Everest Yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Everest Yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Temmuz 2017 Pazar

3 Kitap / 3 Yorum



 Tutsak Güneş/Ayşe Kulin: 2 Tüyap öncesi alıp kış mevsiminde okurum dediğim bir kitaptı. Fakat o gün hiçbir zaman gelmedi :D Kısmet yazaymış. Daha depresip bir kitap bekliyordum. Fakat normal seyirde ilerlemesi hoşuma gitti. Kadın olmanın zorlukları başta olmak üzere adam kayırma, özgürlük gibi sorunlara da ver veriliyor. Sonu açık bırakılmıştı, bundan "Sonunda bitti derken daha kötü bir yönetimle karşılaşıyoruz." sonucunu çıkardım.

 Baş karakter Yuna olsa da çok vasıfsızdı. Sürekli "Neden bana açıklamadınız bunu? Anne, yine neyi peşindesin?" gibi sorularla kafa şişirdi. 1-2 defa tencereden insan gözledi o kadar. Diğer işleri ya sevdiceği (gerçi onu da az gördük) ya annesi hallediyor. Oğlu bile daha zeki. Bir de birkaç yerde yazım hataları vardı. Puanım: 8/10

 Simyacı/Paulo Coelho: Yazarın bu kitabını en sona bırakacaktım. Fakat nasıl olduysa okuma listeme almış oldum. En başta kitabın içine giremedim. Çevirmen fazla devrik cümle kullanmıştı. Sonrasında açıldıkça açıldı kitap. İyi ki ilk başta bu kitapla başlamamışım, sonrakiler aynı tadı pek vermezdi. Kişisel gelişim ile masalsı bir anlatımın güzel bir birleşimi olmuş. Puanım: 9/10

 Jane Eyre/Charlotte Bronte: Okuma şenliğimin en kötü kitabıydı. Bir kere Jane karakteri çok itici geldi bana. 100 sayfalık okul anıları yazmaya hiç gerek yoktu. İlle yazacaksa 30 sayfada anlatsa yetermiş. Okul anıları hem gereksiz yere uzamış hem sıkıcılaştırmış. En en en sinirime dokunan Bay Rochester idi. Bir şey anlatacak, dalıyor başka konulara. Resmen 10. Doktor'un daha suratsız versiyonu. Jane "Ben güzel değilim, iltifatlarının hepsi yalan. Hor görme beni." demesiyle iyice kezbana bağladı. Sonu da apayrı saçma geldi. Ya yanlış zamanda okudum kitabı ya da büyük beklentiyle başlayınca hayal kırıklığına uğramam kaçınılmaz oldu. Puanım: 2/10

22 Haziran 2016 Çarşamba

El Kızı-Yorum



 Orhan Kemal'den okuduğum ilk kitaplar bir nevi otobiyografisini anlattığı Baba Evi ile Avare Yıllar idi. Aslında 2 kitabı da sevmeme rağmen bana kısaca anlatır mısın deseniz anlatamam. Aklımdan çıkan kitaplar olmuşlar. :( Ayrıca o dönemler kitaplarla aramda baya soğukluk vardı, büyük ihtimal bu yüzden aklımda kalıcı bir yer edinememiş.

 Geçen Tüyap'tan yazarın 2 kitabını aldım. Bunlardan biri olan El Kızı'nı dün bitirdim. Fark ettiyseniz bir fotoğraf da mevcut. Fakat ilk kez bir kitap yorumu yaparken kendi çektiğim fotoğrafı kullanıyorum. Hal böyle olunca da böyle biraz saçma bir şey ortaya çıktı :D Pdf kitap olmadığı sürece bundan daha iyi fotoğraflar çıkacak inşallah.

************

 Konu: Mazhar Bey, yaşadığı şehrin en iyi avukatıdır. Bir gün eline geçen ikramiye ile karısı Nazan'a pırlanta yüzük alır. Mazhar, karısını sever fakat Nazan kocasına bir eş gibi davranmaktan çok hizmetçi gibi davranmaktadır. Yüzüğün bu durumu değiştireceğini umar.

 Nazan, çok iyi yürekli fakat sevgi göstermeyi beceremeyen bir kadındır. Kahkaha atmak, makyaj yapmak gibi şeyler ona göre değildir, çünkü bunu yapan kadın basittir. Çok sevdiği kocasının onu terk edeceğini düşünür. Hayattaki tek mutluluğu kocası ve oğlu Haldun'dur.

 Bu ailenin yanında yaşayan bir de Hacer Hanım vardır. Hacer Hanım, Mazhar'ın annesidir. Geçmişinde bulunan her erkek onun bir dediğini iki etmemiş, fazlaca şımartmışlardır. Yıllar sonra namazında niyazında bir kadın gibi görünse de durum çok başkadır. Oğluna mümkün olduğunca çaktırmadan süslenip püslenip dışarılarda gezer, özellikle gelini hakkında bin bir türlü iftiralar atar. Evde de durum farklı değildir. Hacer Hanım sürekli Nazan'ı aşağılar durur, bir şekil Haldun'la arasına soğukluk katmaya çalışır. Onu oğlundan boşamak için bin bir türlü yollar dener. Tabi herkes Hacer Hanım'ın ne kadar kötü bir insan olduğunu bilse de ondan korktukları için söylediklerine kimse itiraz etmez. 

 Mazhar, Nazan'a yüzüğü hediye eder. Karısı çok mutlu olur ama yine Mazhar'ın istediği tepkiyi vermez, örneğin boynuna atlayıp onu öpücüklere boğması. Mazhar, karısına yüzükten annemin haberi olmasın diye sıkı sıkı tembihler, çünkü annesi mutlaka bir olay çıkaracaktır. Nazan yüzüğü sandığına saklar. Bu sırada Mazhar, davasına baktığı barın sahibiyle konuşurken, Jale isminde bir kadınla tanışır. Jale, geceleri meyhanede çalışan bir bar kızıdır. Mazhar, fark eder ki Jale, Nazan'ın tam tersidir. Kısaca hayallerindeki kadındır. Nazan, yine Mazhar'ın istediği sıcaklığı göstermeyince büyük kavga çıkar ve o günden sonra Mazhar eve çok nadir uğrar, günlerini Jale ile geçirir. 

 Bir gün Hacer Hanım, evde kimse olmayınca "Benim oğlanla gelin ne diye öğle vakitleri yatak odalarına çekiliyor?" diyerek oraya doğru yol alır. Yüzüğü bulduğu an işler iyice zıvanadan çıkar. 

************

 Yorum: Bu kitabı ben yazsaydım "Bir Kadın Yüzünden Kararan Hayatlar" ismini koyardım. Kitabı okuyan daha ilk sayfadan Hacer'e beddualarını saymaya başlar. O ne iğrenç bir mahlukattı! Bütün aşklar ve dostlukları bozdu kadın. Bana kalsa ona daha da acımasız bir son yazardım -_- 

 Ben Mazhar'a çok kızamadım. Nazan'la anlaşamamasındaki en büyük sebep eğitim farkları idi. Mazhar'ın ahlak ve kültürel gelişimi için sağlanan çok kapı vardı. Nazan yaşadığı yerin ve o zamana göre köy kadınlarından beklenen davranışları sergileyen bir kızcağızdı. Nazan'ı da kendimce anladım ama yazar, ona çok fazla ezilen bir kişilik vermiş. Kim ne yaparsa yapsın karşı çıkamadı benim de içimi parçaladı :(

 Jale -diğer adıyla Neriman- kitapta en sevdiğim kişiydi. Fakat sonda yaptığı hiç olmadı. Ben o kadının böyle bir vazgeçiş yapacağını hiç düşünmüyorum. Yazar orada büyük hata yapmış bence.

 Biraz da yazarın kitapta dikkat çeken yönleri ve kalemi hakkında konuşalım. Kitap birçok insani değeri sorgulattı bana. Bir insan nasıl bu kadar ahlaksız -Hacer- , nasıl bu kadar yanlış yapar -Mazhar- , nasıl bu kadar suskun olur -Nazan- sorularının cevabını bulmaya iten bir kitaptı. İnsanın kendi çıkarı için ne kadar ileri gidebileceğini gösterdi. 

 Yazarın kalemi oldukça sade. Benzetme sanatını az kullanan isimlerden biri. Fakat o sade kalem nasıl da bir şaheser ortaya çıkarmış? Kitabı alırken elbette ki dram bekliyordum, çünkü kitaptan uyarlama dizileri de dahil karşıma ne çıkacak az çok tahmin ediyordum. Fakat bu kadar vurucu bir şey beklemiyordum. Hatta merak ediyorum, niye Türk yapımcılar bu kitabı uyarlamamış? Bir Türk dizisinde aradıkları bütün şeyler mevcut, tabi romantizm hariç :D

 El Kızı, hayatım boyunca aklımdan çıkmayacak bir kitap oldu. Tavsiyem aşırı ağır dram sevmiyorsanız pek tavsiye etmem. Bir de ilk kez Orhan Kemal okuyacaksanız tavsiye edemeyeceğim. İlk kitaptan bu kadar dram ağır etki yaratabilir ve yazarı bırakmanıza sebep olabilir. Şahsen ben hala kendimi toparlayamadım. Tersiyse tam sizlik ;)

 Puanım: 4,75/5