7 Şubat 2016 Pazar

Ben O Değilim-Yorum




 Siz hiç, birbirine tıpatıp benzeyen ikizler gördünüz mü? İşte ben onlardan biriyim... Adım, Arın Soylu.


 Genç, yakışıklı, güçlü ve mutlu bir erkeğin hayatı, bir anda nasıl altüst olur? Kolay… Bunun için, serseri ikizinizle, akıl almaz bir oyunun içine girmeniz yeterli. Sadece üç haftalığına, başka birinin hayatını yaşamaya cesaret ederseniz, beraberinde gelecek bütün sürprizlere de hazırlıklı olmalısınız. 

 Ben de hazırlıklıydım. Ta ki onu görene kadar... Tuna'mı… Bal rengi saçları ve güneş gibi parlayan yüzüyle, birdenbire hayatımı kökünden değiştirmişti. O benim beklediğimdi, o benim geleceğimdi. Onu elde etmeme kimse engel olamazdı. Hiçbir şey beni durduramazdı. Durduramadı da… 

 Başardım mı? Evet! Onu aşkıma inandırdım. Onu kendime âşık ettim. Peki ya sonra? Hiçbir yalan sonsuza dek sürmez, öyle değil mi? Bir gün, hiç ummadığım bir anda, yalanımla yüzleşmek zorunda kaldım. Artık 'Ben o değilim' desem de bir faydası yoktu. Tuna bana inanmıyordu. Ne yapacaktım şimdi? Vaz mı geçecektim hayatımın kadınından? Elbette hayır! Bedelini ödeyip, seni kazanacağım, Tuna cadısı! Her ne olursa olsun… 


-----------------------------------------------------------------

Fatma Erdek, adını sıklıkla duyduğum ve okurlar tarafından çoğunlukla beğenilen bir yazar. Bu seneki Tüyap'tan 2 kitabını aldım, biri Gece ile Şafak, diğeri de şimdi yorumunu yapacağım Ben O Değilim.

 Kitaplarda görünen en büyük sorun nedir? Çok fazla Türk yazar okumadım ama gördüklerim kadarıyla kitap yazarken kelimeleri nasıl yazdıklarına fazla dikkat etmiyorlar. Aynı şekilde çeviriler de öyle. Bu konuda Fatma Erdek beni resmen ters köşe yaptı. Cümle kurmakta gerçekten çok iyi kendisi. Ve yazım yanlışları da yoktu. Aslında tek bir yer gözüme çarptı ama o kadar sayfa yazmış. Asıl şoka girdiğim yerse şurası: Hayatımda ilk kez bir kitapta imla kurallarına çok dikkat edilmiş. Aklınıza gelebilecek bütün noktalama işaretleri kusursuz kullanılmış. Bu yönden kendisini tebrik ediyorum. Keşke bütün yazarlar ve çevirmenler senin verdiğin bu dikkati verseler.

 Kitap bir aşk romanı olarak fazla kafa şişiren bir kitap değil. Olaylar çok fazla uzatılmamış , yazar nerelerde durması gerektiğini iyi bilmiş.

 Arın'ın kendi içinde gayet aklı başında ve kendini çok iyi bilen biri. Özellikle "Tam anlamıyla modern bir erkek değilim, sadece ben bunun arkasına saklanıyorum. Yeri geldi mi tam gelenekçi biriyim." diye öz eleştirisini yapması çok hoşuma gitti.

 Kapak kitabı tam anlamıyla yansıtmış bence. Özellikle kapaktaki beyfendi göze çok hoş geliyor.

 Yalnız, Fatma Hanım çok özür dilerim ama kitap hakkında olumsuz eleştirilerim daha fazla olacak. 

 Ne yazık ki kitapta duygu yoğunluğu diye bir şey yoktu. Özellikle Tuna'nın, Arın'a olan aşkını hiç hissetmedim kitap boyunca.

 Ayrıca Arın'ın daha Tuna'yı 2. görüşünde "Ben bu kıza aşığım, evlenmemiz şart." diye düşünmesi çok yapmacık geldi bana. Ben aşk hikayelerinde aşkın zamanla oluşumunu seviyorum. İlk görüşte aşk olunca aynı bu kitaptaki gibi hemen sevgili olalım, 1 hafta sonra evlenelim kısımlarını okumak bana aşk değil, bencillik gibi geliyor.

 En gıcık olan kişi Arın'ın kardeşi Meriç. Ben bu kadar sorumsuz bir kitap karakteri görmedim. Cidden arkadaş bencil kelimesinin sözlükteki anlamı.  

 Evet, yazar fazla uzatmaya gitmemiş ama okurken bazen sıkılmadım dersem yalan olur. En çok Tuna ve Arın'ın evlilik hazırlıklarını okumaktan gına geldi. Düğün sahnesinde ailelerin gerdek gecesi olayına fazla karışmaları illallah dedirtti bana. Allah kimseye böyle şeyler vermesin.

 Puanım: 3/5 ( Aslında 2,5/5 puanlık bir kitap ama yazar imla ve yazım kurallarına çok dikkat ettiği için 3 verdim.)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder