27 Şubat 2017 Pazartesi

CNR Kitap Fuarı 2017 - İndirimler




 Can: %20

 İş Bankası: %25 (Maximum veya Bankamatik kartıyla %30)

 Ephesus: %30

 Pegasus: %25

 Parodi Yayınları: 5 tl, 10tl, 15 tl'ye bulabileceğiniz kitaplar

 Martı: 5 tl, 10 tl, 15 tl'ye bulabileceğiniz kitaplar

 Go Yayınları: 3 kitap 40 tl. Normal indirimi bilmiyorum.

 Doğan/Dex: %20

 Aklımda kalanlar bunlar. Yakında yeniden gideceğim. Merak ettiğiniz yayınevi indirimleri varsa buradan yazabilirsiniz.

24 Şubat 2017 Cuma

Mim: Uyarlamaca




 Güzel bir mimle sizlerleyim. Böyle güzel bir fikir buldukları ve beni mimledikleri için Sümeyye Kip'e ve Esma Tezgi'ye yani Yorum Atöylesi'ne çok teşekkür ederim :) 

 1)Uyarlama dizi/film seyretmeyi sever misiniz? Ne sıklıkta uyarlama dizi film seyredersiniz?

 Öncelikle maalesef bolca film/dizi izleme gibi bir alışkanlık edinemedim. Ailemin öyle sürekli takip ettiği dizi yok gibi bir şey. Ya bir süre sonra izlemeyi bırakıyorlar ya da izledikleri bana uymadığı için takip etmiyorum. Bizimkilerde bulunan bu durum beni de etkilemiş olsa gerek pek dizi/film takipçisi değilim.

 Düşününce aklıma geldi, 4 sene kadar anime izlemişliğim vardır. Fakat araya giren dersler, okunacak kitaplar bir de son dönemlerde kafama yatan bir anime çıkmaması da ne yazık ki bir yerden sonra bırakmama vesile oldu. Bırakalı da yine bir 4 sene olacak gibi görünüyor. Gerçi o 4 senelik olan arada en son Sailor Moon'un yeni (gerçi şimdiki seri daha mangaya bağlı ne kadar uyarlama sayılır emin değilim) uyarlamasını izledim bir ara. 

 Soruyu kısaca toparlarsam, dizi/film izlemeyi pek sevmem. Animelerden gidersek en başta sık uyarlama izledim sonra Sailor Moon hariç hiç izlemedim :D  

 2)Şu zamana kadar en sevdiğiniz veya başarılı bulduğunuz uyarlama film hangisiydi? Cevabı neye göre verdiniz?

 Sanırım bu soru çoğu kişi için cevaplanması en zor olanlardan. Çünkü bunu başaran film sayısı çok az. Kendi izlediğimden örnek verirsem önceliği  1991 Disney uyarlaması olan "Güzel ve Çirkin" alır 😍 Emma resmen hayalimi yaşadı. Bir de "Breakfast at Tiffany" derim. İzlediğim ilk Aubrey Hepbrun filmiydi ve çok beğenmiştim. Başkalarının tecrübelerinden yola çıkarsam aklıma ilk "Fight Club" geliyor.

 3)Şu zamana kadar en sevmediğiniz veya başarısız bulduğunuz, uyarlamayı yapanlara "neden yaptınız bunu neden?" diye sorduracak uyarlama film hangisiydi? Neden böyle düşünüyorsunuz?
 50 Ton Serisi diye cevaplamak istiyorum. Evet, ilk 2 kitabı okudum,sonuncuyu yarım bıraktım; hayır filmleri izlemedim. Peki neden böyle düşünüyorum? Bana kalırsa bir kere baş rol seçimleri çok yanlış. Hayran yapımlarını gördükten sonra Matt Bomer, Christian Grey karakterine gerçekten çok yakışırmış. Keşke Matt'e yakın birini bulsalarmış. Dakota masum bir yüz yapısına sahip olsa da Ana karakteri daha genç bir yüze sahip olmalıydı. Nedendir bilnmez aklıma Ana deyince Carly Rae Jepsen'in yüzü geliyor (Bir ara ortalığı kasıp kavuran Call Me Maybe şarkısını söyleyen kızımız) :D Daha doğrusu aklımda oluşturduğum hayali Ana'da onun yüzünü görünce "Hah! Bu kız gibi birini getirseler güzel olur." demişliğim var diyelim.

 Diğer bir sebep de filmlerin izleyiciye verdiği etkiden kaynaklı. İlk filmi %90 beğenmedi diyebiliriz. Gerçi hangi uyarlama istenileni verir ki?

 4)Şu zamana kadar en sevdiğiniz veya başarılı bulduğunuz dizi uyarlaması hangisiydi? Neden?

 Hmm, bunu izlediğim animeleri göz önünde bulundurarak cevaplamam lazım. Aklıma gelen ilk anime tabi ki de Hellsing! 

 MTV'de çıktığı günden beri takip etmişliğim var. OVA'sının 8. bölümünü az beklememiştim :D Alucard'ı görüp de sevmeyen kişi çok azdır. Hatta artırıyorum, kendisine baya aşığım ben 😍 (Normalde daha iyimser ve centilmen karakterleri aşırı seven biri olduğumu az çok bildiğiniz için bu şok etkisi yaratmış olabilir. Aralarındaki tek istisnam kendisidir, öyle başka psikopat yok listemde :D Neyse ki aşık olan kız sayısı az, valla paylaşmam onu :D)

 Neysem, gelelim diğer sebeplere yoksa beni kimse durduramayacak :D  Çoğunluk sevmese de Seras da canımın içidir. Integra'yı OVA'da daha fazla sevdiğim doğrudur, daha insani duyguları var. Valla ben her iki uyarlamayı da kendimce çok sevdim, yerleri benim için ayrıdır. Tabi her ikisinin eksik olan yönleri de vardı ama benim açımdan artılar eksilerden daha fazla. Ayrıca bana tam anlamıyla anime sevgisi oluşturmayı başarmıştır. Yine televizyonda çıksa da izlesem, hatta bir mucize OVA'ya el atsalar. Tamam internet var ama bir diziyi televizyonda izlemek başka güzel bence.

 Aklıma bir de GoSick animesi geldi. Başları normal bir anime gibi gitse de sonradan çıkan sırlar, karakterlerin arasındaki bağlar... Hele Kujo ve Victorique gibi unutulmaz 2 karaktere sahip olması ve aralarındaki derin bağa hayran kalmamak elde değil. Seride favorim Cordelia'dır. Bir kadının, en değerli varlığını uzaktan da olsa korumaya çalışması muazzamdı.

 5)Şu zamana kadar en sevmediğiniz veya başarısız bulduğunuz uyarlama diziyi nedenleri ile birlikte söyler misiniz? 

 * En sevmediğime gelirsek; Kaibutsu Oujo diye bir anime izlemiştim, izlemez olaydım. Hele baş karakterin kız kardeşi beni çileden çıkarmıştı. Örneğin kumsalda kumdan kale oynarken etrafındaki erkeklere "Bana biraz daha kum getirir misiniz?" diyişini hiç unutmam. Yahu zaten etrafın kum senin. Bir de bu cinsin yaşı da 16 gibi bir şeydi sanırım daha büyük de olabilir.

 Bir de Kuroshitsuji demek isterim. Şöyle söyleyim: İlk sezon yarı manga yarı fiillerdi ama benim için her şeyiyle muazzamdı. Karakterler olsun, konu işlenişi olsun, ki mangadan bağımsız olsa da güzel bir sonla bitmişti. 

 Tabi seri tutunca mangayla hiç alakası olmayan 2. sezon çıktı. Bir kere Sebastian'ın karamel rengi gözünden bordoya geçiş yapmasını bir türlü kabullenememiştim. Ben onu o gözlerle daha sevmiştim. Bunun dışında yan karakterlere olan önem azalsa da bir derece yine güzeldi bence. 

 Gelelim son sezona. Sanırım benim için tek iyi yönü Sebastian'ın yine göz renginin değişmesi olmuştu :D Tam anlamıyla kehribar rengi. Sayesinde kehribar rengini görünce aklıma gelir durur. Onun dışında seri mangadan ilerlese de ben beğenmedim. Sebastian bildiğim 2 sezondaki Sebastian değildi. Önceki Ciel'in üstüne titrerken, bir anda "Ne halin varsa gör" modunda takılmaya başladı. Hele 7. bölümde Beast'e yaptığını unutamıyorum. Kıza gerçekten çok üzülmüştüm. O sahneden sonra kendisi gözümden düşmüş,nefretlik olmuştur. İmkanım olsa gider onu boğarım. Hatta bunu 1-2 sene önce Benherneysemo ile de baya konuşmuştuk. Onunla da anime hakkındaki görüşlerimiz ortaktı.

 Bakalım şimdi mangaya bağlı film çıkardılar ve manganın o kısımları cidden güzel diyorlar. Gerçi ben neler olacağını bir yerden okumuştum ve güzel bir şeyin beklediğini söyleyebilirim. Umarım izlemesi de keyifli olur.

 * Bir şey daha aklıma geldi. Gerçi uyarlama sayılır mı bilmem: Doctor Who Modern Seri. Klasik Seri dizi olarak 1989'da bitse de dizi filmi 1996'da çekilmiş. Klasik denince ilk 8 Doktor alındığı için Modern ile arasında 9 sene var.  Kısaca bahsedersem : abartı hüzünler, aşırıya kaçan gereksiz komediler, hele son 2 sezon... Nedenleri hakkında daha detaylı bir yazı bir gün yazacağım umarım. 
 6)Diziye veya filme uyarlansa çok güzel olurdu, kesin izlerdim, uyarlanmasını isterdim dediğiniz bir kitap var mı?

 Paulo Coelho: "Brida" ve "Veronika Ölmek İstiyor" kitaplarını okuyana kadar bu soruya verecek bir cevabım yoktu. Brida'yı biraz daha sanatsal bir film olarak düşünüyorum. Veronika Ölmek İstiyor'dan güzel bir mini dizi çıkabilir.

***********

 * Kısa olacak diye baya üzülmüştüm fakat içimde baya bir şeyler olduğu ortaya çıktı :D Şimdi, gelelim mimlediklerime:











* Yazdıklarım haricinde yapmak isteyenler de davetlidir mime. Umarım yaparken benim aldığım zevki alırsınız. Yeniden Yorum Atölyesi'ne teşekkür ederim.

22 Şubat 2017 Çarşamba

Ephesus'a En Merak Ettiğim Kitabı Soracakken...



 Oh be! Kitabın çıkmasına inanın çok sevindim. Çünkü içimdeki -31'e hakaretler yağdırma arzum gerçekleşecek sonunda :D


***********
 “Evli Barklı yine alabildiğine keyifli ve komik. Bu hepimizin istediği son.” –Christina Lauren (Benim istediğim sonla hiç alakası yok :D)


 New York Times çoksatan yazarı Emma Chase’in kaleminden çıkan ve seriyi finale bağlayan bu romanda, Drew ile Kate yaklaşan düğünlerini sabırsızlıkla bekliyorlar fakat önlerinde atlatmaları gereken bir bekârlığa veda partisi var!


 Hayatım boyunca hiçbir zaman evlilik hayalleri kurmadım. Ama Kate imkânsızı başardı ve beni değiştirdi. (Sanırım hayal görüyorsun. Kime sorsak senin hala -31 olduğunu söyleyecek çok insan var.) Sanırım daha önce de tek kelimeyle harika olduğum konusunda siz de benim gibi düşünüyorsunuz, biliyorum… (Yoo, ilk gördüğüm andan beri senin bir hıyar olduğunu düşünüyorum.) ama itiraf etmeliyim ki şimdi eskisinden bile iyiyim! (Sakın inanamayın, hala hıyarlıkta sınır tanımıyor!) Bugüne uzanan yolculukta ne badireler atlattık gerçi. Ancak Yunan trajedilerinde görülebilecek pek çok engelle, türlü hatayla ve yanlış anlaşılmalarla uğraştık durduk. (Acaba neden?) Fakat birbirimize duyduğumuz sonu gelmez arzu, sınır tanımaz hayranlık ve bitmek tükenmek bilmeyen aşkla bu zorlukları geride bırakmayı başardık. (Diyorsun?)


 Bunlardan bahsetmişken, geçen hafta sonu yaşanan bazı beklenmedik gelişmeler bir sorun teşkil edebilirdi tabii. Bu… nasıl desem… geçmem gereken son sınav gibi bir şeydi. (Az önce her şey normal diyordun?) Aklınızdan ne geçtiğini biliyorum: Bu sefer ne yaptın Tanrı aşkına! (Ben biliyorum senin ne haltlar karıştırdığını. Ve benim gözümde geçemedin o "son sınavı"da!)  Ama hemen köpürmeyin. Beni yargılamadan ve hadım edilmemi talep etmeden önce olup bitenleri bir dinleyin. (Aşk olsun, ben bile o kadar kötü olamam. Konuşman bittiği an tez zamanda ölmeni dileyeceğim :) )

 Şimdi hazırsanız çılgın bir yolculuğa çıkıyoruz. Zaten başka ne bekliyordunuz ki? (Beni şaşırtıp olgunlaşmanı ama neredeeee? Aynı gerizekalılığa kaldığı yerden devam!)


 ***********
 Şu an bile laf atmak çok iyi geldi :D Devamı serinin her kitabında olduğu gibi bitince misliyle gelecek (Gerçi ben neler olduğunu az da olsa biliyorum ama spoiler dolayısıyla susuyorum.) 

 Ve Ephesus'un seçtiği ismi daha çok beğendim. Lütfen J.A Redmeski'nin Hiçliğin Kıyısında serisinden sonra bir an önce Katiller Çetesi'ni çıkarması gibi Emma'nın da  Legal Briefs serisini bir an önce çıkarsınlar 😍

19 Şubat 2017 Pazar

Hüküm -Yorum


"Hayat zalim. Aşk bir şaka. Ölüm ise bir son bile değil."
Bizi birbirimize kenetleyen bağları yaptığımız seçimler, verdiğimiz kararlar koparır. Aşk her zaman bir kutu çikolata, bir buket çiçek ve dudaklarda tamamlanan bir tebessümden ibaret olmayabilir. Atacağı adımın hayatını tamamen değiştireceğini bilen Natalie, zor zamanlarında hep yanında olan Liam ve küçük kızı Aarabelle için metanetini korumak ve doğru kararı vermek zorundadır. Kimsenin kalbini kırmak istemese de, karmaşayla harmanlanmış duygularının büyük bir zarafetle üstesinden gelerek yüreğinin onu götürdüğü yoldan gitmeyi seçer.

*******

 Pdf olarak çıkmasını bekleye bekleye ağaç oldum ama sonunda geldi :D

 Çevirisi ilk kitaptaki gibi şahaneydi, çevirenin ellerine sağlık. İlk kitapta kocasının ölümüyle dağılan Natalie'nin kendini toparlama çabası ve yeni bir aşka yelken açması anlatılıyordu. Bu sefer imkansız denen bir olayın gerçekleşmesi sonucu Natalie'nin vereceği kararlar bizlere aktarılıyor.

 Ufak spoiler içerir!

 Natalie öncekinden daha kırılgan ama bir o kadar da ne istediğini bilen ve bunun için çaba gösteren bir şekilde karşımıza çıkıyor. Yaptığı seçimden bir an olsun dönmemesi "İşte zeki bir kadın karakter böyle olmalı." dedirtiyor. İlk kitapta Liam'ı sevmiştim şimdi ise kafasını duvarlara vurmak istiyorum. Başta yapılacak en doğru şeyi yapsa da sonrasında Natalie'yi bilerek eski kocasına yönlendirmesi, duyguları konusunda ona güvenmemesi canımı çok sıktı. Sonra nasıl olduysa bir aydınlanma yaşadı da saçmalamaktan vazgeçti. 

 Bazı yerlerde Aaron'a hak versem de Byrnee'e karşılaşmalarındaki tavırları çokça delirtti. Aaron da Liam da Natalie'yi geri kazanmak konusunda hiçbir şey yapmadı. Hani bu kızı seviyordunuz siz? 

 Onun haricinde kitap bir yerden sonra sıktı beni. Aman aman bir şey yaşanmadığı için çoğu sayfayı atlayarak okudum.

 Kitaptaki favorim sensin şeker Aara. Mark'a da kitap boyunca çokça tebessüm etmiş olabilirim.

 Puanım:3/5

17 Şubat 2017 Cuma

Yayınevlerinin Yaptıkları Hatalar



 Artık dayanamayacağım! Yabancı Yayınları'nın yaptığı son olaydan sonra iyice sinirlendim ve içimi dökmeye ihtiyaç duydum. Güzide ülkemde alt tarafı bir iş yapacaksın ama onu karmaşıklaştırmak ve asıl amaçtan çıkmak zorundasın. Tabi bundan kitaplar da çokça payını almaktadır ve bu durum inatla devam etmektedir.

 Bana göre gerçekten işini doğru yapan yayınevi sayısı çok az. "İş Bankası, YKY, Can ve Sel Yayınları". Bu dördünün hakkını yiyemem,gerçekten yaptıkları işler kalite akıyor. Aklıma başka gelmedi şu an, size göre kaliteli iş yapan varsa bilgilendirmeniz beni mutlu eder :)

 Peki neden biz kitapseverleri çıldırtıyorlar? Bana göre en büyük etmen popüler olma açgözlülüğü. Hırs demiyorum çünkü hırslı olmak yaptığın işte iyi olmak için çabalamaktır. Açgözlülük ise daldan dala atlamak. Bu kısmı yazacağım maddelerle daha iyi anlatmak isterim. Gözlemlediğim kadarıyla yayınevlerinin yaptıkları aşırı saçmalıklar:

1) Wattpad: Şu an için çoğunluğun şikayetçi olduğu bir maddeden başlamak istedim. Bu amaçla kurulmuş yayınevlerini saymazsak (Ephesus,Müptela,Postiga vb.) diğerleri sırf daha kolay yoldan para kazanmak, Türkçeye çevrilecek kitapların telif haklarıyla uğraşmamak için bu yönteme sıkça başvuruyor. Wattpad kitaplarının ortak noktası çok tıklanan olması ve aşk konusudur. Genelde kurgular birbirine benzer ya da kurgu orijinal olsa da karakterler aynı. Bunun hakkında şu yazımda daha iyi açıklamalar yapmıştım. İncelemek isterseniz tık tık . 



 Bu maddeye örnek yayınevi: Epsilon

2) Yazarlar: Bu konuda daha çok çeviri kitapları hakkında konuşmak isterim. Bizler sevdiğimiz yazarların yeni kitapları çevrilsin veya baskısı biten kitapları yeniden basın diye yayınevlerine yalvarma durumuna gelmişiz, onlar ne yapıyor? Sürekli yeni bir yazarın telif hakkını alıp onun kitabını çevirip bizlere sunuyorlar. Gelin görün ki sonrasında ne eskiler ne de yenilerden ses soluk çıkıyor. Sorsak cevap alamıyoruz hatta bazıları sormamız yasakmış gibi tersliyor bizi. Ya çok sevilen de olsa eskilerden vazgeçiliyor ya da başka öncelikler yüzünden (Wattpad gibi) arka plana itiliyorlar. O zaman çevirmeyeceğin yazarları başkasına ver, onu da yapmazlar. Ama 1 tane kitabı da çevrilse yenilerden vazgeçmek yok!



 Bu maddeye örnek yayınevleri: Eskilerden vazgeçen Epsilon. Yeni yazar çıkarmada haddini aşan Pegasus

3) Türler: Yayınevleri ilk çıktıkları zaman belli bir türle başlarlar ve bu türden gideceklerinin çok kez altını çizerler. Azıcık popüler olunca daha çok maddi kazanç sağlamak için alakasız türlere geçiş yaparlar. Örneğin yayın hayatına kişisel gelişim kitaplarıyla başlamıştır, bir süre sonra erotik türde kitap satarken görürsünüz. Ardından psikolojik,gerilim derken karman çorman bir şeye dönüşmüştür. Tabi bu arada önceden anlaştıkları yazarlar da unutmak önemli bir kuraldır.



 Bu maddeye örnek yayınevi: Genç yetişkin amacıyla yola çıkıp tarihi aşk kitap satmaya kadar giden çorba yayınevi Yabancı Yayınları

4) Fiyat Politikası: Özellikle benim gibi internetten alışveriş yapamayanlar için en büyük sorun. Yayınevinin kitapları istenen oranda satıyorsa zamanla fiyat artıyor. Ülkemde kitap okumak çok büyük bir lüks. 2011'de 430 sayfalık kitap 20 tl iken şimdi en düşük 30 tl.

 Hele Pegasus artık "Öh!" dedirtiyor. Onların fiyat uygulaması yazarlara göre gerçekleşiyor. Örneğin Wulf Dorn 360 sayfalık kitap yazsın. Ben onu 25 tl almış olayım. Yazarın çıkan sonraki kitabı yine aynı sayfa ama fiyat 30 tl oluyor. 30 tl'lik Dorn'un yanına ilk kez piyasaya sürdükleri bir yazar gelsin ve onun da kitabı aynı sayfada olsun. Fiyat ne mi oluyor? 25 tl! 



 Bu maddeye örnek yayınevleri: Hepsi ama Pegasus o konuda bambaşkadır :)

 Gelelim yukarıda Yabancı'nın da yapmasıyla artık bıkkınlık havası veren, beni delirme noktasına getiren maddeye.

5) KLASİKLER: Ben gerçekten anlamıyorum. Sanki dünyada yazar kalmadı, çevirmen gereken kitap yok. Bugünlerde moda bu oldu: Klasikler çevirmek. Şöyle olsa yine canın sağ olsun. Atıyorum John Steinbeck'in bir kitabı çevrilmiş ve çevirinin üstünden çok uzun zaman geçmiş veya o kitabı 1-2 yayınevi basmış. Sen değişiklik olarak o kitabı günümüz Türkçesi ile çevirsen daha şahane olmaz mı? Veya yazarın bugüne kadar hiç çevrilmemiş olan bir kitabını okuyucuyla buluştursan? Mesela Sel Yayınları bu konuda şahane işler çıkarıyor. John Steinbeck ve George Orwell'ın bazı kitaplarını ilk kez gördüm sayesinde. Ve yayınevi bende çok olumlu izlenimler bıraktı.



 Yayınevlerimiz ne yapıyor? Bir yazarın en ama en popüler kitabını çeviriyor. Bu konuda liderliği şu arkadaş çekiyor: 



 Bana bir hak verilse bu kitaptan binlerce getirin derim. Yapacağım şey de şu olurdu:



 Bu kitabı basmayan yayınevi olarak sayılmıyor sanırım. Şahsen kitabı sevmezdim, artık tiksiniyorum, acayip kin doluyum. Ne kitapmış arkadaş!

 Sonasında Kafka: Dönüşüm; Zweig: Satranç, Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat, Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu; Wilde: Dorian Grey'in Portresi en fazla gördüğüm kitaplar oluyor. En azından Zweig'i İş Bankası'na bıraksalarmış. 


 Bu maddeye örnek yayınevleri: BÜTÜN YAYINEVLERİ! (Pegasus ve sadece bu türde çıkaranlar hariç)

 Yazmak gerçekten iyi geldi. Şimdilik aklıma gelenler bunlar. Siz ne düşünüyorsunuz?

10 Şubat 2017 Cuma

Oyun - Yorum




Kural tanımaz bir korsan ile soylu ve başına buyruk bir genç kız; aşk, tutku ve ihanet sarmalında bir maceraya yelken açarsa oyunun galibi kim olur?
 
 OYUNCULAR 
Manastırdan ayrılan soylu ve haşin Katherine FitzGerald, çok sevdiği İrlanda’ya dönmek için deniz yolculuğuna çıkar. Ne var ki kendini, Denizlerin Efendisi olarak nam salmış meşhur korsanın tutsağı olarak buluverir. 

HAMLELER 
Korsan kaptan Liam O’Neill, Kraliçe Elizabeth’in gözdesidir. Hem sarayda hem de yatak odasında muhteşem bir oyuncudur ve gizli emellerini gerçekleştirirken inatçı Katherine’in kalbini kazanmaya da kararlıdır. Ancak şimdi, yürek burkan bir ihanetin üstesinden gelmeye çalışırken ölümcül bir oyunun sonunda zafere ulaşmak için değer verdiği her şeyi tehlikeye atmak zorundadır. Tüm kuralları yıkmak pahasına olsa da. 

OYUN 
Başladı… 
 
“Okuyucuyu sarsacak, içten bir anlatım.” 
Publishers Weekly 

“Görkemli Elizabeth Dönemi’nde geçen baş döndürücü bir güç ve tutku hikâyesi. Mutlaka okunmalı!” 
Virginia Henley 


*****

 Güzel bir serinin daha sonuna gelmiş bulunmaktayım. Kitap, şu sıralar içinde bulunduğum okuma isteksizliğime çok iyi geldi, kitabı 2 günde bitirdim.

 De Waranne Serisi gözümde çok başarılı bir seri olmasına rağmen serinin 2 kitabı beni hayal kırıklığına uğratmıştır: Yemin ve maalesef yorumunu gireceğim Oyun beklentimin altında olan kitapları oldu.

 Benim için kitabın hem olumlu hem olumsuz yönü baş karakterimiz Liam O'Neil oldu. Liam, seride Cliff ile beraber beni delirtmeyen erkeklerden biriydi. Katherine için yaptıkları, çektiği zorluklar ile kendini sevdirdi. Fakat kitabın büyük bölümünde Liam, birliktelik için Katherine'yi aşırı zorluyor. Korsan olduğu için ondan beklenilen davranış bu yönde olsa da Liam'ın kıza biraz daha sabırlı yaklaşmasını isterdim.

 Brenda Joyce gerçekten bambaşka bir kaleme sahip. Yazdıklarıyla tekrara düşmeyen nadide yazarlardan biri. Bir kez daha başarılı bir kurgu göze çarpıyor. Olayların ardı arkası kesilmiyor. Yalnız olay açısından "Gülün Sözü" gibi bir kitap beklemiştim. Ülkemizde kitabı çevrilmeden önce okumuş olanlar kitabı aşırı beğendikleri için böyle bir beklenti oluşmuştu. Yine de dediğim gibi, bu kurgu diğer historicallere 10 basar.

 Katherine tam bir eski dönem kadını. Hayattaki tek amacı soylu ve iyi bir eş ve aile hayatı. 488 sayfa boyunca bu isteği bir süre sonra beni delirtmeye başladı. Bir de erkek beğenmiyor hanımefendi. İlle soylu biri olacakmış, soylu geliyor onda da bir sebepten ötürü beğenmemezlik yapıyor. Her erkeğin hangi amaç olursa olsun Katherine ile uğraşması da sıkmaya başlıyor.

 Her zamanki gibi Pegasus'u da kınıyorum. Bundan önce çıkan Gülün Sözü, Oyun'un sayfa sayısı kadardı ve 29.90 idi. Şimdiki kitap 34.50 olmuş ve internetten alış veriş yapamadığım için maalesef bu parayı verdim. Yorumlarda da dedikleri gibi galiba sayfalara altın serpiştiriyorlar. Bir de verdiğim paraya değse. Kitapta fazla imla hatası mevcuttu. Örneğin "ismini" yazacağına "simini" gibi saçma sapan şeyler çokça vardı.

 Sonraki kitabın fiyatını korkuyla bekliyorum ve yeni bir seri ile başlarlarsa "Francesca Cahill Serisi"ne başlamalarını umuyorum.

 Puanım:3/5

5 Şubat 2017 Pazar

Pazar 6'sı: Okumak İçin Çevrilmesini Beklediğiniz 6 Kitap



 Yaparken çok eğlendiğim ancak araya giren durumlar yüzünden bırakmak zorunda kaldığım Pazar 6'lısına inşallah kesin olmak üzere dönüş yapmış bulunuyorum. 

 Bu haftanın konusu güzel olmakla beraber oldukça zorlayıcı. Malum, yayın evleri sağ olsun Wattpad idi, eskiden çevirilerini yaptıkları yazarları unutup sürekli yeni yazarlar getirmeleri sayesinde sevdiğimiz yazarları baya bekleyeceğiz gibi görünüyor (Hele de benim gibi historical delileri için iş daha da zor) 

 Benim aklıma gelenler:


WHAT A DUKE DARES: Anna Campbell

Artık Anna'nın zamanı geldi de geçiyor. Son kitap üzerinden 1.5 sene geçti. Epsilon, birkaç gün önce devam edilecek ve vazgeçilen yazarları sorulan sorularla cevaplamıştı. Tabi bunlar bir kısmıydı. Aralarında Anna'yı soran olmadığı için Epsilon onun hakkında bir şey söylemedi ama sevilen bir yazar olduğu için vazgeçmemişlerdir diye umuyorum. Malum, sevilen yazarların bir kısmının artık kitabı çıkmayacak :(. Keşke Epsilon biz sormadan hangi yazarlara devam edeceğini, hangilerini bırakacağını söyleyen bir liste sunsa bize.




DUKE OF MIDNIGHT: Elizabeth Hoyt

Normalde "Maiden Lane" serisinin 5. kitabı olan "Lord of Darkness"i yazacaktım ama Pegasus kitabı hazır etmiş, bu ay içerisinde çıkacakmış. Bana da sonraki kitap olan Duke of Midnight'ı beklemek düşer. Serinin en uzun sayfası olan kitap buymuş. Yazar bunda baya macera katmıştır diye düşünüyorum ve Artemis karakterinden ciddi şaşırtmacalar bekliyorum :).



DEADLY LOVE: Brenda Joyce

Sonunda deWaranne serisini bitti! Gerçi "Fantastic Fiction" sayfasına göre "House of Dreams" isimli bir kitap daha var. Tahminimce Pegasus ya bunu çıkarıp seriyi tam anlamıyla bitirecek ya da yeni bir seriye veya tek olan kitaplarından birini basacak. Seri basarlarsa "Francesca Cahill Deadly" çıksın diye dua ediyorum. Gördüğüm andan beri gözüme çarpıp duruyor seri. Ve bu seride de her Brenda kitabında olduğu gibi bizleri çok değişik şeyler bekliyor. Fotoğrafını görmüş olduğunuz serinin ilk kitabı "Deadly Love".



TO CATCH AN HEIRESS/WHAT HAPPENS IN LONDON: Julia Quinn

Bir zamanlar en sevdiğim historical yazarıydı Julia. Geçen sene çevrilmiş kitabı çıkmaması sonucu yazardan soğumuş durumdayım. Bu durumdan beni bu 2 kitaptan biri kurtarır diye düşünüyorum. 

Ya "Agents of the Crown" serisinin ilk kitabı olan "To Catch an Heiress" (Serinin diğer kitabı Bana Sevdiğini Söyle)

Ya da "Bevelstoke" serinin ikinci kitabı "What Happens in London" (Serinin ilk kitabı Şahane Bir Kadının Gizli Günlüğü)

Smythe-Smith serisindeki kitapları da sevdim ama bir şeyler eksik sanki. Yalnız Epsilon sırf Bridgerton Ailesi seviliyor diye "Rokesbys " Serisine geçerse eyvah ki ne eyvah!





BETWEEN the DEVIL and DESIRE: Lorraine Heath

Geçen sene Pegasus, yazarın "Scoundrels of St. James" serisinin ilk kitabı olan "Serseri Tutkular" ile bizleri buluşturmuş ve o kitaba bayılmıştım. Gerçeği söyleyeyim, bu kitap seride en sevmediğim karakteri anlatıyor. Fakat bu kitabı ne kadar çabuk basarlarsa diğerlerine o kadar çabuk kavuşuruz. Umarım Pegasus devamını bu sene içinde getirir.


SWEET MADNESS: Heather Snow

Seçtiklerim arasında çıkma olasılığı en düşük kitap budur. Nasıl olduysa serinin 2. kitabını beklenmedik anda çıkaran Epsilon'un şu kitaba da bir el atmasını isterim. Böylece yazarın bundan başka çevrilmemiş kitabı kalmayacak.



Her zamanki gibi seçtiğim bu 6 kitap harici beklediğim yazarları da şuraya ekleyim: Emma Chase, Gaelen Foley, Tessa Dare (bu üçünden ülkemizde çıkan serilerinin sıradaki kitaplarını bekliyorum),  Teresa Medeiros, Laura Landon, Katharine Ashe, Maya Banks, Kathleen. E. Woodiwiss, Laura Kisale (Ne olursa kabulüm),  Tracy Anne Warren, Pamela Clare ( Yayın hakları başka yayın evine geçsin diye dua ettiklerim) 

Yine historicale göre bir liste oldu benimkisi :D. Bir mucize olsa da bu sene yayın evleri historical konusunda coşsa ama nerede! Wattpad devam ettiği sürece çok zor :(

4 Şubat 2017 Cumartesi

Mim:Geriye Bakış 2016



 Herkese selam :) Umarım keyifler yerindedir. Maalesef benim açımdan 2017 çok bahtsız başladı. Bu dönem okul beni baya yordu. Normalde üniversiteler için ara tatil 1 aya yakınken benim okul 1 hafta verdi, pazartesi tatil bitmiş olacak :( En yakın arkadaşım dediğim insanla aramda ufak bir sürtüşme oldu, şu an için birbirimizle konuşmuyoruz. Çevremdeki insanların mutsuzluğu, ülkemin geçirdiği zor dönemler derken bezmiş durumdayım. Zamanında aldığım kitapları bile okumak istemiyorum. Bloga giremesem bile önceden okuduğum kitaplara Vikitap'ta yorum gireyim diyorum, masa başına oturduğum an isteğim kaçıyor. 

 Ama bu böyle sürüp gitmez dedim, sonunda masa başına oturdum. 2017'nin 2. ayına gelmişiz, gelin görün ki bu mimi anca yapabiliyorum. Gözde'ye yani Okuyan Muggle'a yeniden teşekkür ederim. Herhalde beni mimlememiş olsaydı hala buralardan uzak dururdum.

 Geç olsun, güç olmasın diyerek mimi gerçekleştiriyorum:

 Okunan kitap sayısı:144

Liste içerisindeki en iyi başarım bu olsa gerek. İnşallah bu sene de buna yakın bir sonuç elde ederim :)

İzlenen film sayısı: 1

Sizi şaşırttığına eminim. Bir şeyler izlemeyi seven insanlardan olamadım. Sadece takip ettiğim 2-3 dizi vardır. İzlediğim film de Minyonlar idi.

İzlenen dizi (sezon) sayısı:24

Kabul, izlemeyi sevmeyen biri için bu rakam abes :D The Big Bang Theory ve The Simpsons'un son sezonlarını izledim. Bunlar 2 yaptı. 

Diğer 22 sezonun 18'i Doctor Who Klasik Seri, 4'ü Doctor Who Modern Seri'dir. Sonunda Klasik Seri'yi izlediğim için çok mutluyum. Yalnız, Klasik'e 3. Doktor'dan başlayıp 7. Doktor'un yarısında bırakmak da ayrı bir başarı :D Zayıf teknolojisine, azıcık basit senaryosuna rağmen gözümde Klasik, Modern'e 100 basar. Bunun nedenleri hakkında bir yazı yazmayı düşünüyorum. Umarım gerçekleştirebilirim. Klasik Seri hakkında sormak istediğiniz şeyler varsa hiç çekinmeyin :)

Bloga yazılan yazı sayısı:97

Özellikle sonbahardan itibaren çok boşladığım için daha az bir sayı bekliyordum kendimden. Yine de bu sayı çok da iyi değil.

Instagramda paylaşılan fotoğraf sayısı: Instagram kullanmıyorum.