23 Haziran 2017 Cuma

Doctor Who 9./10. Bölümler / Hafif Spoiler İçerir



 Sözde şu yazıyı birkaç gün önce yazacaktım ama bugüne kaldı :( Geçen 2 haftanın DW bölümleri tamamen doldurma bölümlerdi. Bölümler hakkındaki düşüncelerimi kısaca aktarırsam:

 10.9 Empress of Mars


 Bizim ülkede bu bölümü beğenen bir kişi duymadım şu ana kadar. Fakat benim için 12. Doktor döneminin en iyi bölümüydü. Aslında değil 12. Doktor, modern seride gerçekten içime sinen bölümlerden biri oldu. Bölümde "Gezegen sevgiyle kurtarılacak" klişesi anlatılsa da bu seferki beni rahatsız etmedi.

 Bölümde Nardole yok sanıyordum fakat az da olsa göründü tatlı keltoşum :D

 En büyük sürpriz Alpha Centauri'yi görmek oldu. Tipi biraz tuhaf olsa da Klasik seride en sevdiğim uzaylılar arasında yer alır. 


Alpha Centauri

 Bölümde beğenmediğim tek şey Bill üzerinden gidilen kadın eşitliği muhabbetiydi. Bence buna gerek yoktu, zaten 8 bölümdür bunun gibi konulara bodoslama dalmaları izleyiciyi memnun etmiyor.

 Puanım: 9/10

 10.10 The Eaters of Light


 Bölüm Rona Munro tarafından yazılmıştır. 10. sezonda en fazla umut bağladığım bölümdü çünkü yazarı Klasik seriden gelme idi. Kendisi Klasik serinin son bölümü olan "Survival"ı yazmıştır. O bölümü izlememiştim fakat izleyicilerin beğenmediğini duymuştum. Belki burada güzellik yaptı diye düşünerek izlemeye başladım. Sonuç: Nardole hariç hüsrana uğradım.

 Öncelikle Bill o kadar gezegen gezdi, farklı milletlerden insanlarla konuştu. Nasıl olur da Romalı'yı görünce "Sen İngilizce konuşuyorsun, Latince bilmem." diyor? Bir de bunu olabilecek en itici şekilde anlatıyor adama!  Cidden, Tardis'in dilleri çevirme kısmının bizlere anlatılmasından bıktım. 

 Sonra yine ve yeniden Bill üzerinden mesaj verme çabası vardı. Bu seferki eşcinsellik üzerine. Bu da artık bezdirdi. Hele 1 sezon içinde tüm bölümlerde alt yapı verilmeden hemen konuya girilmesi iyice sıktı.

 Kar denen -tam olarak neydi unuttum- Işık Savaşçısı ve grubu huy bakımından, 7. Doktor'un zamanında yardımcı olduğu insanlara veya türlere benziyordu. Bu açıdan Klasik seriyi hissettim. Ama Kar baştan sona iticiydi. Keza Bill'e kur yapan Romalı asker de öyle.

 Ayrıca hani Bill kendi cinsinden hoşlanıyordu? Bölüm sonlarına doğru kur yapan Romalı askerin arkasından hülyalı bakmak da ne öyle?

 Dediğim gibi bölümün tek iyi yanı Nardole idi yine. Ara sıra yemek aşırdığı sahnelerde koptum :D Ama en güzel sahnesi karga ile olan sohbetiydi. Kargaya hiç olmazsa "Nar" dedirtebildi :D Karga "canavar" dedikten sonra yaratığı gören Nardole'un kaçışı da Modern seride izlediğim en komik sahne olabilir 😂 


Özellikle ben bu tipe bittim, uykudan kaldırılmış galiba :D

 Sondaki Missy sahnesi başta oldukça komikti. Özellikle Nardole'un, Missy hakkında Doktor'a bir kez daha haklı bir şekilde çıkışması süperdi :D Ah Nardie, sen doğruları söylüyorsun da Doktor bu sana. Sonrasında yine "Ah, kafamı bir yerlere vurayım." diye triplere girecek ama iş işten geçmiş olacak. Missy'nin hüzünlenmesine inanmasam da Gomez o sahnelerde daha gözüme harika geliyor :)

 Puanım: 3/10 (Nardole hatırına verdim puanı)

 Eveeet, geldik son 2 bölüme. İzleyiciler gerçekten iyi bir 2 bölüm bekliyor.  Özellikle Master/Missy arasındaki geçecek olanlar merak ediliyor. 


Geldi tipini dövdüğüm türler 😡

 Açıkçası bölümde bir şey hariç ne olacağı umurumda değil. O da Nardole'un gidişi. Bildiğim kadarıyla haftaya onun son bölümü. Umarım Moffat denen yamuk kafa ona güzel bir veda hazırlamıştır. Normal yoldan ayrılsın diziden, ölüm falan olmasın. Nardie'yi öldürürse, hele hele ölümü Cyberman denen densizlerden dolayı olursa, bir de bunun üzerine Bill gıcığı yaşamaya devam ederse yeminle bugüne kadar DW için yaptıkları gözümde bir hiç olur.

13 Haziran 2017 Salı

Pazar 6'lısı: Gidişaltına Üzüldüğünüz 6 Yayınevi

 Bu yazının normalde dün yazılması lazımdı fakat fuar yorgunluğu attığım için bugüne kaldı. Bu hafta konu serbest olunca kimse bir şey yazmamış sanırım. Önceden Esseve Rin'e birkaç fikrimi söylemiştim. Bir tanesini şimdi uygulamak istedim. Yazımda eskiden efsane olup, şimdilerde okuyucuyu memnun etmeyen 6 yayın evinden bahsetmek istedim sizlere.


İlk yazdığım yayın evi şaşmaz bir şekilde Pegasus. Beni az çok tanıyanlar kendilerine ne kadar kızgın olduklarımı bilirler. Bilmeyenler için kısa özet geçeyim :D

Tahminimce "Grinin Elli Tonu" serisinden sonra Pegasus'ta bozulmalar başladı. Bu seriden sonra, başka bestselleri basınca -Senden Önce Ben, Aynı Yıldızın Altında vb.- fiyatlarda önceden ufak, sonra iyice coşan artışlar başladı. Şu an herhangi bir yazarın ilk kez kitabını basıyorsa -bestseller olsun olmasın- 28.50 tl'den başlıyor. Tabi bunu yapması sonucu diğer yayın evleri de Pegasus'u örnek alarak -aman ne iyi yaptınız- fiyatlarında coşmuş durumda.


Önceden Pegasus çıkardığı her türe eşit ağırlık verirdi. Şimdi fazla dengesiz bir şekilde ilerliyor. Geçen 2 sene young adult türünde bastıkça bastı. Şimdi nereden geldiyse bu aşk polisiye gerilim ve psikolojik gerilim romanlarına sarmış durumdalar. Seçtikleri birkaç yazarın kitaplarını art arta bassa yine neyse; ama %80 civarı yeni yazarlardan oluşuyor ve çoğu da 1 kitapta kalıyor. 


Beklenen yazarları sorunca eskiden cevap alınabiliyordu, şimdilerde Sherrilyn Kenyon isimli yazarı soran onlarca kişiye cevap bile vermiyorlar. Bu durumu başka yazarlarda da çok gördüm. 

Bir historical roman okuru olarak, ben de bu türdeki okuyucular da çok şey istemiyoruz. Elizabeth Hoyt ve Brenda Joyce kesinlikle basıma devam etmesi gereken yazarlar. Hele Joyce, basılması gereken çok fazla kitabı var. Onun harici Teresa Medeiros ve yabancı ülkelerde adlarından sıkça bahsettiren Tessa Dare ile Lorraine Heath'ı basmaları gerek. Sadece şu 5 yazarı bassa yeter bizler için.




Aralarında kendini en kötü harcayan yayın evi açık ara Epsilon oldu. Ağırlıklı olarak historical basan yayın evi, Nora Roberts, ara sıra güzel paranormal yazarlar ve çocuk kitapları ile kişisel gelişim kitapları buluşturdu bizlere. Historicalciler için tam bir cennetti. 2012 Nisan'ına kadar da çok güzel gitti. Sonrasında çöküşü başladı. 

Öncesinde çocuk kitapları basımlarına çok ağırlık verdiler. Historical çıkarma sayısında azalma başladı. Zamanla kitap çıkarma zamanlarındaki aralıklar çok açıldı. Kitaplardaki çeviriler düzensizleşti.

Yıl oldu 2017. Bu sene kitap çıkarmada inanılmaz bir artış sergilemeye başladı. Gelgelelim çıkan kitaplar yayın evinin eski okuyucularının ilgisini hiç çekmiyor. Çünkü bastıkları tek şey Wattpad şu an. 

24 Wattpad, 4 historical, sayısı historicalden fazla çocuk kitapları basıldı şu ana kadar. Historicalde sadece 1 tanesi istenilen yazar.

Sorduğumuz yazarlar için sadece kendileri Sıkça Sorulan Sorular köşesi açarlarsa cevaplıyorlar. Daha doğrusu 2 ay kadar bekletip sonra atıyorum "Julia Quinn'in kitapları 2017'de çıkacak." deyip işin içinden çıkıyor. 

Wattpad işini de beceremediğini düşünüyorum. Ellerinde onca kişi var ama düzgün bir tanıtım yok. Aralarında en fazla sivrilen Büşra Yılmaz'ı fuarlarda imza gününe getirtemiyorlar mesela. Bir iki kişi imza günlerine gitse de çoğu anca 1-2 kez imza günü veriyor. Sonra ne oluyor kim bilir?

Epsilon'un eski okuyucusunu sırf kolay para kazanma uğruna bir kalemde silmesi çok ayıp. O kadar paranız var, bazı yayın evleri gibi Wattpad için başka yayın evi açamadınız mı? Daha kaç tane Wattpad çıkacak? Söz verdiğiniz historicalciler ne olacak? Geçen sene Anna Stuart çıkacak dediniz, şimdi devam etmeyecekmişsiniz. Elinizde 2 tane başarılı paranormal yazar var ama satmadıkları (!) için basmama kararı almışsınız. Yakında Julia Quinn/Lisa Kleypas/Julie Garwood üçlüsünden birini veya hepsini basmayacağız derseniz hiç şaşırmam.


Güzel başlayıp yanlış yolda devam eden bir yayın evinde sıra. Nemesis Kitap önceleri çerezlik aşk romanları ve çerezlik historical romanlarıyla yayın hayatına başlamıştır. Ayda mutlaka 3 kitap çıkarırlardı. Maalesef Nemesis de Wattpad'in cazibesine kapıldı. Fakat durumu Epsilon gibi içler acısı değil. Wattpad'e geçince tür değiştirmeye başladı deyim.

Ellerindeki yazarların çoğunun devam kitapları gelmemesi en büyük sorun olarak görüyorum. 

Fakat diğer yayın evlerine göre artıları daha fazla. Okuyucu ile olan iletişimlerini seviyorum. Wattpad konusunda ilk zamanlarına göre baya durulmuştur. Sadece ellerindeki yazarlarla yetiniyorlar. Sarah Maclean konusunda cidden harika bir iş çıkardılar. Kadının 2 serisini ve bir tane bağımsız kitabını hemencecik çıkardılar. Instagram'da Sarah için yeni seriyi de çıkarın diyen okuyucular için "Hazırlık yapıyoruz." demişler. Monica Mccarty'i alması da ayrı güzel oldu. Sonuçta okuyanı çoktu. Ben çok sevmesem de umarım Sarah için bu özeni göstermeye devam ederler. Aynı şekilde Monica için de diliyorum bunu. Bir de Pamela Clare ve Tracy Anne Warren'i alsa ne güzel olur :)


Wattpad olayını yan kuruluşu olan Müptela'ya verdikleri için çok teşekkürler. Bu açıdan olumlu bir yayın evi. Gelgelelim son zamanlarda Nemesis gibi biraz şaşırdı kendini.

İlkin deneme olarak biyografik sayılabilecek kitaplarlar başlayan yayın evi, Jamie McGuire ile kendini bulmuştur. Bestseller young adult ve new adult türleri basan bir yayın evi olarak okuyucular tarafından oldukça sevildi.

Bu sene eski tarzını sürdürse de araya farklı türler girmeye başladı. Örneğin Kristin Hannah tarzı romanlar. 3 tane historical yazar var elinde şu an. Sandra Hill'in kitap çevirisi acemilik olsa gerek bildiğimiz young adult dilnde çevrilmişti. Historical'in o ağırlığını hissedemedim.

 Çok fazla takip etmediğim için okuyucular yazarların çıkış hızından memnun mu bilmiyorum ama bir yazarın kitaplarını çıkarmaları uzun sürüyor sanki.

Rita Hunter hariç diğer 2 yazarın kitap çıkış hızı ne olacak? Gerçi Sandra'yı çıkarmasalar kimsenin umursayacağını sanmam :D Ama son çıkan yazar oldukça beğenilmiş. Umarım Yabancı'nın elindeki historicalciler Rita ve Kerrigan Byrne'den ibaret olur. Cidden güzel bir historical kitabı beklemekten çok yoruldum. 

Fakat en büyük hatayı klasikler basmaya başlamasıyla yaptı bence. Klasik basan basana, Yabancı kapak konusunda başarılı olsa da bu işe bulaşmamalıydı. O kitaplar yerine kaç tane beklenen yazarın kitabı basılırdı?


Aspendos anlaştığı herhangi bir yabancı yazarın kitaplarını çevirmede özellikle kitap bir seriye aitse hız bakımından oldukça şahane. Fakat seri bittikten sonra yazarın başka kitabına veya serisine geçmede bir şey oluyor. Birden sonraki kitapların devamı gelmiyor. Örneğin Laura Landon'un son kitabını 2015'te çevirdiler. 2 senedir basmıyorlar, bir bilgi de vermediler hala. Elinizde sevilen tek historical yazarına yapmayın bunu. Fuarda da yanlarına gidip sormayı unuttum :/


Koridor'a üzülmekten çok kırgınım. Koridor, ilkin polisiye ve kişisel gelişim kitaplarıyla yayın hayatına başlamıştı. Historicalin popüler olduğu dönemde aşırıya kaçmadan birkaç historical yazarı bünyesine kattı. Özellikle Monica Mccarty ile büyük başarı sağlamıştı.

Sonra ne oldu bilmiyorum, elindeki historicalcilerin kitaplarını basmaktan vazgeçmişler.  Ellerinde bu türde gerçekten iyi olan 3 yazar vardı: Monica, Pamela Clare, Tracy Anne Warren. Her ne kadar asıl alanı günümüz romantik veya erotik kitaplar olsa da Maya Banks'in historical serilerinden birini de çevirmişti. Ben sıradaki historicalin Koridor'dan geleceğinden çok emindim. 

Hayatına eskisi gibi polisiye/kişisel gelişim kitaplarıyla devam ediyor şu an. Pardon, bir de klasikler var. Klasik olayına girmeleri olmamış. Çoğunda telif hakkı denen durum olmayınca Koridor da payına düşeni almış gözüküyor.

Anlamadığım Koridor dahil 4 yayın evi aynı yerden çıkma (Beyaz Balina, Go, Arkadya) Young adult, Sarah Jio tarzı kitaplar için ayrı yayın evi açmayı biliyorsunuz, historicali neden es geçiyorsunuz? Koridor'daki yazarları oraya yolla biz de sevinelim sen de kazan.

 Kısacası böyle dostlar. Keşke yayın evleri böyle şeylere hiç bulaşmasaydı fakat kitap çıkarmada bile bir moda kalıbına sokuyorlar kendilerini. "A yayın evi yeni bir tür mü bastı, benim neyim eksik?" kafasını bırakın artık. Kimse sizden bunu istemiyor. Nasıl başladıysanız öyle devam edin. Başka türler katarak çorba olmayın. Sonra neye ağırlık vereceğinizi şaşırıyorsunuz.

12 Haziran 2017 Pazartesi

D&R 3 Al 2 Öde Alış Verişlerim


Geçen ay D&R'da belirlenen birkaç yayın evinin tüm kitapları "3 Al 2 Öde" kampanyası içerisindeydi. Normalde bir kez daha kampanyadan yararlanmak istedim ama önümde Kadıköy Kitap Fuarı olunca 2 kez gidip geldim D&R'a. Bu yazıyı da Kadıköy Fuarı yazısını yazacağım zamanla beraber yayınlayım dedim.



İlk olarak fotoğraftaki 3'lüyü aldım. Kim Nasıl Ölüyor bedavaya gelen kitaptı. 39 tl yerine 27 tl ödedim.


Su Adamı ilk gidişimde gördüğüm bir kitaptı ancak alamamıştım. 2.'ye kısmet oldu. Madam Bovary uzun zamandır almak istediğim bir kitaptı ama Martı'yı mı yoksa İş Bankası'nı mı seçeyim diye çok kafa yormuştum. İş Bankası 2 tl daha ucuz olduğu için onu aldım :D Boyalı Peçe bedavaya geldi. 54 tl yerine 38 tl ödedim.


İş Bankası - Sel Yayınlarından kitaplar seçmek çok zordu, çoğu beni al diyordu. Sonradan araya İthaki'nin Bilim Kurgu Klasikleri de girdi işin içine. İyice çıkmaza girdim :D Hazırlıksız olunca seçmek hakikaten zor :D

5 Haziran 2017 Pazartesi

Doctor Who 10. Sezon: 6/7/8 Bölümler SPOILER İÇERİR



 10.6 Extermis



 Ih-ıh olmamış bu bölüm. Sondaki simülasyon olayı olmasa hiç de DW bölümü izledim demezdim. Daha çok Sherlock bölümü gibi olmuş.

 Benim açımdan 2 şey bölümü kurtardı: Missy ve Nardole Reis :D 

 Şimdi Missy'i sevmem yalnız Michelle Gomez'i izlemek acayip zevkli. Gerçi ben onu The Master olarak hiçbir zaman görmeyeceğim. En fazla paralel evrende bulunan The Master olarak düşünmeyi yeğelerim kendisini. Bizim Dünya'mızda ise Missy olacak benim için sadece. İdamdan sonraki trip atması güzeldi :D

 Nardole, DW modern serinin başına gelen en güzel şeysin sen! Ve gururla söylüyorum ki klasik seriyi de işin içine katarak favori yol arkadaşım açık ara sensin bebeğim! Bravo be Moffat! River'dan sonraki en büyük başarın olabilir Nardole. Oldukça zeki, fazlasıyla komik, yerinde ve güzel ayarlar veren biri, kısacası olmuş bu karakter!

 Doktor ile neden takıldığını da öğrenmiş olduk. Nardole, sezon bitmeden Doktor'un kıçına tekmeyi bastığını görmek istiyorum senden. Tut şu sözü :D Ayrıca aynı olayı Bill'e de göstermesi iyice coşturdu beni :D

 Ay sen, simülasyon olayını mı çözer mişsin 😍😍 Nardole, iyice çıtayı yukarı çekiyorsun yalnız.




Bu nedir 😂😂




Hele bu öldürdü beni. Sonradan korku çığlığı atmasan daha iyi olurdu gerçi :P Vazgeçtim, sen o halinle de şahanesin 😉


Aha, gene korkunçlu bir şey 😰 Valla bu sezon yaratıklar daha korkutucu, tam aradığım gibi :D



Şuradaki sırıtış da güzeldi :D

Puanım: 3/10 (Nardole hatırına 3)

 10.7 The Pyramid at the End of the World

doctor who the pyramid at the end of the world poster ile ilgili görsel sonucu

 Fragmanı izleyince oldukça sıkıcı bir bölüm olacağını düşünüyordum ama beklediğimden azıcık iyiydi.

 Doktor'un görme yetisini geri kazanma fikri güzel düşünülmüş ancak uygulaması başarısız olmuş. Sonik gözlük bile açardı o kapıyı aslında. Tornavida veya gözlük olmasa durumu anlardık.

 Ekşi'de bir yazar bölümle ilgili yorum yapmıştı: Madem sterilize alan orası, nasıl oluyor da yemek yiyorlar, madem adam yorgun neden oraya sokmuşlar onu gibi bir yorumu vardı. Hakikaten, neden öyle o durum? 

 Kısacası güzel fikirler var ama biraz baştan savma bir bölüm olmuş.

 Gelelim yine Nardole güzellememe: Yine bölümde Doktor'dan sonra iş yapan kişiydin. Bakteri fikrini nasıl da şıp diye buldu bıdık :D Tamam, hemen bulması biraz tuhaf ama kendisi cyborg olduğu için bu sefer affettim bunu.  Doktor'la laboratuvara ulaştıklarında Doktor yine Nardole için saçma yorumlarda bulundu 


Şu cümleden sonra kendisinin "Ayıp oluyor ama hocam" bakışını aradım bulamadım :D

 Yalnız:


 lan, Lan, LAAAAAAN! Nardole, hayır ya! Sakın bana bunu yapma. Gitmeeeeee! Şu halini görünce önce göz yaşlarım döküldü, sonra da hıçkırmaya başladım. Bölüm bitince hemen sonraki bölüm fragmanına baktım, kendisini görünce "Oh, gitmemiş" desem de 30 dakika kadar elim ayağım titredi resmen. 

 Yeminle sezon başladığından beri en korktuğum şey Nardole'un ölmesi. Sezon finalini de Moffat yazdı bildiğiniz gibi. Nardole'un bu sezon gideceğini de biliyorum. Moffat, eğer Bill'e yaptığın ayrımcılığı Nardole'a yapmazsan, onu yok edersen (hele hele ölümü Cyberman denen mahluklardan olursa) önceden yazdığın güzel bölümlere hiç bakmam bildiğin söverim burada sana.

Puanım: 4/10

10.8 The Lie of the Land


Git 3 bölümlük bir hikaye yaz ve sonuca bağlanan kısmı DW'nun en saçma, sıkıcı, başarısız senaryolarını yazan, cahilin önde gideni birine ver. Toby Whithouse denen bu cahil, School Reunion (2. sezon/ 3. bölüm) denen salak bölümü yazdığından -yani ilk bölümü- beri gıcığım ona. Sebebini bir gün anlatırım.

 Bu gerizekalının bölüm yazdğını öğrenince "Aha, iğrenç bir bölümü daha geliyor" dedim. Ne oldu biliyor musunuz? Sıfır olan beklentimi tamamen eksilere çekti -_-

 Bu bölüm için de Nardole ve biraz da Missy hariç her şeyiyle kötüydü diyeceğim. Sevgiyle, abartı duygusallıkla dünyayı kurtarma klişenizi seveyim. Hani Monk'u yok etmek için Monk ile anlaşma yapan da yok olmak zorundaydı. Fakat Bill hala sapasağlam. Sevgiyle kurtulmuştur -_-


Ürkütücü  de olsa sevimli de olduğunu düşündüğüm bir cadıya benziyorsun Missy :D  Sondaki gereksiz ağlama sahnen hariç beğendim seni.

 Nardole'un Bill'in evindeki sahneleri resmen kopardı beni. Kendisinden yine "Shuck Shuck" repliğini duydum ya :D 

Yine de bu Toby denen salağın DW cahili olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Bildiğiniz gibi Doktor bu bölüm sahte rejenerasyon geçirdi. Baştan sona saçmalıkla doluydu o kısım. Bill'in Doktor'u vurması olmamış. "Seni kurtarmamın karşılığı bu mu?" diye düşünmesi sebebiyle Doktor'u vurduğunu düşünüyorum fakat sevdiği biri olarak gördüğü Doktor'a bunu yapmamalıydı.  Bunu yapacağını tahmin eden Doktor, Nardole ile anlaşarak aklınca dalga geçmiş Bill ile. Ama Bill salağı gördü ya zararsızı hemen Nardole'a saldırmaya çalıştı yine 😡 Yiyorsa git asıl fikri ortaya atan Doktor'a saldır.

 Ayrıca Peter Capaldi gibi harika bir oyuncuya düzgün bir Doktor rolü yazamadığınız için de tebrikler! İlk sezonu 6. ; 2. sezonu 1. Doktor olarak geçiren Capaldi bu sezon en çok korktuğum şeye dönüştü: 4. Doktor. Capaldi'nin şu anki Doktor'u çoğunlukla onun gibi davranıyor. Tabi karanlık olarak tanıtılan 12'yi o şekil yazmayı beceremeyince iyice 4. Doktor'a çevirdiler. Hello demeler, sürekli sırıtmalar, hatta gemideki kahkaha sahnesi. Tü, yazıklar olsun size! Hayır Capaldi sana değil, sana laf atan çarpılsın. Sözüm beceriksiz senaristlere!


Yalnız Capaldi, Allah seni ne yapmasın. IMDB puanı 8.8 korku filmi gibisin burada :D Bir yandan senin gibi gülesim geliyor, öbür yandan cidden ürküyorum 😅

Puanım: 1/10

Haftayaki bölümde yine Nardole'un az göründüğü bir bölüm gelecek. Bari sonraki hafta Doktor sadece Nardole ile yolculuk yapsa ama neredeeee!

Doctor Who 10. Sezon 5. Bölüm SPOILER İÇERİR!



 10.5 Oxygen



 Bölümün benim için en önemli kısmıyla başlamak istiyorum. NARDOLE, I LOVE YOU SO MUCH!!!! 

 Senin iyi iş çıkaracağın belliydi ama bölüm boyunca beni uçurdun resmen. Senin her anından çok zevk aldım. Güldürdün, gözlerimi doldurdun, Allah Allah dedirttin bana!

 Bölüm fragmanında Nardole'u sık göreceğimi görünce "Oh be, artık bir şeyler öğreneceğiz Nardole ile ilgili." rahatlaması yaşadım. Her zamanki gibi Nardole "Kasanın yanından ayrılma." uyarısıyla başladı bölüme. Sonrasında Doktor'un kaçacağını anlayan Nardole onu durmaya çalışsa da yolculuğa çıkmak zorunda kalır.

 Bölümde çıkardığı kapı sesi "Shuck Shuck" kopardı beni resmen 😂 Tardis ile aralarındaki bağ kopunca Nardole'un Doktor'u delirttiği sahne de on numaraydı :P Velma sohbeti de ayrı güzeldi.

 Bölümü izlemeden önce arkadaşım "Bu bölümün yaratıkları korkunç." dedi. "Ne korkuncu ya, modern seride korkunç olan yaratıklar anca 5 tane var yok." diye söylenirken:




Tövbe bismillah! O neydi gız!? 😱

 Kısaca bölüm bu konuda güzel ağız payı verdi :D 

 Şimdi ben bu bölümden itibaren senarsitlere kocaman küfürler ettim durdum. Bu sezon Doktor'da bir şeyi fark ettim. Sürekli "Hello" deyip duruyor. Bunda ne var ki şimdi? Bir şey yok gibi gözüküyor ama var. "Hello" sözü birinin meşhur lafıdır. O kişi 4. Doktor olur. Yeminle Peter'ın her Hello deyişine acayip uyuz oluyorum. Sebebim Peter'la değil senaristlerle alakalı. Resmen milleti salak yerine koyuyorlar. Klasik seriden aldıkları replikleri sanki kendileri bulmuş gibi kullanıyorlar. Örneğin "Burayı dekore etmişsin, sevmedim." repliği. Bu 2. Doktor'un The Five Doctors özel bölümünde söylediği bir replik. 50. yıl özel bölümünde 10. Doktor söyleyince "Moffat ne güzel bulmuş ya." demiştik hepimiz. Meğerse çalıntıymış ya! İşte Hello da aynı olaya kurban gidiyor bu sezon.

 Bu bölümde kesin olarak anlıyoruz ki 12. Doktor, sonraki bölümlerde klasik dönem Doktorlar'ı gibi işleri ciddiyetle çözecek. Hele şükür! 9 sezon boyunca Doktor'u milleti eğlendiren şaklaban yaptınız resmen. Neden bu kadar geç kaldınız?




Şurada bir "İyi oldu" diye gülmüş olabilirim :D 12'nin hayal kırıklığı :P

  Bill ile alakalı bir sahne "Yine mi ya!" isyanı ettirdi.


Arkadaşım, Bill'in orada ölürken "Anne!" diye korkuyla bağırması sonucu annesini düşündüğünü herkes anladı. Bu sahne ne Allah aşkına! Hadi, dramı basalım buraya, millet üzülsün! Bi bırakın artık şu sahneleri!

 Bölümde anlatılan kapitalizm kısımları oldukça yaratıcı olarak anlatılmış. Yalnız bir olayı anlamadım. Şimdi Bill kurtuldu ama gemide ölen mürettebat niye ölü olarak kaldı? İzleyen biri izah edebilir mi bana?



 Şu sahnede Nardole fena gözlerimi doldurdu, ne tatlı surat ifadesi o öyle 💓 Youtube'da videoyu buldum ama yüklemedi, ben de link vereyim.


 Son sahnede Nardole'un Doctor'a çektiği azar, bugüne kadar izlediğim en haklı azarlardan olabilir. Hele 2. kez "Look at me!" dediği sahnede bir "OOO BABY!" dedirtti. Aferin be Nardole! Gözüm seni baya tuttu!


 Bölümün asıl konusu Doktor'un kör olmasını atladın diyeceksiniz şimdi. Açıkçası bölümde en az gözüme çarpan hatta umurumda olmayan kısımdı :D Bölüm yayınlanmadan önce bunun spoiler'ını öğrenmiştim. Bilmesem bile umursamazdım, bunun olacağını bölümde görürdüm. Gerçi bölümü yazan kişi Doktor'u iyileştirmişti ama Moffat kalsın deyince bu sonuç ortaya çıkmış. 

Puanım: 8/10

Doctor Who 10. Sezon: 1/2/3/4 Bölümler SPOILER İÇERİR



 Sanırım kısmet bugüneymiş. Blogla ilgili girmek istediğim bazı yazılar vardı. En başı da Doctor Who çekiyordu. Doctor Who, CNBCE'de yayınlandığı ilk günden beri takip ettiğim bir dizi. Başlarda vakit geçirmek için izlediğim diziden bağımlısı olduğum diziye dönüştü. Geçen sene klasik serinin çoğunu izlemiş biri olarak çoğu şey daha da kafamda oturdu. Örneğin favori Doktor'um / yol arkadaşım , sevdiğim bölümler, beğendiğim senaristler vb. Blogta bunlarla ilgili yazılar yazmayı düşünüyorum. Umarım buna vakit ayırmamazlık yapmam.

 İlk olarak 10. sezon bölümlerini değerlendirmekle başlamak istedim. Aslında her bölüm için ayrı bir yazı yazmak istedim ama okul yüzünden imkan olmadı. Ben de şu ana kadar çıkan bölümleri kısaca değerlendireyim dedim.

 Bölümleri yayınlandığı hafta içinde izlemişim gibi yorumlayacağım. Hazırsanız başlayalım:

 10.1 The Pilot



 Bildiğiniz gibi 10. sezon yeni yol arkadaşlarıyla devam edecek. Biri en son The Return of Doctor Mysterio'da gördüğümüz Nardole, diğeri de sezon fragmanında gördüğümüz patates kızartması servisi yapan ve fazla soru soran Bill Potts.

 İlk bölüm olarak ortalamanın üstü bir bölümdü. Bill'in gelişinin güzel işlendiğini düşünüyorum. Yalnız sanki Rose gibi fazla duygusal bir yapısı var kendisinin.

 Yalan söylemeyeceğim, açıkçası yol arkadaşı olarak Nardole daha bir ilgimi çekti. The Return of Doctor Mysterio bölümünde yaptıklarıyla oldukça beğenimi kazanmıştı. Bu bölüm de korkak yapısına rağmen Doktor'a yardımcı olmaya çalışması takdirimi kazandı. İleride daha iyisini bekliyorum kendisinden.

 Yalnız Heather'ın dönüştüğü şey size bir düşmanı hatırlattı mı?



Bu Heather



Bu da The Waters of Mars bölümündeki canavar. Ki bu bölümü de hiç sevmem -_-

 Ulan Moffat, yine yapacağını yaptın, yine (ç)alıntılık yapmışsın!

 Bölüm Bill'in hafızasını silmeye çalışmasına kadar güzel gidiyordu. Sonra modern DW'nun her zamanki gereksiz duygusallığını koyarak bölümün güzelliğini düşürdü.

 The Return of Doctor Mysterio'da, modern seri içinde ilk kez Doktor'u tam iş üstünde gördüm. Ne birilerine gösteriş yapıyordu, ne de dikkati dağılıp durdu. Allah aşkına bu tutumu devam ettirin. Doctor'u Doctor olarak izleyeyim şu modern seri içinde.

 Puanım: 7/10

 10.2 Smile

doctor who smile poster ile ilgili görsel sonucu 

  Kimine göre iyi kimine göre oldukça basit bir bölümdü. Ben iyi demeyi tercih ederim. İlk 30 dakikası bana Klasik DW bölümlerini hatırlattı. Ki Klasik Seri'yi acayip seven biri olarak oraları keyifle izledim. Son 15 dakika bildiğimiz DW kısmıydı. Nardole'u az görmek üzdü.

 Emoji Botlar DW evrenindeki favori türlerimden biri oldu.



Burada baya gülmüştüm :D Çok tatlısın be 💖


Şu herif bölümün uyuzuydu resmen. Keşke Emojibotlar şu salağı yok etseydi -_-

 Puanım: 7/10

 10.3 Thin Ice


 Konu olarak fazlasıyla The Beast Below'u ( 5. sezon/2. bölüm) andırıyordu. Yalnız bunda verilen mesajlar oldukça güzeldi. Hele Doktor'un Sutcliffe'e (yani kötü adamımıza) verdiği sözlü ve fiziksel ayar 10 numaraydı. 


 Bill'in Doktor'a "Çocuğu kurtar" temalı isyanına da kızmadım. Sonuçta kendisi bir insan ve böyle şeyler görmemiş. Fakat Doktor'un nedenlerini açıklarken kendinden emin halini de çok beğendim. İşte görmek istediğim hareketler! Clara döneminde de buna benzer şeyler gördük ve Doktor ona karşı baya ezik duruyordu. Ayrıca oyalanmadan sorunları çözmeye çalışmaya devam ettirmesi şahane *-* 


 Son dakikalarda görünen Nardole'u da yerim. Doktor, şu çocuğu bu kadar görmezden gelme lütfen. Bak nasıl da savundu seni! Yok yok, bu Nardole'da baya iş olacak bariz belli *-*

 Puanım: 6/10

 10.4 Knock Knock


 DW sonraki bölüm fragmanlarında birini fazla korkutucu veya gösterişli gösteriyorsa bilin ki o bölüm berbat. Bu konuda yanıltmaması şaşırtmadı :D

 Bill bu bölüm uyuz etti beni. Ne o sürekli Doktor'u kovmaya çalışmak. Arkadaşlarının yanında rezil olmamak için yaptıkların hoş değildi. Arkadaşları daha iyi davrandı Doctor'a.

 The Landlord'u oynayan amca David Suchet fazla iyiydi bölümde. Zaten kendisi İngiltere'de fazla saygı gören bir oyuncuymuş. Peter'la olan sahneleri oldukça güzeldi. Yalnız bu sezonda Pearl Mackie yani Bill hariç herkes oyunculuk olarak döktürüyor. Pearl'e ilgili yorumumu sonraki yazıda gireceğim.

 Eliza denen kadının gerçeğini öğrendiğimizde The Landlord'un gözlerinin yaşarması, Eliza ile gidişi üzdü yalnız. Normalde beni hüngür hüngür ağlatırdı şu sahne fakat modern seri DW'da bölümlerin %95'inin sonucu bunun gibi bağlandığı için "Üfff gene mi abartı ağlak sahne!" dedim. Sahneden tiksinebilirdim fakat oyunculuklar iyi olduğu için karakterlere üzüldüm sadece.


 Mutlaka bilgisayarlar da işin içindedir fakat fazlasıyla başarılı bir çalışma olmuş.

 Son sahnede Doktor'a da acayip kızdım. Nardole'un kasadan ayrılmasını isterken sergilediği kaba davranışlar delirtti beni. Böyle tavırları zamanında 4. Doctor'dan K9 çok çekmişti. Bunları şöyle güzel karakterlere yapmayın.

Puanım: 1/10