

Son 1 Ay:Tatil




 Son 1 ayda yaşadıklarımın 2. kısmında tatilimi anlatacağım sizlere. 

 Bu seneki tatilimde ufak bir değişiklik yaşadım. Normalde yaz tatiline genelde temmuz-ağustos aylarında çıkılır. Benim sürücü kursum olduğu için anca eylülde çıkma şansımız oldu. Dürüst olayım son 2 senedir pek tatile çıkma isteği yok bende. Çünkü birkaç senedir aynı yere gidiyoruz. Gittiğimiz yerden kısaca bahsedecek olursam:

 Babam, şu an emekli olan bir bankacı, İş Bankası'nda çalıştı. Bankanın, çalışanlar için kendine ait 2 dinlenme tesisi var. Biri Kocaeli'nin Darıca ilçesinde, diğeri de İzmir Çeşme'de. Çeşme'nin çıkma olasılığı çok düşüktür, Darıca'nın ise her sene çıkması garantidir. Bu sene şansımızı bir kez daha Çeşme'de deneyelim dedik, tabi ki de çıkmadı. Mecburen yedeklerden Darıca'yı deneyelim dedik, o da şaşırtmayarak çıktı :D Tabi bende kurs olduğu için tatili eylüle almak zorunda kaldık.



 Oraya en son 2 sene önce gitmiştik. Son gittiğimizden bu yana birçok şeyi değiştirdiklerini gördük. Odalar önceki yıllara göre daha ev tarzı döşenmişti. Eskiden sadece yataklar, 2 çekmece, 2 dolap ve banyo vardı. Şimdikinde geniş bir makyaj masası, koltuk, bolca küçük çekmece ve banyo için de yeni duşakabin ile dolaplar konulmuş.

 Geldiğimiz günün akşamında yemeğe gitmeye hazırlanıyorduk. O sırada ben duvarın üst kısmında bir kir gördüm. Babamdan ilgilenmesini rica ettim. Babam temizlemeye başlayınca kir hareket etmeye başladı. Meğerse kir dediğim şey yavru kertenkele imiş :D Annemle ben ormanlık alanlara pek alışmadığımız için yönetmeliğe gidip sürüngeni bulmalarını istedik. İnceleseler de çıkmamış anlaşılan. Akşam döndükten bir süre sonra yine gördüm kertenkeleyi. Dışarı geri göndermek zor olacağından yok etmek zorunda kaldık. Bundan 2 gün sonra da odamıza döndüğümüzde babam banyoda minnacık bir akrep gördü. Tabi onu da yok ettik. Gittiğimiz yer doğayla iç içe bir yer. Bolca yeşillik ve mavilik bir arada. Hal böyle olunca bazı hayvanların karşınıza çıkması gayet doğal oluyor. Fakat ilk kez odamızda bolca böcek, sürüngen karşımıza çıktı, kısacası canlılar bize zorluk çıkardı. 



 Yemekler önceki senelere göre daha güzeldi ama soğuk servis edildi. Benim açımdan lezzetli olduğu sürece hiç sorun yoktur. Soğuk da olsa birçok şeyi yerim. Önceleri geldiğimiz devrelerde sadece 1 kez bir şarkıcı gelir ve oradakileri eğlendirdi. Bu sene 2 kişi getirmişler farklı günlere. Biri popüler, diğeri arabesk,türkü şeklinde takılıyordu. Popüler şarkı söyleyen kişiyle her cuma söylemesi için anlaşmışlar. Bence bugüne kadarki en iyisi de o oldu benim için. Bütün Türk şarkılarında olan düz söyleme şekli yoktu, kendince değişik şeyler de kattı. Ve yerine göre kattığı için çok beğendim onu. 



 Diğer bir konu da yüzmek oldu. Yüzme bilsem de bu sene pek yüzme havamda değildim. Güneşlenme deseniz ondan hiç hoşlanmıyorum. Sonuç olarak ufak bir sürtüşme de kaçınılmaz oldu. Bizimkiler ille gel diyorlar, ben de inadım inat istemiyorum diye zorluk çıkarıyorum :D Yüzmeye gittikleri gün annem oradan soğukluğu kaptı ve midesinden rahatsızlandı. 10 günlük tatili 6 gün kadar yapmak zorunda kaldık. Ben de sadece 1 gün yüzebildim. Benim için tatilin en kötü kısmı kitap alamamak oldu. Orada İş Bankası Kültür Yayınları'nın kitapları satılıyor, çalışanlara da indirim yapıyorlar. İndirimden yararlanıp baya kitap almayı planlamıştım, KYK'dan parayı aldığım gün ayrılmamız üzdü sadece beni.



 Benim için biraz buruk bir tatil oldu yine de hiç yapmamış olmaktan iyidir :)


22 Eylül 2016 Perşembe

Mezarın Yüzü-Yorum


Mezarın iki yanında da tehlike var

Yarı vampir Cat Crawfield ile kocası Bones ilişkileri için olduğu kadar, hayatları için de savaştılar. Ama son savaşta zafer kazandıklarında, Cat'in yeni, beklenmedik yetenekleri uzun zamandır var olan bir dengeyi bozacaktı...

Vampirlerin gizemli bir biçimde kaybolması, türler arası bir savaşın patlak vereceği söylentilerine yol açmış ve bu da vampirlerle karşıt grup arasında gerginlik yaratmıştı. 

İki güç çarpıştığı takdirde, masum ölümlüler arada kalıp can verebilirdi. Cat ve Bones tehlikeli bir 'müttefik'ten yardım istemek zorundaydı. New Orleans'ın gulyabani kraliçesinden! Ancak onun yardımının bedeli, doğaüstü savaşın tehdidinden bile ağır olabilirdi! ...Ve Cat'in hayal bile edemeyeceği sonuçlara yol açabilirdi.

*****

 Gece Avcısı Serisi'ne dönüş zamanı geldi! Belki bu seriyi çoktan bitirmiş olurdum fakat seriden erken ayrılmak içimden gelmedi. Bu sefer hem Okuma Şenliği listemi tamamlamak, hem fazla da bekletmek istemediğimden bitirmek için kolları sıvadım.

 Çoğu yorumda serinin son 3 kitabının hayal kırıklığı olduğunu okumuştum. Serinin ilk 4 kitabına bayılmıştım. Mezarın Yüzü de beğendiğim bir kitap oldu ama benden önceki yorumları da es geçemem.

 İlk hangi kitapta bahsedilmişti hatırlamıyorum fakat Apollyon adındaki gulyabani, yüzyıllardır vampirler ve gulyabaniler arasında bir savaş açma peşinde olduğu söyleniyordu. Mezarın Yüzü, bu durum hakkındaki gelişmeleri ve sonucu anlatan bir kitap. Kaç kitaptır bu durumun çok önemli olduğu anlatılmasına rağmen yaşananlar çok sıradandı. Savaş bile çıkmadı.

 Ne kadar Apollyon'un amacı üzerine gibi gösterilse de asıl konu Cat'in içtiği gulyabani kanı sonucu daha güçlenmesi ve gücünü kontrol altına almaya çalışması diyebiliriz. Amcası Don hakkındaki gelişme ise duygusal yanını oluşturmuş. 

 Kısacası, seriyi sevenler bu kadar monoton geçen bir kitap beklemedikleri için hayal kırıklığına uğramıştır. Bana göre monotonluğuna rağmen güzeldi. Her zamanki gibi akıcı ve beni eğlendiren bir kitap oldu.

 Puanım: 3,75/5

Son Bir Ay-Sürücü Kursu


 Herkese merhaba. Görüşmeyeli nasılsınız? Bende durumlar çok karışık ve sıkışmış bir vaziyette. Bloga en son 23 Ağustos'ta uğramışım, bugün itibarıyla tam 1 ay geçmiş uğramayalı. Bu süre zarfında olanları kısaca aktarmak isterim sizlere (hoş, benim en küçük durumu da uzun cümlelerle anlatma gibi bir huyum var, umarım yine ipin ucunu kaçırmam :P )



 Bu yaz tatilinde sürücü kursuna yazıldım. 3 hafta boyunca verdikleri uygulamalı dersler gayet güzel gitti. Normalde 16 Temmuz'da ehliyet sınavına girmem lazımdı fakat malum durumdan dolayı sınavım 1 hafta sonraya ertelendi. Darbe sonrasında birçok alanda değişikliğe gidilmeye başlandı. Örneğin birçok öğretmenin görevinden alınması. Tabi durum böyle olunca sınav bu sefer 27 Ağustos'a ertelendi. Söylemem gerekirse ertelenmesine pek üzülmemiştim, sınav gerçekten basit olsa da kendimi hazır hissetmiyordum. Yine de 1 ay da çok uzun yahu :D, asıl sınav tarihinin sonrasındaki hafta yapsalardı yine hazır olurdum. Neyse, sonrasında başımıza başka iş gelmeden sınava girdim çok şükür. Sınavı da bütün soruları doğru cevaplayarak verdim.

 Ne yazık ki aynı şeyi direksiyon dersleri için söyleyemeyeceğim. Ders aldığım hoca gayet iyi biri ve işinin ehli olduğu belli. Bunda bütün sorun benden kaynaklıdır. Arabaya bindiğim an bende beyin durmaya başlıyor. İyisini yapacağım derken çoğunlukla batırıyorum. Mesela, hoca bana geri git diyor. Çizgiyi aşmadan gidebiliyorum. Sonra yola devam edeceğiz, vites atmayı unutuyorum. Veya yola çıkarken sinyal vermeyi unutmak gibi basit saçmalıklar yapıyorum.


Araba sürerken ben 

 Son derste de başıma gelmeyen kalmadı. Hocam, sınav tarihi ertelendiği için fazladan 1-2 ders al demişti. Ben kendisinden 1 tane bulabildim, diğerleri dolmuştu. Son dersim 2 gün önceydi ve akşam 7'ye verilmişti. İlk kez hava karanlığında çıkacağım için yine heyecan yaptım. Neyse, başladık derse. Tabi hava karanlık olduğu için daha önce yapmadığım şeyleri yapmaya başladım. İlk kez bir kasisi tam göremediğim için hızımı azaltamadan geçtim. İki duba arası parkta da zorlandım bu sefer. 1 saat sonra da daha kötüsü başıma geldi. O da şu:


Neden ben :(

 Bu talihsizliğe rağmen yine de başıma gelmesi bir bakıma iyi oldu. Bir gün böyle bir havada veya karanlıkta çıkmam gerekebilir. Şimdiden gördüğüm için ileride fazla korkmam. İnşallah direksiyon sınavında her şey yoluna girer. 

 Ben yine uzatacağım, belli oldu. Şimdilik olanları burada kesiyorum. Devamını yarın anlatırım sizlere :)