Nemesis etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Nemesis etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Mart 2016 Çarşamba

Her Yerde Sen-Yorum




 Beth Denton, hayatının büyük bir kısmını aşksız geçirmiştir ve ona göre bunun nedeni fazla kilolarıdır. Özlediği aşkı yaşayabilmek için onlardan kurtulmaya karar verir. Sonunda fazla kilolarından kurtulduğundaysa, tıpkı beklediği gibi erkeklerin ilgisini çekmeye başlar. Yeni görünümüyle flört dünyasına adım atan Beth, aşkı bulmak için fazlasıyla hazırdır. Ancak, onca erkek arasından hoşlanmak için en yanlış adamı seçmiştir: Nick Merimon. Üstelik Nick de ondan hoşlanıyor gibi görünmektedir.

 Beth'e göre, Nick gibi sıfır beden kadınlarla çıkmaya alışmış birinin ondan hoşlanması imkânsızdır. Ancak hayatında bir kez olsun, yalan olduğunu bilse bile, arzuladığı şeyi yaşamaya karar verir. Verdiği bu kararın doğuracağı beklenmedik sonuçlarla yüzleşmesi ise an meselesidir.


***************************************************************

 Okuduğum daha doğrusu okumaya çalıştığım en kötü kitaplardan biriydi. Serinin ilk kitabı kötüydü, ikincisi beğendiğim bir kitap olmuştu. Bu ise tam bir facia olmuş.

 Önce yazardan başlayım: Aşırı bir biçimde kitaba girmiş. Yani karakterlerden çok yazarın kendi düşüncelerini okuyoruz kitapta. Sürekli "Beth, niye böyle söylüyorsun, çeneni kapalı tut." gibi önerilerde bulunuyor karakterlere.

 Karakterlerde diyalog diye bir şey yok. Tabi yazar kendi düşüncelerine fazla dalınca diyalog beklememeli insan.

 Sadece ve sadece Beth ve ablası Suzy üzerinde durulmuş. Beth'in ergen kızlardan hiçbir farkı yok. Sürekli "Nick beni bırakacak, bu durumun ciddiyetini kavrayamadı. Ben şişmanlayacağım, o zaman beni çekici bulmayacak?" diye düşünüyor. Kız tam bir boş kafa anlayacağınız. Suzy, sürekli insanlara sert tepkiler veriyor, kendini kaf dağında sanıyor.

 Yazar Nick'i düşünülenden daha düzgün biri olarak yansıtmaya çalışmış ama başaramamış Ergen Beth ve kendisi sağ olsun. Aşk hiç yok ortada. Yani en azından Beth'in onu sevdiğine inanmıyorum ben.

 Kitaba anca 200 sayfa kadar dayanabildim ve bu bile baya sınırlarımı zorladığımı gösteriyor bana. Tavsiye etmiyorum, okumayın kitabı.

 Puanım:1/5

13 Ocak 2016 Çarşamba

Sen Benimsin Yorum





 Öncelikle herkese merhabalar. Bir kitap daha tarafımdan okundu bitti. Sıcak sıcak bitirdiğim sırada Berfin'in de kitaba yeni başladığını öğrendim. Hazır okuyorken kitabı bitirince onun düşüncelerini almak istedim. Nasıl yapalım edelim derken aklımıza Berfin'in de üstte anlatmış olduğu bu şahane fikir aklımıza geldi ve kafamıza yattı. Bundan sonra okumak istediğimiz ortak kitaplarda mümkün olduğunca ortak yorumlar yapmaya çalışacağız :) Bu benim için de bir ilk olacağı için baya heyecanlanmış bir vaziyetteyim. Ve bu fikri benimle hayata geçiren Berfin'e çok teşekkür ederim. :) Hazırsanız gelelim benim yorumuma.


    Özlem Diyor ki:

 Günümüz aşk romanları pek tarzım olmasa da historical eksikliğinden ve boş vaktimi doldursun diye bunlara baya sarmış durumdayım bugünlerde. Ve ne yazık ki çoğu tam tahmin ettiğim gibi çıkıyor. "Keşke okumasaydım, zamanım çalındı resmen!" cümlelerini baya kullanmışımdır bu tür için. Sanırım bu döngüyü kıran şimdilik 2 kitapla karşılaştım. Biri blogumda da yorumu olan Jennifer Probst'un Sonuna Kadar kitabı, ikincisi de şimdi yorumunu yapacağım Sen Benimsin kitabı. 

 Konuyu Berfin gayet güzel bir şekilde anlattığı için o kısımlara girmiyorum. Ben öncelikle kapaktan başlamak istiyorum yoruma. Şu kapak Nemesis Kitap'ın en güzel kapakları sıralamamda ilk 10'a girer. Yalnız Nemesis'in hangi kapağı güzel değil ki? Gerçekten, kapak işini ciddiye almalarını seviyorum, beni çıkardıkları kitaplara daha bir istekli başlamamı sağlıyorlar.   

 İtiraf ediyorum ki kitabın başları benim için facia idi. İlk sayfaları okurken baya sıkılmıştım ve bırakmak istedim. Sanırım Ginger ve Derek'in tanışma faslından sonra kitap benim için açılmaya başladı. Yazarın kullandığı dil oldukça eğlenceliydi, kitabı gayet rahat bir şekilde okutturdu. 

 Karakterlere gelince; Berfin'in de dediği gibi Willa'ya ben de yazarın kalemi sayesinde ısındım. Fakat Willa bazı yönlerden eksik geldi bana. Örneğin kız kardeşiyle olan ilişkisi çok yüzeysel anlatılmış. Ayrıca karakterin yaşadığı 180 derecelik değişimi bizler Ginger ile beraber öğreniyoruz. Bilmiyorum, kardeşiyle fazla ilgili denilse de bu kadar da olup bitenden habersiz olmamalı diye düşünüyorum Ginger hakkında. 

 Gelelim o anne diye hitap edilen, ben deyim haspa (daha ağır laf ederim de Berfin'e ayıp olmasın diye bulabildiğim en nazik sıfatı kullanayım)  siz ne dersiniz bilemeyeceğim şahsa. Yeminle o kadını bulup ben öldürmek isterdim. Madem çocuk doğurmaya hiçbir zaman hazır olmadın, ne diye bunu yaptın o zaman? Kitapta Ginger'ın yaşamak ve kardeşi için verdiği mücadeleleri okudukça boğazım düğümlendi ve o kadına lanet ettim. Günümüz veya kitapta geçmiş hiç fark etmez, sadece kendini düşünen, çocuğuna herhangi bir sevgi ve ilgi göstermeyen bu yaratıkları gördükçe ve okudukça onlardan tiksinmemem mümkün değil.  

 Neyse, şimdilik geçelim bu iğrençliği, daha güzel şeylere odaklanayım. Benim için kitabı okutturan en büyük etken Derek'ti desem yalan olmaz. Çoğunlukla alfa erkeği şekilde takılsa da (ki kendisi alfa bir erkek gerçekten de) Ginger'a karşı gösterdiği ilgi ve nazik olma çabaları kendisini çok sevdirdi bana. Aşırı alfa erkekler beni cidden kendinden soğutur, fazla işlevi olmayan erkeklerse kitapta sıkar beni. Derek tam bu ikisinin ortasıydı yani benim için tam kıvamında bir erkek. Ha unutmadan bir de kirli dil dediğimiz olayı cidden başarılı kullanan biri.

 Bir de şöyle bir şey var. Bu kitabın bulunduğu Line of Duty serisi 6 kitaptan oluşuyor ve sadece son kitabın ana karakterleri yine Ginger ve Derek. Bu kitap kaç sene sonra çevrilir muallak, ama başıma bir şey gelmezse bu karakterleri yeniden okumak zevkli olacak bence.

 Ben tabi yine tutamadım kendimi, baya uzun bir yorum yaptığımın farkındayım ama son bir şey söyleyerek bitiriyorum. Bu kitaptan çok Nemesis'le ilgili diyeyim. Şimdi Nemesis'in çıkardığı tür belli, günümüz aşk. Fakat bazı yazarları, erotik roman kategorisinde kitaplar yazıyor. Tessa da onlardan biri. Tamam bu kitaplar Grinin Elli Tonu veya Günahkarlar serisi gibi ağır erotizm içeren şeyler değil ama bu konuda biraz daha dikkat etmelerini isterim. Zira bunu okuyan bizden küçükler de var,  bu kitaplar için en fazla +15 ibaresi belirtse iyi olur sanki.

 Puanım:4/5


    Berfin Diyor ki:

 İlk sayfadan son sayfaya kadar sıkılmamı engellediği ve karakterler arasındaki konuşmalar sürekli kahkaha atmama neden olduğu için, birçok kitapta rastladığım bazı şeyleri yok sayacağım. Tamam, çerezlik bir kitaptı ama beni içinde tutmayı başardı. Ve karakterler samimiydi. Bu açıdan başarılı buldum. Ginger ve Derek gibi karakterlere pek rastlayamıyorum bu aralar. Sert aynı zamanda komik olmayı başaran, her sıfatı da üstlerine yakıştıran; komik, duygusal, özenilesi bir çiftti bana göre.

Ginger’ın kız kardeşi için yapamayacağı şey yok. Ve bu yüzden annelik görevini bir türlü beceremeyen annesinden kimden aldığı belli olmayan parayı “ödünç” alıyor. Ve kardeşini de alıp ortadan kayboluyor. Yeni bir hayata başlamak için eline geçen fırsatı değerlendiren Ginger bir polisin tam dibinde daire tutuyor. Sonrası ise beklenecek türden olaylarla çevrili. Polisimiz; Derek adın da fiziksel ve duygusal anlamda benden tam puanı kapmış birisi. Pardon “başkomiser” JKarşılaşmalarındaki konuşmalar ise sırıtmama neden oldu.

 Birde Willa var. Ginger’ın kız kardeşi. Biraz garip ama ablasına düşkün birisi. Yazarın dili sayesinde karakterlere ısındım. Eminim dili, anlatımı daha farklı olsaydı şuan ki duyguları alamazdım. 4/5

-Willa-Ginger eve taşınırken:)-

“Ucunu kaldır. Bu koca şeyi kendi başıma taşıyamam seni şırfıntı!”
“Hadi oradan. Sadece tek elinle tutuyorsun.”
“Çünkü diğer elimi sana el hareketi çekmek için kullanıyorum.”
“Aynı anda birden fazla şey yapmana karşı çıkamam tabii.”
“Sen papanın annesine bile karşı çıkarsın.”

Dolly Parton’u da unutmayalım. O kim diye sormayın sorarsanız Ginger’ın size birkaç çift lafı olur. Şunun gibi;
“Sanırım 'Bu da kim?’ demek istediğiniz ve o soruya cevap olarak 'Siz kimsiniz?’ demek istiyorum.” “Ne demek istediğinizi anlamadım.” “O, komiser bey, Dumanlı Dağın Bülbülü oluyor.” Willa öfkeyle, “Taşranın Barbie'si bir kere,” diye araya girdi.
Adamın, kafası tamamen karışmış bir ifadesi vardı. O yüzden Ginger insaf etmeye karar verdi. “O, Dolly Parton."
“Anasını sattığımın Dolly Parton'ı.”


Ginger barda ona asılan Matt için methiyeler diziyor J
‘Matt
Ters şapkalı, Malt. Yok, sende bir meymenet. Biz konuşurken asidi kaçan biran oldu tam bir illet.’  

Berfin'in Bloğu İçin Tık Tık



10 Ocak 2016 Pazar

Sonuna Kadar-Yorum




 Kitabı okuyalı bir ayı geçmiş olsa da şimdi yorumunu yapıyorum. Çünkü yorumunu yapmaya baya üşenmiştim :D. Aslında birkaç kitap daha var yorumunu yazmak istediğim ama bir türlü elimin gitmediği, umarım kısa zamanda onların da yorumunu burada sizlerle paylaşacağım.

 Neyse gelelim yorumu geç gelen kitaba. Gavin Luciano, Miranda Storme ile tutkulu bir ilişki yaşamaktadır. Bir gün Gavin'e cazip bir iş teklifi gelir. Gavin bu fırsatı kaçırmak istemez, Miranda'ya mesaj atarak ondan ayrıldığını söyler. İşinde belli bir başarı yakalayan Gavin, Hindistan'a tatile gider ve orada karma felsefesinin inceliklerini öğrenir.  

 Bir gün iş yerindeyken bir telefon alır. Ailesinin işlettiği restoran eskisi kadar müşteri çekemediği için iflasın eşiğine gelir ve babası Gavin'den yardım ister. Gavin de bunu fazla isteksiz bir şekilde kabul ederek geçici süreliğine işin başına geçer. Ancak durum gerçekte ümitsizdir. Yapmak istediği değişikliklere ailesi hep karşı çıkar. Ahçıları karısının onu aldattığı düşüncesi ile yemeklerin baharat oranını fazla kaçırır. Kardeşi de sürekli kız arkadaşıyla ilgilenmektedir.

 Yine böyle geçen bir günde restoranına iki kişi gelir ve Gavin şoka uğrar. Gelenlerden biri eski kız arkadaşı Miranda'dır. Miranda, şu anda bir dergide başarılı yemek eleştirileri yapmaktadır. Yemekleri beğenmese de aslında Miranda oraya sadece yemek için gelmiştir. Fakat Gavin'in sanki hiçbir şey olmamış gibi ona davranması ve intikam isteğiyle restoran hakkında kötü bir eleştiri yazısı yazar. 

 Bunu öğrenen Gavin'in artık 3 amacı vardır: Restorana müşteri çekmek, Miranda'nın gönlünü almak ve o eleştiri yazısını düzeltmek. Ama işi hiç kola değildir çünkü Miranda bir restoran için asla 2. eleştiri yazmaz ve Gavin'i affetmesi çok zordur.

***********************************************************

 Bu seneye kadar günümüz aşk romanları okumazdım ben. Tabi tarihi aşk romanların çıkışında fazla azalma olunca mecbur bunlara yöneldim ve şu ana kadar okuduklarım da tam tahmin ettiğim gibiydi. Çoğu fazla sıkıcı, her şey oldu bittiye getirilmiş, karakterler arasındaki romantizm sıfır.

 Bu kitaptan da beklentim aynen bu yöndeydi. Fakat beni ters köşe yaptı çoğu yerde. 

 Yazar karakterleri gerçekten başarılı bir şekilde bizlere tasvir etmiş ana karakterinden yan karakterlerine kadar. Ayrıca yan karakterlerin bulunma sıklığı tam kıvamındaydı. Ne gereğinden az görünerek o zaman niye bunlar konulmuş dedirtti, ne de ana karakterlerden daha fazla görünerek kitabı bir tarafa fırlatma isteği oluşturdu. 

 Gavin-Miranda arasındaki tutku ve aralarını düzeltme çabalarını okumak çok güzeldi. Gavin biraz eşek olsa da ikisi de ne istediğini bilen ve olgun kişilerdi. Günümüz aşkın da böyle bir sorunu var. Bir çift anlatılıyor ve bu çift çoğunlukla saçma davranışlarda bulunuyor veya yazarın aralarında geçenleri aktarması çok yüzeysel kalıyor. Bu kitapta bunu bir an bile görmedim. Yazar ikisini de gayet başarılı anlatmıştı.

 Kitapta hakikaten kötü biri vardı. Kim olduğunu söylemeyim ama o sahneleri okurken cidden ben de Miranda gibi sinirden deliye döndüm. 

 Kitapta beklenmedik gelişmeler de yaşandı ve bunları karakterlerle beraber öğrendim ben de. Ve ben bunu çok sevdim. Çoğu aşk yazarının yaptığı hatalardan biri de bu. Okuyucuyu şaşırtma hakkı vermeden olanları önceden yazıyor ve bunu karakterin öğrenmesi anca kitabın sonlarına doğru gerçekleşiyor  ve okuyucu da o sahneleri okurken işkence çekiyor, şahsen onlardan bir de benim :( 

 Kitap erotik kategorisinde olsa da cinsellik tam dozundaydı. Ve Gavin, nasıl desem kirli konuşmada gayet iyi diyebilirim. 

 Kitabı gayet beğendim, yazarın bizde çevrilen başka kitapları da var, belki bir gün okurum.

 Puanım: 4,5/5