Modern Klasik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Modern Klasik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Temmuz 2016 Çarşamba

Sineklerin Tanrısı-Yorum




 Etkinlikte tamamlanan madde: İçinde deniz geçen bir kitap

 Sineklerin Tanrısı ile birlikte Sweet Summer Challenge etkinliğinin yarısını tamamlamış oluyorum. Son kitabımın yorumuna geçmeden önce kitapta bir şey ilgimi çekti. Bence bu benim kadar diğer kitapseverleri de baya üzecek gibi görünüyor. Bu kitabı alan babamdı ve İş Bankası'nın bastığı ilk baskıyı almış. Kitabın arka kapağına baktığımda fiyat beni şaşırttı.




 15 yıl önceki baskının 6 tl, şu anda ise 16 tl olması sinir bozacak derecede. Fiyattan da anlaşılacağı üzere o zamanlar bir kitaba ulaşmak gerçekten kolaymış. 260 sayfalık kitap 6 tl. Ben hala inanamıyorum 0_0 

 Kitapta en çok Domuzcuk ve Simon'u sevdim. Kitapta Domuzcuk'un ipleri ele almasını çok bekledim, tabi ki böyle bir şey olmadı, olsa şaşarım zaten -_-

 Bana göre 1940-1960 arası kitapların dili fazla sıkıcı geliyor. Ağır bir dil yok ama çok fazla gereksiz cümle kullandıklarını düşünmemden dolayı olsa gerek, o kitapları okurken bana bir sıkılma geliyor. Bilmiyorum, siz ne düşünüyorsunuz? Sineklerin Tanrısı da bu konuda bir istisna değildi gözümde. Akıcı değildi, okurken bazı sayfaları atlamak zorunda kaldım :(

 Yine de yazarın duygu aktarımı konusunda başarılı olduğunu düşünüyorum. Yazar insan şiddetinin gelebileceği noktaları çok ustaca işlemiş. Ayrıca iktidara geçme isteği,çaresizlik, giderek artan umutsuzluğun insanı getirdiği noktalar da güzelce aktarılmış.

 SPOİLER!!!!

 Kitabın ilerleyişi Simon'un ölümüne kadar baydı beni. Simon'un ölümü ve sonrasında yaşananlar hiçbir psikolojik gerilim kitabının yapamadığını yaptı: Beni gerim gerim gerdi.

 Puanım: 3,5/5

11 Haziran 2016 Cumartesi

Fahrenheit 451-Yorum



Guy Montag işini seven bir itfaiyeciydi. On yıldır kitap yakıyordu. Gecenin bir yarısında yola çıkışlarını, alevlerin kitapları yutuşunu hiç sorgulamamıştı... Hiç sorgulamamıştı, insanların korkusuzca yaşadıkları bir geçmişi anlatan o 17 yaşındaki genç kızla karşılaşana dek... Montag'ın hayatındaki bütün yanlışlar doğrularla yer değiştirir o andan sonra... İşini, eşini, yaşayışını yeni bir gözle değerlendirir. Önünü alamadığı duyguları onu, asla tahmin edemeyeceği şeyler yapmaya iter. Sansüre, totaliter yönetimlere, kültür endüstrisine ve uzunca bir süredir sürdürdüğümüz yaşam tarzına yönelik en keskin eleştirilerden biri. Okuyun ve kendinizi yeni baştan kurun.

********************************************************

 Distopya türü kitaplarla aram orta derecedir. Gerçekçilik ağırlıklı olmasını sevmeme rağmen fazla melankoli, mutsuzluk gibi ögeleri de bolca barındırdığı için bir yerden sonra ruh halimde çökme başlıyor.

 Sanırım şu ana kadar okuduğum distopya sayısı 2-3 kitaptır. Şimdilik en son Fahrenheit 451 kitabını okudum. Kitabı okuyanların çoğu orta halli bulmuş, ben de katılıyorum.

 Okuyanlar İthaki'nin çevirisini beğenmemiş. Benimki kaçıncıydı hatırlamıyorum ama ben fazla görmedim hata. Ancak bana göre çeviriden çok yazarın dilinden ötürü ben ısınamadım kitaba. Yine de kitapta rastlanabilecek çok güzel cümleler mevcut. Ayrıca yazarın seçtiği konu da iyi seçilmiş: Kitapsız yaşam.

 Montag'ın eşi tam ağzı burnu dağıtmalık biri. Hayatımda gördüğüm en boş kafalı insan olabilir.

 Puanım:2,5/5

19 Mayıs 2016 Perşembe

Yakıcı Sır-Yorum


 Kısa bir tatil için Avusturya Alplerine giden bir baron, zamanını zararsız bir flörtle renklendirmenin yollarını aramaktadır. Kendine fazlasıyla güvenen ve gönül maceralarına her zaman açık olan bu müzmin kadın avcısı, kısa sürede kendisine bir av bulmakta hiç zorlanmayacaktır. Tanışıp yakınlaşmak istediği kadının on iki yaşındaki oğluyla ahbaplık kurarak işe koyulur. Yakıcı Sır annesini elde etmek isteyen bu narsist çapkın tarafından kullanılan bir çocuğun hikâyesidir aslında. Ne var ki, yetişkin dünyası bazen masum çocuklara büyüklere göründüğünden çok daha berrak görünmektedir… 

********************************************

 Sanırım ben kitabın özetinin özetini okudum. Çünkü yaptığım bazı araştırmalar kitabın 280 sayfa civarı olduğunu gösteriyor.

 Kitap daha ilk sayfadan sizi sürüklemeye başlıyor. Yazar, oluşturduğu karakterlerin psikolojisini çok başarılı bir şekilde yansıtmış. Edgar, Baron'dan sadece şu ana kadar görmediği sevgiyi istiyordu. O anneyi kitap boyunca şöyle bir sarsmak geldi içimden. Ben Baron'u kötü biri olarak göremedim. Baron sadece çıkarını düşünen biriydi. Sonlara doğru hak ettiği dersi almasını içimin yağları eriyerek okudum.

 Kısacası, sevgisizliğin ve aldatılmışlığın bir insanda nelere yol açabileceği Yakıcı Sır'da çok güzel anlatılmış.

 Puanım:4,5/5

10 Nisan 2016 Pazar

Fareler ve İnsanlar-Yorum


 Bu kitabı bu kadar geç okumama kızanların sayısı çok fazla olacaktır ama ne demişler, geç olsun güç olmasın.

 Yazarın şu ana kadar 2 kitabını okudum. Biri bu, diğeri de İnci. Yazarın İnci kitabını da çok sevmekle beraber, Fareler ve İnsanlar'ı okumak bana daha fazla keyif verdi. Sanırım bunun sebebi İnci'nin gereğinden fazla betimlemeye boğulmuş olmasıydı.

 Kitap daha ilk sayfadan sizi kendine çekiyor. Curley' hariç orada bulunan karakterlere kanım çabucak ısındı. Özellikle George'a. Aksi görünüşüne rağmen içinde yumuşak bir kişilik barındıran karakterleri seviyorum. 

 Benim için "Hayal kurma" temasını en güzel işleyen kitaplardan biri oldu Fareler ve İnsanlar.

 Zamanında kitabı incelerken Candy ismini görmüştüm. Kitabı okumaya başladıktan sonra Candy'nin erkek çıkması beni baya şaşırttı. 

 Kısa olmasına rağmen içi çok doluydu. Sadece "George, kendine ait bir çiftliğe sahip oldu mu?" sorusunun cevabını vermiyor, o kısım okuyucuya bırakılmış gibi görülüyor. Bana kalırsa, George olanlardan ötürü başta hayalinden vazgeçti fakat onu bunaltan çalışma şartlarına daha fazla dayanamadığı için kendine çiftlik satın aldı. Yine de fazla mutlu olduğu söylenemez.

 Puanım: 5/5