10 Temmuz 2017 Pazartesi

Aklımda Deli Sorular - Mim


 Teee 4 ay öncesi Kitap Güneşim beni bu güzel mime davet etmişti. Fakat şuydu buydu derken arada kaynadı iyice 😅 Mimin zamanı da baya geçti daha fazla geçirmeyeyim.

1)Almaktan vazgeçemediğin bir şey var mı?


 Tabi ki de kitap :D Harcamalarımın %70-%90 civarı kitaba gider. Kitap dışı derseniz evimizde yer olsaydı kupa bardak almaktan vazgeçmezdim.

2)Büyük, kocaman bir acı hissettin mi?

 Fiziksel olarak aklımda kalanı hastanede siyah nokta sıkma yöntemidir. Acısı bir yana bir yerden sonra nefes almak da zorlaşıyor :D

 Psikolojik olanlar da var fakat benden çok daha kötülerini yaşayanlar olduğu için yaşadıklarım kendime göre acı diyeyim.

3)Altın günlerine dair korkunç bir anın var mı?

 Sanırım ben şanslı denilebilecek çocuklardan oldum. Ne evimizde altın günü yapıldı ne de annem öyle yerlere gitmiştir. Annem daha çok evladını düşündüğünden "Ders çalışırken rahat ol diye sık sık misafir çağırmıyorum. Ayrıca bana o işler zahmetli gelir." der.

 Kendisi bilindik şekilde misafir çağırırsa veya bir yere giderse beni aynı sebepten yayına almadığı zamanlar da az değil :D

4)Özel bir yeteneğin olsa ne olsun isterdin?


 Kesinlikle matematik zekası. Bir konudan çok çeşitli soru çıkıyor diye SBS, YGS gibi sınavlarda matematik çalışmadığım ve yapamadığım doğrudur. Okuduğum bölüm de matematikle alakalı, cidden ne yapıyorum ben :D Neyse, matematik soruları çözme konusunda başarım olsaydı hayatımda büyük kolaylık sağlanırdı.

5)"Etraf ne der?" diye düşünmeden hareket edebilir misin?

 Biraz zor. Örnek verecek olursam, eskiden şort giymek normalken, şimdi bayanlar için can güvenliği tehlikesi oluşturuyor. Kendinizi savunmak da zorlaştı. Sonuçta hatalı olan ne olursa olsun bir şekil kurtulacak bundan. 

6)Hangi mevsimi seversin?



 Tam kış insanıyım. Kışın okuldu, yoldu derken bir koşuşturma içinde oluyorum. Yazın baya gevşeme moduna giriyorum :D Gerçi ilk kez yaz geldi diye baya mutlu oldum, bu dönem düzgün ara veremeden sürekli okulda bulundum, dersler de hepimiz için ağırdı. 

7)Blog yazmak sana ne kattı?

 Öncelikle bir sürü güzel insanla iletişim imkanım oldu, hepsi de güzel yazılar yazıyor ve samimiler. Şikayetçi olduğum konular hakkında yazılar yazmak da iyi geliyor :D Bir de kitap yorumlamayı daha planlı yapmayı başarsam daha iyi olacak. Yine de daha iyisi olabilir, umarım o da gerçekleşir :)

8)En sevdiğin dizi, film, animasyon ve kitap nedir?

 Dizi: Doctor Who Klasik Seri

 Film: "İşte benim filmim" diyebileceğim bir film yok.

 Animasyon: The Simpsons 

 Kitap: Kitap okuma alışkanlığımı yeniden kazandırdığı için Julia Quinn - Şahane Bir Kadının Gizli Günlüğü diyorum.

 Kitap Güneşim'e hem mim için teşekkür ederim hem geç yayınladığım için özür.  Sizlere de okuduğunuz için teşekkürler. Şu mimleri fazla geçirmeden yapsam iyi olur :D

Bahar Okuma Şenliği 2017: Final



 Bir Okuma Şenliği'nin daha sonuna geldik. Listemde bulunan bir kitabı okuyamayacağımı anladığım için o maddedeki kitabı sildim. Sonuç olarak o kitap hariç doldurduğum maddeleri tamamlamış bulunuyorum. Okuduklarım ve sonuç :

1. Kategori (10 puan): İsminde bahar mevsimini çağırıştıran bir kelime geçen veya olayların baharda geçtiği bir kitap. 

 Anton Çehov/Kırlarda Bir Gün - Everest Yayınları/342 sayfa

3. Kategori (10 puan):  2017 yılında basılmış bir kitap.

 Christina Dodd/Karanlığın Kokusu - Pegasus Yayınları/336 sayfa

5. Kategori (10 puan): Beyazperdeye aktarılmış bir kitap (Filmi de izlenecek).

 Edith Wharton/Masumiyet Çağı - Martı Yayınları/ 432 sayfa

7. Kategori (10 puan): Çanakkale Zaferi ile ilgili bir kitap.

 Diriliş-Çanakkale 1915/ Turgut Özakman - Bilgi Yayınları/688 sayfa

8. Kategori (10 puan): En az 500 sayfa olan bir kitap.

 Jane Eyre/Charlotte Bronte - Martı Yayınları/576 sayfa

9. Kategori (10 puan): Daha önce okuduğunuz bir kitabın devamı olan bir kitap.

 İhanet Çarkları/Büşra Toraman - Ephesus Yayınları/478 sayfa

10. Kategori (10 paun): Goodreads'da en az 3 puan almış olan bir kitap.

 Julia Quinn/The Sum of All Kisses - Avon Books/378 sayfa

11. Kategori (10 puan): Dünya ya da Türk klasiklerinden bir kitap.

 Uğultulu Tepeler/Emily Bronte - Martı Yayınları/496 sayfa

12. Kategori (10 puan): Yazarı sanatçı olan bir kitap.

 Zülfü Livaneli/Son Ada - Remzi Kitabevi/184 sayfa 

15. Kategori (10 puan): 200 sayfadan kısa bir kitap.

 Orhan Kemal/Ekmek Kavgası - Everest Yayınları/160 sayfa

16. Kategori (10 puan): Adında Aşk kelimesi geçen bir kitap.

 Bir Avuç Aşk/Brenda Joyce - Pegasus Yayınları/624 sayfa

17. Kategori (10'ar puan/ekstradan 40 puan): Şimdiye kadar kitabını okumadığınız 4 yazardan birer kitap (Yazarlardan 2'si Türk, 2'si yabancı; 2'si kadın, 2'si erkek olmalı).

 Halide Edip Adıvar/Vurun Kahpeye - Can Yayınları/162 sayfa
 Lynsay Sands/İskoç Gelini - Yabancı Yayınları/304 sayfa

 Refik Halid Karay/Yezidin Kızı - İnkılap Yayınları/160 sayfa
 Aleksandr Puşkin/Yüzbaşının Kızı - Bahar Yayınları/160 sayfa


18. Kategori (10'ar puan/ekstradan 40 puan): Baş harfleri alfabeye göre sıralanan 4 kitap.

 Simyacı/Paulo Coelho - Can Yayınları/194 sayfa
 Şifacı/Marina Fiorato - Arkadya Yayınları/448 sayfa
 

 Tutsak Güneş/Ayşe Kulin - Everest Yayınları/442 sayfa
 Uzun Vadi/John Steinback - Sel Yayınları/160 sayfa

19. Kategori (10'ar puan/ekstradan 30 puan): Kapağındaki baskın rengin turuncu,mor,pembe olduğu birer kitap.

 Mor: Tracy Anne Warren/The Accidental Mistress - Ballantine Books/360 sayfa
 Pembe: Julia Quinn/Minx - Piatkus Yayınları/392 sayfa
 Turuncu: Paulo Coelho - Elif - Can Yayınları/266 sayfa

20. Kategori (10'ar puan/ekstradan 40 puan): Kendinizin belirleyeceği bir temaya uyan dört kitap veya 2 yazardan 2'şer kitap.

 Julia Quinn Kitapları:

 Everything And The Moon/376 sayfa 
 Brighter Than The Sun/378 sayfa
 

 Splendid/378 sayfa
 Dancing At Midnight/378 sayfa



 Toplam 26 kitap = 260 puan

 Toplam okuduğum sayfa 9068 = 90 puan

 17. Kategori tamamlandığı için +40 puan

 18. Kategori tamamlandığı için +40 puan

 19. Kategori tamamlandığı için +30 puan

 20. Kategori tamamlandığı için +40 puan

 Hepsi Toplam = 500 puan


 Benim için bu şenlik çok iyi oldu. Yaz Okuma Şenliği'ni dört gözle bekliyorum :)

9 Temmuz 2017 Pazar

3 Kitap / 3 Yorum



 Tutsak Güneş/Ayşe Kulin: 2 Tüyap öncesi alıp kış mevsiminde okurum dediğim bir kitaptı. Fakat o gün hiçbir zaman gelmedi :D Kısmet yazaymış. Daha depresip bir kitap bekliyordum. Fakat normal seyirde ilerlemesi hoşuma gitti. Kadın olmanın zorlukları başta olmak üzere adam kayırma, özgürlük gibi sorunlara da ver veriliyor. Sonu açık bırakılmıştı, bundan "Sonunda bitti derken daha kötü bir yönetimle karşılaşıyoruz." sonucunu çıkardım.

 Baş karakter Yuna olsa da çok vasıfsızdı. Sürekli "Neden bana açıklamadınız bunu? Anne, yine neyi peşindesin?" gibi sorularla kafa şişirdi. 1-2 defa tencereden insan gözledi o kadar. Diğer işleri ya sevdiceği (gerçi onu da az gördük) ya annesi hallediyor. Oğlu bile daha zeki. Bir de birkaç yerde yazım hataları vardı. Puanım: 8/10

 Simyacı/Paulo Coelho: Yazarın bu kitabını en sona bırakacaktım. Fakat nasıl olduysa okuma listeme almış oldum. En başta kitabın içine giremedim. Çevirmen fazla devrik cümle kullanmıştı. Sonrasında açıldıkça açıldı kitap. İyi ki ilk başta bu kitapla başlamamışım, sonrakiler aynı tadı pek vermezdi. Kişisel gelişim ile masalsı bir anlatımın güzel bir birleşimi olmuş. Puanım: 9/10

 Jane Eyre/Charlotte Bronte: Okuma şenliğimin en kötü kitabıydı. Bir kere Jane karakteri çok itici geldi bana. 100 sayfalık okul anıları yazmaya hiç gerek yoktu. İlle yazacaksa 30 sayfada anlatsa yetermiş. Okul anıları hem gereksiz yere uzamış hem sıkıcılaştırmış. En en en sinirime dokunan Bay Rochester idi. Bir şey anlatacak, dalıyor başka konulara. Resmen 10. Doktor'un daha suratsız versiyonu. Jane "Ben güzel değilim, iltifatlarının hepsi yalan. Hor görme beni." demesiyle iyice kezbana bağladı. Sonu da apayrı saçma geldi. Ya yanlış zamanda okudum kitabı ya da büyük beklentiyle başlayınca hayal kırıklığına uğramam kaçınılmaz oldu. Puanım: 2/10

8 Temmuz 2017 Cumartesi

9. Kadıköy Kitap Günleri




 Fuar biteli 1 ay olmak üzere ve yazıyı girdiğim zamana bakın 😅 Şu ana yazmamamın sebebi blog işlerini ertelemek oldu. Şenlikteki kitap yorumlarını girmeme, 30 günlük şarkı challengın yarım kalması, üzerine bunun da ertelenmesi blogtan biraz uzaklaştırdı. 

 Artık toparlanma zamanı! Yazması en kolay olan ve zamanı baya geçen yazımdan başlayayım dedim.

 Arkadaşımla 2 günlük Kadıköy gezisi yapacaktık. Perşembe onun işlerini halledip fuarda vakit geçirecektik. Cuma da bir mekanın yemeklerini deneyecektik. Fakat perşembe plan arkadaşın işi-mekanı deneme-fuar şeklinde geçti.

 İlk kez Haydarpaşa Garı'na gideceğimiz için nerede bulunduğunu tam bilmiyoruz. Otobüs şoförlerinde biri "Oraya otobüs gitmez, çok yakın yer! Cami arkasında!" diye resmen çemkirdi bana. Şunu söyleyeyim: Alakası yok! Baya uzak bir yerde. Cami arkasının arkası diyebilirim. Tüyap veya CNR'da yürüdüğünüz yol adımları toplamından daha çok yürüyorsunuz bilin.

 Bir günde 3 iş birden halletmeye çalışma sonucu artık bacaklar tutmuyor. Dönüş daha acılı oldu. Zaten gittiğimde fuardan da bir şey anlamadım. Biz de cumartesi gitmek zorunda kaldık. Cumartesinin diğerine göre daha iyi olduğunu söyleyebilirim. Daha zevkliydi. 

 Yalnız garın içinden fuar alanına ulaşılır diye düşünüyordum. Ayrıca ufak bir alanda olması da iyice hayal kırıklığına uğrattı. Yayın evi katılımı çok olunca da kurulan standlar maalesef dardı ve küçüktü. Hal böyle olunca cumartesi fazla ziyaret edilen yayın evlerinden kitap almak çok zordu.

 Genel şikayetlerimi dile getirdikten sonra gelelim alış verişe :D İlk kez bir fuarda planlıydım. Yaptığım listenin dışına çıkmadım. Gerçi finali listeden bağımsız 2 kitapla kapattım ama geçerli bir sebebim var :D Aldıklarıma gelirsem:

 Perşembe

 Bütün alış verişimi cumartesiye bırakacaktım ancak arkadaşım "Sonra taşımakta zorlanma." demesi sonucu 1 yayın evine uğradık.

 İthaki Yayınları


Özlem ile karşılaşmak güzel oldu. Kendisiyle 2 CNR öncesi tanışmıştık. Günü bu 2 kitapla kapattım. Normalde kitapları güzel bir karton poşetle almıştım fakat fotoğraf çekmeye vakit bulamadan annem çöpe atmış :D Ben de zamanında CNR'dan aldığım bez poşeti kullandım.

Cumartesi

Sel Yayınları


İthaki ile beraber en memnun kaldığım yayın evi oldu. Açıkçası Duygusal Adam'ı bulabileceğimi düşünmüyordum, çünkü basımı eski bir kitap. Kitapları sorduğum beyefendi sağ olsun baya yardımcı oldu. Listemde Balzac'ın "Sarrasine" isimli kitabı da vardı fakat kalmadığını söylemesi üzdü. Emile Zola'nın "Kim Nasıl Ölüyor?" kitabı mevcuttu. Keşke zamanında D&R'dan Emile yerine Balzac'ı seçseydim :D


Tasarımı ve sloganı oldukça güzel bir poşet yapmışlar 😍

İş Bankası Yayınları

İş Bankası, Can ve Yapı Kredi. Muhteşem üçlü ve muhteşem kalabalık :D Perşembe fazla kişi olmadığı için normaldi yine de diğer yayın evlerine göre kalabalık sayılabilirler. Cumartesi tam insan karmaşası manzarası mevcuttu :D Hal böyle olunca kasa ödemesi için 2 kez gitmek zorunda kaldım :D


Umuyorum Anna Karenina'yı okumayı başarırım :D Korkutan tek şey sayfa sayısı.

Müşterilerden biri Dumas'ın "Üç Silahşörler" kitabını sormuştu. Çalışan da "Sadece Siyah Lale'yi getirdik." dedi. Açıkçası baya şaşırdım. Ben aradığımı bulamayacağım diye düşünürken diğer müşteri bulamadı. Malum, Üç Silahşörler daha çok okunan bir kitap.

Hugo için fazla bir şey söyleyemiyorum. Bulunması kolay bir kitap fakat beğeneceğimden eminim.


Bunlar da kasaya 2. gidişi sebebim :D Sait Faik'i almak istiyordum fakat çok da emin değildim. Satıcı "Yazarın tüm kitapları %40 indiriml." deyince fırsatı kaçırmayım dedim.

Jules Verne'nin bu kitabının konusu hoşuma gitti, darısı diğerlerinin başına :)

Altın Kitaplar


Stephen King için gittim. Sadist kitabını kesin alacaktım. Bir de aklımda Kujo ile Göz vardı. ben Kujo'yu aldım, arkadaşım da Göz'ü aldı. Ayrıca Altın Kitaplar'ı da süpürdü :D Kendi deyişiyle "Pazardan seç beğen al tarzı Agatha Christie kitaplarına daldım." diye yorum yapıyordu. Bende çizgi romanlar ve elimde okumadığım 1 kitabı olduğu için Agatha kitabı almadım.

Everest Yayınları

Normalde alış verişim Altın'dan sonra bitmişti. Arkadaşım Tüyap'ta farkında olmadan Işık Öğütçü ile tanışmış yani Orhan Kemal'in oğluyla. Benim Orhan Kemal'i sevdiğimi bildiğinden tanış oğluyla dedi. Fakat aniden söyleyince bir çekimserlik geldi bana. Etrafı biraz daha gezdikten sonra kendisiyle konuştum.


Müfettişler Müfettişi serisini aldım.



İlk imzalarım.

Arkadaşım da Ahmet Ümit'in bir kitabını aldı. Ben Orhan Kemaller için kasaya ödeme yaparken arkadaşım "Ahmet Ümit imza veriyor, hem de fazla sıra yok." demesi sonucu imza sırasına girdik. Arkadaşım kendisiyle tanışmayı çok istiyordu, cumartesi bu açıdan uğurlu geldi. Tabi elinde yazarın bir kitabı olmayan ben fırsat kaçırmamak adına az da olsa konuştum :D Bilmiyorum yayın evi standında Ahmet Ümit'in imza günü var diye bir poster yoktu. Baya hazırlıksız yakalandık :D

*****

 Toplamda 13 kitapla fuarı gezdim. Perşembe yorgunluktan, cumartesi de kalabalıktan dolayı fotoğraf çekemedim. Kısmet başka fuara :) Aldıklarımın hepsinin toplam fotoğrafıyla yazıyı bitiriyorum :)

5 Temmuz 2017 Çarşamba

Mim: Öneri Yazısı


 Yaklaşık 2 hafta önce deeptone öneri yazısı yazmam için beni mimlemişti. Mim için yeniden teşekkürler :)

 Yazıyı bu kadar bekletmemin sebebi Doctor Who 10. sezon bittikten sonra yazmaya karar vermiş olmamdı. Gördüğünüz gibi yazım yine DW hakkında olacak :D

 Geçen sene 1963-1989 arası dönemi yani Klasik seriyi izlemeye başlamıştım. Şu an 1. 2. ve 7. Doktorların bazı bölümleri kaldı. Ve Klasik Seri'nin çoğu yönden şimdikini döveceğini söyleyebilirim. 

 Şu anda DW sadece David ve Matt dönemi olarak görülüyor. Peter'ı fazla saydıklarını söyleyemeyeceğim. Eski Doktorları arada hatırlatacak şeyler gösterilse de genel olarak önemsenmiyorlar. Sebep tamamen senaristler ve BBC'nin bencilliğinden kaynaklı. Onlar işin ticari yönüne bakıyorlar. "10 ve 11 çok iyi, diğerleri meh" denilebilir. Yoksa izleyiciler Peter'ın şahane bir iş çıkardığını kabul ediyor. Fakat gel de bunlara anlat!

 Neyse, bir gün bunları başka yazımda anlatırım. DW izlemek istiyorsanız mutlaka Klasik seriye başlamalısınız. Nedenlerime gelirsem:

1)Klasik seri 8 Doktordan oluşur. Bu 8 Doktor, Modern serideki Doktorların aksine, bir sorun mu var, hemen işe koyulurlar.  Ne 10 gibi karı kız etkilemek için ne de 11 gibi gösteriş amaçlı. Sadece birilerine veya gezegenlere yardımcı olmak için işlerini ciddiye alırlar.

2)Moderndekinin aksine Doktor ne bir yol arkadaşına aşıktı ne de yol arkadaşları bir şekil Doktor ile yakınlaşmıştır. Ayrıca çoğu da yol arkadaşı özelliğiyle yola çıkmıştır. 3-4 tanesi başkasıyla aşk yaşamıştır ve detaya inilmemiştir.

3)Her bölüm alakasız dramlara bağlanmaz. Fakat duygusal sahneleri de vurucudur. Örneğin Rose'un yaşadıkları Nyssa'nın yanında bir hiçtir. Aslında bu durum 7. Doktor'a kadar böyle devam ediyor. 7'de olmasa da olur dramlar başlıyor fakat moderndeki gibi işin cılkını çıkarmaz. 

4)Master gerçekten şeytani şeyler yapar. Diğer serinin aksine gerçek kötüdür. Moderndeki kötü olsa da sempatik yönü daha fazla. Bana göre modernde Master'ın yaptığı tek gerçek kötülük Bill'e yaptıklarıydı.

5)Robert Holmes der susarım. DW'yu DW yapan insan. Yetenekli yazar. 1 kişi hariç harika yol arkadaşları ve en sevdiklerimden olan 3. Doktor'u oluşturdu. Adam dizinin şu anki durumunu görseydi çok üzülürdü.

* Modern benim açımdan sadece gelişen teknoloji sonucu efektleriyle ve düşmanların dış tasarımlarının iyi hazırlanmasıyla öndedir.

 * Klasik seriyi izlemek isteyenlere önereceğim link de mevcut: Klasik Seri linki 

 Bu sitede yayınlayan sağ olsun, bölümlerin hem İngilizce hem Almanca alt yazılısı mevcut. Endişelenmeyin dil de İngilizce yani orijinal :D