27 Ocak 2020 Pazartesi

Kaçak Aşık - Yorum


Hüküm Giymiş Bir Adam
İşlemediği bir cinayetle suçlanmış, yediği öldürücü dayağın ardından sesini kaybetmiş olan Kilbourne Vikontu Apollo Greaves hapishaneden kaçmıştır. Kraliçenin askerleri peşinde olduğundan saklanmak için yanmış bir eğlence bahçesinde sıradan bir bahçıvan olarak çalışmaktadır. Fakat hayat dolugenç bir kadın bahçede yer alan tiyatroya taşınıncabaştan çıkması an meselesidir...
Çaresiz Bir Kadın
Londra'nın en iyi aktrisi Lily Stump hizmetçisi ve oğluyla yanmış bir tiyatroya taşınmak zorunda kalmıştır. Fakat küçük ailesi orada yalnız değildir. Dilsiz, iri yarı, kaba bir adam da orada çalışmaktadır. Lily, adamı yazdığı oyunlarından birini okurken yakaladığında onda görünenden fazlası olduğunu fark eder…
Küllerinden Doğan Arzu
Yakıcı tutku onları bir araya getirse de Apollo, Lily'nin sırları olduğunu bilmektedir. Geçmişi karşısına çıktığında birseçim yapmak zorunda kalır: Lily'ye olan aşkı mı,onu özgür kılacak gerçek mi…
“Hoyt'un hikayelerinin sizi aşka inandıran bir büyüsü var.”
RT Book Reviews


**********************

 Yaaaa, sen ne güzel bir kitaptın öyle! 😍 

 Serimizin 7. kitabında Artemis'in kardeşi Apollo'nun başından geçenleri okuyup bitirdim. Ve bir kez daha Hoyt bana bir erkek karakterden beklediğimin fazlasını vermiş bulundu.

 Bu kitap bana yazarın önceki serisi olan Legend of the Four Soldiers'taki kitapları anımsattı. Bu kitap, şimdiki serisinin diğer kitaplarına göre daha hafif şekilde yazılmıştı. Ama diğerlerinden aldığım mutluluğu bu da başarılı bir şekilde verdi.

 Bu kitapta ilk kez gördüğüm bir karakter vardı: Lily Stump. Kendisi mizah yönünden oldukça başarılı bir tiyatro sanatçısıdır. Tabi bu güzel hanımefendinin kendince birtakım sırları mevcut fakat bu sırların oldukça hafif olduklarını söyleyebilirim. Onun harici Hoyt'un bize her zaman gösterdiği güçlü kadın karakterlerinden biriydi. Tek sorun kendisini bir kez daha 9. kitapta gördükten sonra hiç göremeyecek olmak.

 Apollo'yu gördüğüm ilk andan beri çok sevmiştim, sonra bayıldım, bu kitapta da hayran kaldım. Seride Winter'dan sonraki favori erkek karakterim Apollo'dur. Lily'e ve oğluna karşı korumacılığı çok şekerdi. Onun dışında sevdiklerine fazlaca değer veren, soylu diye iş yapmaktan kaçınmayan, bahçe düzenlemede oldukça başarılı, oldukça iri yapılı bir arkadaş olur kendisi. 

 Buraya ayrı parantez açmak isterim. Kendisinin 2 yönüne bayıldım. Biri, Lily'e duyduğu aşkı hiç eveleyip gevelemeden açık açık söylemesi ve bu söylemlerine devam etmesi gözlerimden kalpler çıkardı. 😍 Diğeri de ayı Maximus'a benden daha iyi bir lakap bulmuş olması. Pegasus ne diye çevirdi bilmiyorum ama kitaptaki lakabı oldukça eğlenceli: "His Grace the Ass". Kitap boyunca bu lakapla Max'in kulağını baya çınlattı. Oldukça güldürmesine rağmen yüzüne karşı söylemediği sürece güldürü olarak kalacaktı. O sahnede içimin yağları baya erimişti. 😂

 “Good Lord, His Grace the Ass hiding in the bushes,” Apollo muttered. “Whatever are you doing here?” 

 “Ah, Kilbourne, you’ve regained your voice,” Wakefield drawled. “Pity, but I presume my wife is thrilled. And you are?” He looked pointedly at Montgomery.” 

 Alıntıda adı geçen Montgomery' e gelince. Önceki kitapta gizemli adam olarak tanımladığım arkadaşımız bu olur, diğer adıyla Valentine Napier. Kendisi aynı zamanda düktür ve toplumda kötü şöhretiyle bilinir. Gerçi ne yaptığı hakkında kitapta bir ipucu yok. Şu an için diyebileceğim tek şey Valentine'yi, Apollo'nun bir nevi işvereni olarak tanıdım.

 Bir de Makepeace kardeşlerin kara koyunu olarak bilinen Asa var. Asa'nın ilk kitaptan beri merak edilen sırrı burada açığa çıkıyor (ailesinin öğrenmesi için daha 2 kitap var). Ayrıca Apollo'nun kankisi olmaktadır. Kitapta en eğlendiğim kısımlar Asa ve Valentine arasındaki laf dalaşmalarından oluşuyor, her ne kadar bu laflar tek yönlü olsa da. 😂

 SONUNA DOĞRU UFAK SPOILER İÇERİR!!!

 James, yatacak yerin yok senin! Allah'tan belanı bulmuşsun, hala kendince bir entrikalar çevirme peşindesin. Gidip korumalığını yaptığın hanıma göz kulak olsana sen! Ayrıca Apollo bebeğimin başına gelenlerden sen sorumluymuşsun ya, iyice düşman belledim seni. Allah'tan geç de olsa yaptığı eşekliği anladı da sonrasında bizimkilere bir nevi yardımcı oldu. Bakalım sonraki kitapta kendini nasıl kurtaracaksın?

 Sonuç olarak James dışında oldukça keyif aldığım bir kitap oldu. Sırada bu çırpıcı arkadaşın kitabı var. James'in kitabını 2 sene kadar okumuştum, bu yüzden kitap hakkında bilgi vermek istemiyorum. Ama isteyenler için Goodreads'ta yaptığım yorum mevcut, oraya bakabilirsiniz.

PUANIM: 10/10

26 Ocak 2020 Pazar

Blog Yazmaya Nasıl Başladın? - Mim



 Herkese selamlar. Güzel bir gün demeyi çok isterdim fakat cuma günü yaşanan Elazığ depreminden dolayı maalesef acılı bir zaman içerisinden geçiyoruz. Herkese büyük geçmiş olsun. Umarım daha fazla can kaybı olmadan bu korkutucu durumu sağ salim atlatacağız.

 Sanırım 2 hafta kadar önce önce Deep beni bu mime davet etmişti. Bugün de Tozlu Hayaller Kütüphanesi beni mimledi. İki tatlı arkadaşıma da teşekkürlerimi sunarak sizlere blog dünyasına nasıl giriş yaptığımı anlatacağım. (Blog dünyasına en kafayı takmış insanı burada kullanmasam olmazdı ama lütfen gifteki yazıya aldırmayın, yazılarımı okuduğunuzu biliyorum (yoksa okumuyor musunuz 🔍) )

 Benim de hikayem birçok blog yazarınınki gibi. Blog hayatıma başlamadan önce Vikitap'ta Maggie isimli kullanıcı adımla 2012 sonbaharından itibaren kitap yorumları giriyordum. Bir süre sonra kitap blogları gözüme çarpmaya başlamıştı ve onları okuyordum (gerçi o zamanlar onların blog olduğunu bilmiyordum 😀) Zamanının en aktif blog yazarlarından olan Kütüphanemden Kitap Manzaraları en sevdiklerimden biriydi. Kendisiyle Vikitap aracılığıyla birçok kez konuşmuşluğumuz mevcuttur. Ondan oldukça etkilenerek ben de blog açmaya karar verdim ve 2015 sonbaharından beri burada bulunuyorum. 

 Kütüphanemden Kitap Manzaraları iyi ki de blog dünyasına giriş yapmış. Yoksa bu camiada yakinen tanıyamasam da yazılarıyla cana yakın olduğunuz  belli olan siz güzel insanlarla tanışamazdım. 😊

11 Ocak 2020 Cumartesi

Arkadaşlık Mimi



 Dün blogları gezerken Kağıttan Dünyam'ın yapmış olduğu Arkadaşlık Mimine denk geldim ve  İlkay'ın samimi cevapları,sorular bakımından oldukça hoşuma giden bir mim oldu. Bu yüzden ben de yapmak istedim. 

1) Çevresi geniş biri misindir?

 Belli bir genişliği olan insanlara hep özenmişimdir. Bu tür insanları öz güveni yüksek, hayatlarında birçok şeyi başarabileceklerine inanmışımdır. Maalesef ben onlardan biri olamadım. Biraz benim huylarımdan, biraz da aileden dolayı. 

 Huy olarak dersem, küçükken "geçimsiz" kelimesi tamamen beni tanımlıyordu. Sürekli bağıran, istediği olmayınca ağlayan şımarığın tekiydim. Çok şükür o dönemleri atlattım. 

2) Kolay arkadaş edinebilir misin, yakın arkadaş eşiğinden geçmesi için kafanda belli bir olgu var mıdır?

 Ne yazık ki kolay arkadaş edinebilen biri olamadım. "Hakkımda Bilmediğiniz 11 Şey" mimimde söylediğim gibi, insanları sıkar mıyım, söylediklerimi yanlış anlarlar mı diye kendimi kastığım için fazla konuşkan biri değilim, hal böyle olunca arkadaş çevrem de kısıtlı oluyor.  

 Biriyle yakınlık kurmak istiyorsak hepimizin kafasında mutlaka bazı kriterler bulunuyor. Genelde daha çok sakin mizaçlı insanlarla yakınlaştığımı fark ettim, bu yüzden soğuk gibi duran insanlarla konuşmayı tercih ediyorum. 

3) Arkadaşların seni nasıl tanımlar, taktıkları bir lakap oldu mu?

 Akla gelen ilk imge "saf" oluyor. Ama iyilik sever anlamında değil, çabuk kandırabilir anlamında söylüyorlar. Bunun haricinde yakın olduklarım uyumlu ve biraz sinirli olduğumu söylerler. 

 Eskiden görüştüğüm bir arkadaşımla şöyle bir anımız olmuştu: Zamanında bir olay beni oldukça üzmüştü ve söylenirken aynı zamanda Eti Tutku'yu bildiğiniz ağzıma atarak yiyordum. Arkadaşım bunu görünce bana "AÇ" demişti. Evet, bildiğiniz mide kazınması anlamına gelen bu ismi söylüyordu bana. 😂

 Bir de lise son senede gözlük kullanmaya başladım. Başka arkadaşım bu halimi gördükten sonra "Bugs Bunny" diyordu. 😀

4) En yakın arkadaşınla ne sıklıkta görüşürsünüz ve buluştuğunuzda neler yapmaktan hoşlanırsınız?

 Üzülerek söylüyorum bugünlerde 2-3 ayda bir kez oluyordur. O da arkadaşımın işe başlaması ve bir süre önce taşınmasından dolayı. Gerçi asıl hata bende. Zamanında kaç kez dışarı çıkalım dedi. "Sınavım var, ailem izin vermiyor" gibi durumlardan dolayı haklı olarak artık sormayı bıraktı. Görüştüğümüz zamanlarda ise genelde kitap fuarlarına, sinemaya gitmekten hoşlanırdık. 

5) Senden farklı siyasi görüşlere sahip arkadaşın var mı?

 Bir kişi var ama birbirimize pek yakın olmadığımız için aramızda sorun çıkmadı. 

6) Daha önce arkadaş olduğun biriyle sevgili oldun mu?

 Bu zamana kadar olmadı, bundan sonra da olacağını sanmam. 😊

7) Şimdiye dek bir arkadaşın için yaptığın en büyük fedakarlık neydi?

 Olayı tam hatırlayamıyorum ama en yakın arkadaşımın annesi PTT ile bir anlaşma yapmıştı. Ama kurum anlaşmanın tamamlanması için kefil istiyordu. Arkadaşım da benden kefil olmamı rica etmişti (hayır, parasal bir durum değildi). Ben de kabul ederek annesinin işini halletmiştik. 

8) Eski okul arkadaşlarınla görüşüyor musun?

 Şu zamanlarda en çok yapmak istediğim şeylerden biri fakat önce uygun bir iş bulayım, sonrasında nasip olursa görüşürüm diyorum. Belki doğru düşünmüyorum ama çoğunun iş hayatı var, ben de onlar gibi olursam daha rahat olurum diyorum.

 Bu mimi yapmak iyi geldi bana. Hala yapmayanlar varsa yapmalarını tavsiye ederim. Bir nevi içimi döktüğüm için rahatlattı beni.

9 Ocak 2020 Perşembe

Hakkımda Bilmediğiniz 11 Şey - Mim



 Bloga fazla zaman ayıramadığım için 1.5 senedir mimlere katılmamışım. Geçen ay Pastelden bu mime beni davet etmişti. Oldukça geç kalmış bir vaziyette yeni bir mim ile sizlerleyim. Bu sefer biraz daha içsel bir mim var karşımda ve bazıları beni baya düşündürdü. Kendimi sorulara göre anlatacak olursam:

1) Kendinde sevmediğin özelliğin nedir?

 İki özelliğimden hoşlanmıyorum. Biri dışa dönük ve konuşkan olamamak. İnsanlarla iletişim kurarken kendimi kasarım. Çoğunlukla "bunu söylediğimde beni yanlış anlar mı, onu sohbetimle sıkar mıyım?" gibi sorular sorarak kendime işkence etmekten geri duramıyorum. Maalesef bu sorunumu bir türlü aşamadım.

 Diğer sevmediğim özelliğim ise son 2 senede kendini daha belirgin bir şekilde gösteren üşengeçliğim. Bir şey yapmak istediğimde sürekli "Yarına da yaparım, ne olacak?" diyip ertesi gün de hiçbir şey yapmam. Aslında bu biraz da el bebek gül bebek yetişmemden kaynaklanıyor. Zamanında aile ortamı veya okul ortamında yardım etmek istiyorum veya şu görevi yapabilirim dediğim zaman sürekli "Senin uğraşmana gerek yok, biz hallediyoruz." cevabını duydukça kendimi geri çektim ve bugünkü duruma düştüm. Şu yazıyı yazmak için bile 1 ayın geçmesini bekledim. 

2) En büyük takıntın nedir?

 Takıntı denilince genelde olumsuz imgeler oluşuyor, ben olumlu kısımlara yönelmeye çalışacağım. Aklıma gelen en büyük takıntı yeni kitaplara kavuşma isteğim diyebilirim. Son zamanlarda almak istediğim çok fazla kitap var ama bakışmaktan başka bir şey yapamamak üzücü.

3) Kimsenin bilmediği bir sırrın var mı?

 Düşündüm düşündüm ama yok sanırım.

4) Hayattaki en büyük başarın nedir?

 Bunu daha önce bir mimde cevaplamıştım, burada da tekrarlayım. Başarılarım olsa da gerçekten büyük bir başarıydı diyeceğim bir durum olmadı. Sadece o günü etkileyen bir durumdu.

5) Seni en mutlu eden şey veya şeyler nedir?

 Arkadaşlarımdan biriyle yaptığımız herhangi bir aktivite beni daha pozitif ve mutlu birine dönüştürüyor. Ayrıca Maggie Simpson'u görmek ayrı mutlu eder beni. The Simpsons'u hala izliyorsam onun yapacağı yeni şirinlikleri veya psikopatlıkları için izliyorum. Son olarak 2019'un son 2 ayını güzel bir şekilde kapattığım Baby Yoda bugünlerde beni mutlu ediyor. Sürekli capslerine ve videolarına bakmaktan kendimi alamıyorum.😍

6) En sevdiğin ünlü kim?

 Eskisi kadar olmasa da Lady Gaga diyeceğim. 2009-2016 dönemleri arasındaki çılgın tavırları ve yaptıkları bana birçok ünlüden daha samimi ve dürüst geliyordu. Şimdilerde daha kendisi olsa da o tatlı hallerini biraz daha aradığım doğrudur. Ben en iyisi bunun için ufak bir yazı yazayım, daha iyi açıklarım kendimi.

7) Şansa inanır mısın? Şans getirdiğine inandığın bir şey var mı?

 Kesinlikle inanırım. Beklemediğiniz bir anda gelen isteğinizin gerçekleşmesi anı kadar heyecanlandıran bir şey yoktur. Şans getirdiğine inandığım bir şeye gelince; okul zamanı sınav dönemlerimde çalışayım-çalışmayayım Maggie Simpson'u izlemek beni rahatlatıyor olacak ki izlemediğim zamanlara göre daha başarılı notlar elde ediyordum.😊

8) Hayalindeki meslek nedir?

 Her ne kadar finans alanında eğitim görsem de şu anda yayıncılık sektöründe çalışmak isterim. Mali işlerine bakabileceğim veya çevirmen olarak çalışabileceğim kaliteli bir yayın evinde çalışmak beni gerçekten mutlu eder ve 3 soru öncesine bakacak olursam hayattaki en büyük başarım diyebileceğim bir durum olurdu.

9) Kafan bozukken yaptığın şeyler nelerdir?

 O olayı sürekli düşünmek dışında hiçbir şey. Keşke kendimi savunabilsem dediğim anlara rağmen sessiz kalmayı tercih ediyorum ve günümü cehenneme çevirmeyi başarıyorum.

10) En sevdiğin film veya dizi?

 Doctor Who (Ama günümüzdeki saçmalık değil, 1963-1996 dönemleri)

 The Simpsons (Biz Supernatural, Arka Sokaklar uzun diyoruz ama bu dizi daha dinozor dönemlerinden kalma  :D)

11) Kendine hangi sorunun sorulmasını isterdin ve cevabın ne olurdu?

 Bugünler için bir yayın evinin gelip, "Bizimle CNR Kitap Fuarı'nda stand görevlisi olarak çalışmak ister misin?" diye sormasını çok isterim. Cevabımın ne olacağını tahmin ediyorsunuzdur. 😍

 Soruları cevapladıkça mim yapmayı oldukça özlediğimi anladım. Beni bu sahalara dönüdüren Pastelden'e çok teşekkür ederim. Umarım okumaktan keyif alacağınız bir yazı olur. 😊

2 Ocak 2020 Perşembe

2019 Kitap Özeti



 2020'nin ilk yazısından herkese merhaba.😊 Öncelikle herkesin yeni yılı kutlu olsun. Yeni bir 10 yıllık zaman dilimine girmiş olduğumuz bu dönemde her yılınız öncekinden güzel geçer umarım. 

 Bu yazımda 2019 yılı boyunca okuduğum kitap sayısını, favorilerimi kısa bir şekilde anlatmaya çalışacağım. Açıkçası ben okuma hedefi koymayı seven biri değilim. 1000kitap'a sadece göstermelik olarak 20 kitap hedefi koymuştum. 1000kitap'a göre 2019'da 77 kitap okumuşum. Fakat Vikitap ile karşılaştırdığımda oraya 3 kitap eklemediğimi gördüm ve 1 tanesi de 1000kitap'ta mevcut değil. Fazladan gelen 4 kitabı da eklersem gerçek sayım 81 olmuş. 

 Bir de Goodreads'a eklediklerim var. Orayı sadece okuduğum İngilizce tarihi aşk romanları için kullanıyorum. Yıllara özel klasör açabildiğim için oraya hedef koymamıştım. Goodreads hesabıma göre 58 kitap okumuşum ama nedense eksik göstermiş. 58 kitabın yanında okuduğum 9 kitap daha mevcut. Yani asıl okuma sayım 67 olmuştur. Toplamda ise 148 kitap okumuşum. (Hesaplamayı şimdi yaptım, bilseydim 2 kitap için kendimi zorlardım.) 

 Gelelim bu seneki favorilerime. Bunları okuduğum türlere göre ayıracağım:

Bilim Kurgu
Çocukluğun Sonu
Işık Tanrısı
Kaplan Kaplan
Resimli Adam
Yakın

Klasik
Daisy Miller
Demir Ökçe
Eugenie Grandet
Klara Miliç
Kreutzer Sonat
Kumarbaz
Madame Bovary
Nana
Otranto Şatosu
Sis

Tarihi Aşk
Ebediyen-Kathleen E Woodiwiss
Teklif-Judith Ivory
Bu kısımda kendi dilinden okuyup beğendiğim tarihi aşklar mevcuttur.

Diğerleri
Aşk Tuzağı-Linda Howard
Cehennemlik Yürek-Clive Barker
Christine-Stephen King
Eskici ve Oğulları-Orhan Kemal
Kasırga Sessizliği-Linda Howard
Keşke Beni Görebilseydin-Cecelia Ahern
Koralin-Neil Gaiman
Saplantı-Javier Cercas
Tepki-Stephen King
Zahir-Paulo Coelho

 Benim listeler kısacası bu şekilde oluştu. Geçen seneki gibi yine hedefsiz bir şekilde gideceğim, bakalım nasıl bir performans çıkacak?