15 Eylül 2019 Pazar

Güz Okuma Şenliği 2019

 Uzun bir süreden sonra yeni bir şenliğe tam anlamıyla katılacağım için biraz heyecanlıyım. Ben de kendime bu hedefleri koydum.
1.Kategori (10 puan):  İsminde GÜZ mevsimini çağrıştıran bir kelime geçen/olayların Güz'de geçtiği bir kitap.


 Lady Fortune--Anne Stuart 

2.Kategori (10 puan): Adında Cadde / Sokak / Çıkmaz / Apartman / Mahalle kelimelerinden biri geçen bir kitap.


Dublin Caddesi--Samantha Young

3.Kategori (10 puan):  Adında Pencere / Kapı / Duvar / Yer kelimelerinden biri geçen bir kitap.


Pencereme Aşk Kondu--LaVyrle Spencer

4.Kategori (10 puan): Beyazperdeye aktarılmış DİZİ/FİLM olmuş bir kitap.


Gazap Üzümleri--John Steinbeck

5.Kategori (10 puan): Ziya Gökalp yada Halikarnas Balıkçısı'ndan bir kitap.


Çiçeklerin Düğünü--Halikarnas Balıkçısı

6.Kategori (10 puan): Oscar Wilde yada Italo Calvino'dan bir kitap.


Bütün Masallar-Bütün Öyküler--Oscar Wilde (Aslında bu kitapta sadece Lord Arthur Saville'nin Suçu hikayesini okumayı düşünüyorum. Buradaki hikayeleri Can Yayınları'nın çıkardığı Mürver Ağacı kitabında okumuştum. Sırf ihkayenin bulunduğu bir kitabı da seçebilirdim ama İş Bankası'nın çevirilerini sevdiğimden buradan okumak istedim.)

7.Kategori (10 puan): Kitabın isminde -mek -mak eki almış bir kelime geçen bir kitap.


Bülbülü Öldürmek--Harper Lee

8.Kategori (10 puan): Bir şiir kitabı.


9.Kategori (10 puan): Ulu Önder Mustafa Kemal ATATÜRK veya 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı ile ilgili bir kitap.


10.Kategori (her kitap 10 puan, ekstra 20 puan): Adında Öğretmenlik ile ilgili kelime olan yada yazarı Öğretmen olan iki kitap.

Tepki--Stephen King
Aşka Tutsak--Jennifer Royce (Kendisi Wattpad çıkışlı bir öğretmen.)

11.Kategori (her kitap 10 puan, ekstra 20 puan): Kapağındaki baskın rengi  GRİ / MAVİ olan iki kitap.



Bitmeyen Savaş--Joe Halderman
Demir Ökçe--Jack London (İthaki Yayınları'nın çevirisini okuyacağım ama arka fonu mavi mi gri mi tam çözemedim :D İkisinden de biraz almış olduğunu düşünerek kitabı bu maddeye ekledim.)

12.Kategori (her kitap 10 puan, ekstra 20 puan): Şimdiye kadar HİÇ kitabını okumadığınız iki KADIN yazardan birer kitap.



Yoksun--Lemariz Müjde Albayrak
Tehlikeli Güzellik--Sophia Nash

13.Kategori (her kitap 10 puan, ekstra 40 puan): İsimlerinin baş harfleri Alfabetik olarak sıralanmış dört kitap.

Cennetin Ateşi--Gaelen Foley
Çocuk Yasası-Ian McEwan
Daisy Miller--Henry James
Eugênie Grandet--Honorê De Balzac

14.Kategori (her kitap 10 puan, ekstra 40 puan): Kendinizin belirleyeceği bir temaya uygun dört kitap.



Kitaplığımda ve PDF Olarak Bekleyen Kitaplar (Bu maddedeki kitaplar değişebilir.)
Buz Çarkı--Stephen Baxter
Hiç Umudum Yokken--Julie Garwood
Keşke Beni Görebilseydin--Cecelia Ahern
Olağanüstü Bir Gece Stephen Zweig

11 Eylül 2019 Çarşamba

Ağaç Evi Sohbetleri #02


 Bu haftanın Ağaç Evi Sohbeti oldukça önemli bir konu üzerine. İrem Can arkadaşımız "Doğamız giderek tehlike sinyalleri veriyor. Küresel ısınma ve çevre kirliliği en had safhada. Bunlar için geri dönüşüm, sıfır atık, daha az tüketim hatta poşetlerin paralı olması gibi önlemler alınıyor. Siz bu konuda neler düşünüyorsunuz? Geleceğimiz için daha yaşanılır bir dünyayı nasıl sağlayabiliriz?" diyerekten oldukça önemli ve bir o kadar zorlayıcı bir soru sormuş.

 En önemli etmenin eğitim ve bilinçlendirme olduğunu düşünüyorum. Fakat bu eğitim bir slayt üzerinden sadece olayın anlatılması olmamalı, çünkü bu tarz etkinlikleri dinlerken bir yerden sonra dikkatimiz dağılıyor ve verdikleri seminerler önemini yitiriyor. Bu işi mümkün olduğunca eğlenceli ama konunun önemine vurgu yapacak şekilde anlatmak daha iyi olur. Örneğin açık alanda bir seminer vermek hem oksijen hem de doğal ışığın verdiği huzur açısından dinleyicileri daha motive edecektir (havanın ılık ve yağmursuz olması da önemli). Verilen bazı bilgilerden sonra birkaç saat içinde en çok alanı temizleyen ekibe çevre temizliği ile alakalı bir ödül verilmesi gibi ufak bir yarışma yapılabilir. 

 Kişisel olarak yapabileceğimiz şeyler de mevcut. Belki çevre temizliği için güzel örnek olmayacak ama evlerimizde kullandığımız lambalar da ışık kirliliğine sebep oluyor. O an için kullanmadığımız odaların ışıklarını kapatmak bunu bir şekil önleyebilir. Benim için özellikle "su" çok önemli. Örneğin diş fırçalarken mutlaka suyu kapatırım. Temizlik yaparken kullanacağım su miktarına çok dikkat ederim. Çevremdekileri de su kullanımı konusunda elimden geldiğine uyarırım.

 Maalesef aklıma gelenler şimdilik bu kadar. Daha doğrusu vereceğim tavsiyeler hepimizin duyduğu tavsiyeler olduğundan bilindik tavsiyeler vermekten kaçınmaya çalıştım. 

6 Eylül 2019 Cuma

Yaz Okuma Şenliği 2019 ve Kendi Listem


  Kitaplarımın çoğalmasından dolayı ne okuyacağımı bir an şaşırmış ve reading slump'a geçiş yapmama az kalmıştı. Bu durumdan kurtulmak için haziran gibi bloga girerek en azından Yaz Okuma Şenliği başlamıştır, oradan uyan maddeleri kendime de uygulayım dedim. Ayrıca kendimce çekiliş yaparak 8 kitaplık bir liste hazırlamıştım. O listemde 5 kitabı okuyabildim, yaz şenliğinde de tamamladığım birkaç madde oldu neyse ki. 😊 Bu yazıyı biraz da bloga kitap yorumu yazdığım zamanlarda, okuduğum kitapları kolayca bulayım diye yazıyorum. Listelerimi sunacak olursam:

 KENDİ LİSTEM

 1. Çılgınlığın Ötesi/Arthur C Clarke
 2. Müze Bekçisi/Howard Norman 
 3. Nana/ Emile Zola
 4. Kadınsız Erkekler/Ernest Hemigway
 5. Resimli Adam/Ray Bradbury

YAZ OKUMA ŞENLİĞİ

1. İsminde YAZ mevsimini çağrıştıran bir kelime geçen ya da olayların Yaz'da geçtiği bir kitap.

 Akşam Yıldızı/Samantha James

4. Beyazperde'ye aktarılmış veya DİZİ/FİLM olmuş bir kitap.

 Koralin-Neil Gaiman

14. Şimdiye kadar HİÇ kitabını okumadığınız dört yazardan birer kitap.  [Yazarların ikisi Türk, ikisi yabancı, ikisi kadın, ikisi erkek olmalı]

 Yakın/Octavia Butler
 Işık Tanrısı/Roger Zelanzy
 
15.Kategori (her kitap 10 puan, ekstra 40 puan): Kendinizin belirleyeceği bir temaya uygun dört kitap.

 Tessa Dare --- Castles Ever After Serisi

 Romancing The Duke
 Say Yes to The Marquess
 When A Scot Ties The Knot
 Do You Want to Start A Scandal

 Aslında Yaz Şenliği için doldurduğum birkaç madde daha vardı ama yetiştiremedim. 😅 Yine de okumam bunlarla sınırlı değil. Biraz İngilizce historical, biraz da bu listeler harici okuduğum birkaç kitap mevcut. Yavaş yavaş bu listeye göre yorumlarımı girmeyi düşünüyorum, umarım başarabilirim. 😄

Ağaç Evi Sohbetleri #01


 Edischar ve Akurttaha blog dünyasını canlandıracak çok güzel bir etkinlik başlatmışlar. Anca bugüne yazmak kısmet oldu. Bu haftaki konumuz:

 Televizyon izliyor musunuz? İzliyorsanız veya izlemiyorsanız sebebiniz nedir?

 Benim cevabım, blog arkadaşlarımın bu soru hakkında verdikleri cevaplara benzer olacak. Evet, ben de çocukken sırf çizgi dizi için izleyenlerdendim. Onun harici Sihirli Annem dışında televizyon izlemezdim. Bizim ailede haberler hariç televizyon izlenmediği için ben de izlemezdim. Gerçi ortaokuldayken bolca MTV Türkiye kanalını izlerdim :D Ona da müzikleri ve yayınladıkları animeler için bakardım, Pimp My Ride ve müzik listeleri harici diğer programları salakça gelirdi ve kanal değiştirirdim.

 Liseye geçince televizyonu 2014'e kadar bırakmış oldum. Zaten Türk dizilerine ne olduysa 2010'dan sonra bir haller oldu. Kalitesiz programlar, benzer diziler derken ilgilenmeyi iyice bıraktım. 2014'te Kardeş Payı'nı yayınlıyorlardı, beni de orijinal esprileri ve ilginç karakterleriyle cezbettiği için dizi bitene kadar bir onun için televizyon karşısına geçmişimdir. Ondan sonra yine TV dünyasından ayrılmış oldum, uzun zamandır da izlemiyorum.

 Bu güzel etkinliğe beni de davet ettikleri için ikilimize teşekkür ediyorum ve sonraki haftanın konusunu sabırsızlıkla bekliyorum.😊

30 Ağustos 2019 Cuma

Taylor Swift- Lover İncelemesi


 Herkese merhabalar. Sonunda boş zamanım var diyebileceğim bir döneme girmiş bulunuyorum. Bu sene mezun oldum. Stajımı da bitirdim ve ağustos ayımın çoğunu tatilde geçirdim. Tatil de bittiğine göre artık ertelediğim bazı durumlara geri dönme zamanım geldi. Biri de blog yazısı yazmak.

 Bu sefer konu olarak farklı bir şey yazacağım: albüm değerlendirmesi yapacağım. Buna da son zamanların ünlü şarkıcılarından biri olan Taylor Swift ile yapmaya karar verdim. Aslında Taylor'un müziklerini fazla sevmem. Şöyle deyim, bana şarkı söylemesi sıkıcı geldiği için bir şarkısını üst üste en fazla 3 kez dinleyebildiğim bir şarkıcı. Fakat günümüzdeki çoğu şarkıcıya göre harika bir kariyeri var, bunu kimse inkar edemez. Ne Lady Gaga gibi "her işin altından kalkabildiğimi göstermek için bunu da yapmalıyım" kompleksinde (yalan yok Gaga yaptığı işlerde başarılı fakat her yerde olması can sıkmaya başladı), ne de çoğu kadın şarkıcı gibi müzik=bir yerlerimi göstermek kafasında biri.

  Swift nasıl başarıyor bilmiyorum ama günümüzün en iyi kariyer planlamacısıdır benim gözümde. Neyi nerede yapacağını çok iyi biliyor. Örneğin en sevdiğim albümü Reputation olmasına rağmen albüm kendi kişiliğini yansıtmadığı için o dönemi sadece turne ile geçirdi ve oldukça başarılı bir sonuç elde etti. Şimdi ise yeni bir albümle ve kendi istediği şekilde davranacağı dönemine merhaba demiş bulunuyoruz. Albümü genel olarak değerlendirmeden önce yayınlamış olduğu 18 şarkının bana hissettirdiklerini kendi içlerinde kısa ve öz bir şekilde değerlendirmek isterim.

 I Forgot That You Existed: Dinleyicilerin büyük bir kısmı açılış şarkısı olarak oldukça zayıf bir parça olduğunu söyledi. Ben buna pek katılmayacağım. Bence müzikal alt yapısıyla albümü en iyi yansıtan şarkılardan biri olmuş. İsmine bakınca daha agresif bir şarkı beklendi sanırım ama orta hızdaki hareketliliği ile dinlemesi keyifli bir müzik ortaya çıkmış.

 Cruel Summer: Herkesin sevdiği, benim içinse sınıfta kalan 2 şarkıdan biri. Neden? Çünkü bu müzik tam anlamıyla "1989 dönemi"ne ait bir şarkı. Ve o albüm benim için bugüne kadar yapılmış en sıkıcı albümlerden biriydi. Shake It Off hariç diğer şarkılarını hiçbir zaman sevmedim. Cruel Summer hem sözleri hem müziği ile o döneme geri döndürüyor bizi. 1989'u sevenlerin gözdesi olan bu şarkı benim gözümde var olmadı arkadaşlar. 

 Lover: Albüme ismini veren bu şarkı Taylor'un en iyi işlerinden biri olabilir. Sesini kullanımı ve karşısındakilere duyguyu geçirmesi oldukça başarılı.Fakat "Dur ben bunu yine dinleyim" isteği uyandırmadı bende. Aslında kendisinin oldukça yavaş şarkıları söylemeye müsait bir sesi var ve şarkıdaki uyumu çok güzel. Fakat 30 yaşındaki birinden çok ergenliğine yeni girmiş birinin sözlerini içermesi şarkıdan biraz soğuttu beni.

 The Man: Albümün konsept bakımından en aykırı 2 şarkısından biri. 16 şarkısı romantizm ile alakalı ise diğer ikisi biraz politik, biraz kendi görüş açısını oluşturuyor. Kendisini baya kızdırdıklarını düşünürsek bu şarkının ortaya çıkmasına hepimizin ihtiyacı vardı. Taylor, düşünceleri söylerken kişilere sataşmak yerine şarkılarında bahsetmeyi tercih eder. Şarkılarında "tamamen savunmacı ve ben haklıyım" modunu kullanmak yerine normal bir bireyin yapması gerektiği gibi düşüncelerini anlatması insanlara  "Evet, aslında o haklı" dedirtebiliyor. The Man'de de bu yeteneğini iyi bir melodi ile buluşturması albümün sevilen parçalarından biri yapıyor.

 The Archer: Tek kelime, üç tekrar: OLMUŞ,OLMUŞ,OLMUŞ!!! Albümün en mükemmel parçası kesinlikle bu şarkı. 80'ler müziğine aşık biri olarak bu şarkı nasıl kalbimi kazanmasın? Ayrıca Taylor'un Lover'dan sonraki en iyi performansını gösterdiği şarkı olduğu bariz belli. Kabul, şarkı fazla yavaş ve beklenen o vuruculuk yok ama Taylor'dan böyle şeyler beklemeyen biri olarak ben çok beğendim şarkıyı. Ben Taylor'un tekdüze söylediği şarkıları daha çok seviyorum. Tekdüze derken fazla değişmeyen melodi anlamında söylüyorum.

 I Think He Knows: Bu şarkıdan itibaren Taylor'u yerden yere vurma şenliğime hoş geldiniz. Cidden böyle bir şarkıya ihtiyaç var mıydı? Taylor'un en değişik şarkısı bu olmuş çünkü bence bu şarkıyı hiçbir şeye uymuyor. Ne yeni albümün müzikal yapısına ne de ondan öncekilere. İkinci yarısında söyleyişindeki tempoyu arttırsa da yapabileceği en anlamsız şarkıyı kariyerine sığdırmış oldu.

 Miss Americana & Heartbreak Prince: Yine mi 1989 dönemi? Geç geç geç!!! En sevmediğim 2. şarkı da benim için bu oldu. Adından belli sıkıcılığı. 

 Paper Rings: Taylor'un 30 yaşından 15'ine döndüğü bir parça. Şarkı albüme uymuş olsa da her yönüyle çocuksuluk aktığı için bir daha dinlemeyeceğim dediğim şeylerden biri oldu.

 Cornelia Street: Taylor ile ilgili okuduğum şeylerden biri çoğu kişinin sevdiği bir şarkıyı Taylor gün yüzüne çıkarmazmış yani ona klip çekmezmiş. Bu albüm için False God gizli hazine dense de bence gizli hazine Cornelia Street'tir. Burada Reputation dönemi melodilerine benzer bir melodi kullandığı için şarkı kalbimi çaldı. Taylor'un bu sefer hafif şuh ses de kullanması şarkıyı oldukça seksi yapıyor. Albümün en iyi parçalarından biri.

 Death By A Thousand Cuts: Welcome to country Taylor. Fark ediyorum ki Taylor'un sesi gerçekten poptan çok country söylemeye uygun bir sesmiş. Bu yüzden albümde sevdiklerimden biri oldu.

 London Boy: Bana göre albümün I Knew You Were Trouble'u olmuş bu şarkı. Şarkı bana bolca Red dönemi Taylor'unu hatırlattı. Benim için "eh işte" diyebileceğim bir şarkı olmuş. Kırk yılda bir dinlemek istersem o zaman açarım, onun harici pek dinlemeyi tercih etmem. 

 Soon You'll Get Better: Müzikal bakımdan country dönemlerine selam çakan Taylor'un en duygusal şarkılarından biri. Annesinin sağlığı için yazdığı şarkı insanları etkilemeyi başarıyor ve dinlendirici sesiyle albümün favorilerinden biri olmayı başarıyor.

 False God: En kararsız kaldığım şarkısı olduğunu söylemeliyim. Melodi fena değil, sesini kullanması da iyi. Gelgelelim bu şarkıda çok önemli bir etmen eksik ama ne olduğunu bir türlü bulamadım. Albümün olgunlaşmamış meyvesi olmuş ne yazık ki. Bu şarkıyı daha iyi bir şekilde hazırlayabilirmiş.

 You Need Calm Down: Şarkıyı ilk kez albümün çıkışından önceki hafta tesadüfen bir AVM'de dinlemiştim. Şarkıyı duyar duymaz "Lorde'un Royals parçasının hareketli versiyonu bu." dedim. Şarkı bitimine doğru You Need Calm Down'u duyana kadar da Taylor şarkısı olduğunu anlamadım çünkü ortam kalabalıktı. Albümün diğer politik şarkısı olan You Need Calm Down benim oldukça hoşuma giden bir şarkı oldu. Anlayışsızlara karşı hafif alaycı, tatlı sert ritmi ile olmuş bu şarkı.

 Afterglow: 1989 tınısına rağmen bu şarkı dinlenmeye değer olmuş. Azıcık 1989'dan biraz da albümün kendisinden melodileri karıştırınca dinlemesi tatlı bir şarkı ortaya çıkmış.

 ME!: Kabul edelim bu şarkıyı duyunca hepimizbir "NE??" olduk. Taylor'un albüm içeriği ile insanlara sunduğu ilk şarkı arasında dağlar kadar fark olduğunu hepimiz biliyoruz. Yine de önceki albümlerinde duyduğumuz ilk şarkılar genelde insanı yakalayan, güzel şarkılar oluyordu. Bu seferki dinleyicinin önüne öylesine atılmış, Paper Rings gibi çocuksu bir melodi ve sözler olunca insanlar baya şaşaladı. Albüm çıkana kadar sadece 1 kez dinlemiştim. Yeniden dinleyince "Hakikaten saçma bir şarkı fakat bana göre Cruel Summer ve Miss Americana & Heartbreak Prince'den çok daha iyi" dedirtti. Nakarat kısmı Emeli Sande'nin "Next To Me" şarkısına da benzettiğimi söylemeden edemeyeceğim.

 Bu kısım azıcık uzayacak ama belirtmek istediğim bir şey var. Taylor zamanında Bad Blood'u Kendrick Lamar ile söylediği zaman "Taylor, bu senin şarkın olabilir ama kötü söylüyorsun be! Bırak Kendrick baştan sona söylesin." demişliğim vardır. Aynı cümleleri ME! için de söyletti bana. Brandon girdiği an şarkı kendini 180 derece değiştirdi ve dinlemesi zevkli bir şey çıktı. Tabi 5 saniye kadar sonra Taylor yine araya girince şarkı yine eski anlamsızlığına döndü. Kısacası benim için Brandon'lu kısımlar güzel, Taylor'lu kısımlarsa "Oh God 😟"

 It's Nice To Have A Friend: Uzun yorum yapmama değmez, albümün en olmamış ve gereksiz diğer bir şarkısı olmuş.

 Daylight: Lover'ın konseptinin yanında hafif Reputation müziği soslu Daylight'ten daha iyi bir kapanış parçası düşünemiyorum. İttire kaktıra dinlediğim bir albümün sonda güzel bir melodi ve umut dolu sözlerle kapanışı yapması iyi oldu. 

 GENEL YORUM: Albümü ikiye ayırmak istiyorum. İlki şarkı söyleme yeteneği. İlk 5 albümünde bu konuda pek riskler almadığını söylemek lazım. Reputation dönemi ilk kez buna cesaret ettiği dönemdi. Lover döneminde ise bu konuda daha risk almış bir vaziyette karşımıza çıkıyor ve genel olarak başarılı olduğunu söylemek lazım.

 İkinci kısımsa albümün müzikli kısmı (ne isim vereyim bilemedim) Maalesef ki Taylor bu kısımda vasat bir iş çıkarmış. Dinleyiciler melodiler diğer albümlerinden çok farklı demişlerdi. Bana göre bu hem doğru hem değil. Lover, The Archer, I Think He Knows gibi şarkıları için söylüyorsak bu doğru. Fakat melodilerin çoğu eski albümlerine selam çakıyor. Özellikle de 1989 albümüne koysaymış sırıtmayacak birçok şarkısı mevcut. 

 Kısacası bazen iyinin üstüne iyiyi dinlerken bir anda kötünün üstüne kötüyü dinlediğim, sonrasında yine eski döngüsüne geri dönen bir albüm dinlemiş oldum. Albümden en büyük korkum ikinci 1989 faciası yaşamaktı, yani yine sıkıcı mı sıkıcı bir Taylor albümü dinlemekti. 1989'a ait parçalar olmasına rağmen çok şükür birkaç tane sağlam şarkı sayesinde felaketin köşesinden dönmüş. 

 Albümü dinlediyseniz sizin de görüşlerinizi almak isterim. Belki benim fark etmediklerimi siz görmüşsünüzdür. Sıralamamı yaparak bu yazımı bitiriyorum. 

 En İyi: The Archer, Soon You'll Get Better, Daylight

 İyi: I Forgot That You Existed, Lover, The Man, Cornelia Street, Death By A Thousand Cuts, You Need Calm Down, Afterglow

 Orta: London Boy, False God, ME!

 Kötü: Cruel Summer, I Think He Knows, Miss Americana & Heartbreak Prince, Paper Rings, It's Nice To Have A Friend