16 Haziran 2018 Cumartesi

Kitaplar Kalbimden Vurur - Mim



 Herkese iyi bayramlar. Öyleydi böyleydi derken bir ramazanın daha sonuna geldik. Bayram güzel geçiyor da akşamları yağmurun habercisi olan şimşekler ve gök gürlemeleri olmasa daha da iyi olacak. 😰

 Periodic Library sayesinde bu güzel mime ben de iştirak etmiş bulunuyorum. Özellikle 4. soruyu büyük bir şevkle cevaplayacağımı bilin. 😆

1. Okumayı size sevdiren ne oldu?

 Ailemin anlattğına göre bu içimden gelen bir şeymiş. Daha okuma yazma bilmediğim halde kitapları inceleyip dururmuşum. Özellikle büyük market kataloglarına (okumaya sayılır mı bilemedim 😅) bakmaya bayılırdım. 

 Onun haricinde seni yönlendiren biri var mıydı diye sorarsanız, ananem sayesinde kitapların büyülü dünyasına giriş yaptığımı söyleyebilirim. Bana okumayı ve az da olsa yazmayı öğreten bizzat kendisidir. Zamanında o "K" yazmayı öğrenmek için az uğraşmadım değil. 😂

2. Hiç bir kitabı sayfalarını çevirerek biriyle okudunuz mu?

 Şu an hatırlamıyorum ama büyük ihtimal okumuşumdur. Daha çok gazeteleri, dergileri birileriyle okumuşluğum vardır. Belki bir kitabı bir kişiyle aynı anda okumak zor geldiği için daha çok diğer yazılı kaynaklara yöneliyorum. 

3. Yolculuğa giderken yanınıza kaç kitap alırsınız? 

 Uzun zamandır herhangi bir uzun yolculuğa çıkmadım. Ama çıkarsam yanıma genelde 5 kitap alıyorum. Günlük hayatta 1 tane çantamda sayfa sayısı az yedek kitap bulundururum.

4.Asla okumam dediğiniz kategori nedir?

 Nedir değil de nelerdir desek nasıl olur? Evet ben yine isyankarlığımı konuşturacağım. 😂 Bazı türlerle hiç sevemedim, bazılarına küstüm. Kısaca açıklaycak olursam:

 Kişisel gelişim: En ama en sevmediğim tür. Tam Türk insanı klişemi konuşturacağım ama bu kitapların %90'ının bana yarar sağlayacağına hiç inanmıyorum. İyisi yok mudur, mutlaka vardır ama bana hiç rastlamadı.

 İkinci Dünya Savaşı: Eğer o dönemi anlatan veya biyografi tarzında olan kitapları kast ediyorsak okurum. Ama kurguya yedirilmişse asla okumam. O dönem ağır yıkımlar ve berbat koşullar oldukça ön planda. En önemlisi resmen dünyanın gidiş altını değiştiren bir dönemden söz ediyoruz. 

 Kurgularda gördüğüm şeylerse şu: Mutlaka evli veya değil savaştan etkilenen bir kadının -genelde Amerikan- ve mutlaka askerlik yapan bir erkeğin -genelde Alman- arasında oluşan mıç mıç aşk. Daha sevmediğim yönü ise yukarıda bahsettiğim sefil hallerin oldukça güzel bir şeymiş gibi okuyucuya sunulmasıdır. 

 Kısacası yazarlar, özellikle Amerikalılar, bu türü acayip bir biçimde romantik bir şekilde ele aldıkları için sevmedim, sevmeyeceğim. 

 Psikolojik Gerilim veya Polisiye Gerilim: Bu daha çok kendi çapımda gerçekleştirdiğim bir çeşit protesto. Şöyle ki bestseller satan yayın evleri 2 senedir bize doğru düzgün bir historical kitap çıkarmıyor. Hatta artık hiç çıkarmıyorlar. Adı lazım değil bir yayın evi o dönem neyi popüler yapmışsa diğer yayın evleri de hemen ona yöneliyor. Hele "Bu türün en iyisi biziz. Biz hep böyle kitaplar basarız zaten." demeleri yok mu? Gel de çıldırma! 

 Sen kemik okuyucu kitleni unutup başka şeye mi yöneliyorsun? Sen eski kitleni hatırlamadıkça ben de senin şimdi çıkardığın türde kitapları almam olur biter. Bu yüzden historicallerde olumlu gelişmeler görmediğim müddetçe psikolojik-polisiye gerilim okumayı düşünmüyorum.

 Distopya: Bu türü okuyacaksam kesinlikle young adult denen kategoriye girmeyecek. Bu da İkinci Dünya Savaşı kurgusunun bir benzerini bize sunuyor. Kötü yönetim sistemi ve karanlık gelecek sadece yüzeysel anlatılır. "Geleceği kurtaracak" kızın esas oğlanla aşkı veya iki erkek arasında kalması çok daha önemlidir.

 Romantik kitap okumayı seven biri için bu maddeler ilginç oldu farkındayım. Kendimi açacak olursam, romantik okuduğumda hep historical okurum, çok nadir olarak günümüzde geçen kitaplara bakarım. 

5. Kitapları renklerine göre mi, alfabeye göre mi sıralarsınız?

 Dolabımda elimde en fazla kitabı bulunan yazarları sıralarım. Tek kitabı olan yazarları da kitapların boyutuna göre sıralarım. Masamda ise şu ana kadar hiç okumadığım kitaplar durur. Masada bulunan boşluklardaki kitapları yayın evi sırasına göre koyarım.

6. Okurken size eşlik edecek bir hayvan ister miydiniz?

 Belki küçük bir kuş ama okuma yaparken kafesinde duracağı için ikimiz için de iyi olmazdı. Bu yüzden pek istemiyorum.

7. Bookstagram olarak kendi stilinizi oluşturduğunuzu düşünüyor musunuz?

 Instagram kullanmadığım için böyle bir şeyim yok. Ama olsaydı da o işi kotaramazdım. Blogumda bile fazla fotoğraf kullanmıyorum. Fotoğraf çekmek için bir mekan veya tema oluşturmam lazım fakat gereken yaratıcılık maalesef bende yok.

 Herhalde bunu da yapmayan kalmamıştır. Bu yüzden yapmak isteyenler olursa bana söylesin. 😊

 Not: Goodreads'ı anlamaya başladım. Önceden sorduğum 2 sorunumu çözdüm. Bundan sonra İngilizce okuduğum historicallerin çoğunun yorumunu oraya yazacağım. Çok iyi bilinen yazarları bloga yorum olarak eklerim.

13 Haziran 2018 Çarşamba

Blog Muhasebesi - Mim


 Yine bir mim ve yine geç yapan bir Belle ile karşı karşıyasınız. 😄 Okul bitti bitmesine fakat staj bulmaya çalışmakla koşuyorum. Ve hiç de iyiye gitmiyorum. Belki bunu ayrı bir başlık olarak yazabilirim yoksa asıl konudan tamamen kopacağım.

 Bu mime 2 kişi beni davet etmişti: Blogcu Sultan ve Mutlu Anlar Koleksiyoncusu. İkisine de buradan teşekkürlerimi gönderiyorum. Hazırsanız sorulara geçiyorum:

 Blog alemine nasıl girdin?

 2013 sonlarına doğu Vikitap'a üye olup oradan kitap yorumlarımı yazıyordum. O sıralarda bazı kitap bloglarını keşfetmiştim. Önceleri blog açma gibi bir düşüncem yoktu çünkü bu işlerden anlamıyordum. 2 sene sonra bir kitap blogu beni kendine çekmeyi başarmıştı. Ve işte buraya adım atmış oldum. 

 Hangi blog sana ilham oldu?

 İlhamımı Kütüphanemden Kitap Manzaraları'na borçluyum. Kendisiyle Vikitap'ta konuşmuşluğumuz da olmuştur. Çok canayakın, tatlı bir blogger kendisi. Ancak işinden dolayı buraya uğrayamıyor. Kendisini ve yazılarını oldukça özledim. Umarım bir gün geri döner.

 Bloga yazdığın ilk yazı ile son yazı arasında fark var mı?

 İlk zamanlarımdaki gibi buraya çok sık uğramadığım için üslubumda pek bir fark olduğunu düşünmüyorum. Ama yazdığım konulara bakacak olursam daha genel konular ve mimler üzerinde bir yoğunluğum olduğunu görüyorum. Kitap yorumlarımı gittikçe azalttım. 

 Yakın çevrendeki insanlar blogunu biliyorlar mı?

 Şu ana kadar kimseye blog yazarlığı yaptığımı söylemedim. İleride bir gün söyler miyim pek de emin değilim.

 Blog yazmak yaşantına ne kattı? Ya da ne çıkarttı?

 Her ne kadar birbirimizi görmesek de diğer bloggerlar ile samimi sohbetler kurdum. Çok tatlı insanlar tanıdım. Ayrıca düşüncelerimin önemsiz olmadığını fark ettim. 

 Şu anda bu mim yayınıyla birlikte blogunda kaç yazı ve sayfa görüntülenmen var?

 Şu an 202 yazım görünüyor. Toplamda 59784 görüntülenmem mevcut.

 Hangi blogun muhasebesini öğrenmek istiyorsun?

 Çoğu kişi yaptığı için bir isim veremiyorum. O yüzden yapmayan biri varsa bu daveti görüp yapabilir.

5 Haziran 2018 Salı

Okuduklarım - Mayıs



 Sonunda bir okul dönemi daha bitti. Konu finaller olunca okuma oranımın düştüğü doğrudur. Bu ay 4 kitap okumuşum.



Puanım: 7/10



Puanım: 3/10



Puanım: 2/10



Puanım: 6/10


 Size danışmak istediğim 2 konu vardı. İkisi de Goodreads ile ilgili. Okuduğum İngilizce kitaplar için kullanıyorum ve yorumlarını oraya yazacağım. Sorularıma gelirsem:

1) Diyelim ki Goodreads'ta Julia Quinn'in kitaplarından birini yorumladım. Her şeyi hallettikten sonra yorumlarımı Community Reviews kısmında göremiyorum. Goodreads kullanan varsa o sorunu nasıl hallediyorsunuz bana anlatabilir misiniz?

2) Sizce yorumlarımı Türkçe mi yoksa İngilizce mi gireyim?

6 Mayıs 2018 Pazar

Okuduklarım: Nisan


 Normalde bu yazıyı Mart/Nisan şeklinde yazacaktım ancak mart düşündüğümden biraz uzun kaldığı için devamını buraya aldım. Nisan ayını da yine ağırlıklı olarak İngilizce historical kitaplarla devam ettirdim. Darısı bir gün evimdeki kendi kitaplarıma. 😃 İngilizce okuduğum kitaplara bakınca fark ettim ki geçen sene Pazar 6'lısı için yazdığım bir yazıyla paralel gidiyormuşum. Madem öyle, o zaman finallerden sonra bu şekil gitmeye devam edeyim. O yazıma aşağıdaki linkten bakabilirsiniz:

https://belleninkutuphanesi.blogspot.com.tr/2017/02/pazar-6s-okumak-icin-cevrilmesini.html

 Geçen ay okuduklarıma gelirsem:

 Brenda Joyce / Frencesca Cahill Serisi


Puanım: 7/10


Puanım: 8/10


Puanım: 7/10

 Sonunda yazarın en merak ettiğim serisine başladım. Seri 9 kitaptan oluşuyor. Ayda 3 kitabını okuyarak seriyi haziranda bitirmeyi planlıyorum. Normalde historical serilerinde  farklı çiftlerin yaşadıkları ele alınır. Bu seride ise ana karakter olan Frencesca'nın hayatından yola çıkılarak kendisinin ve aile/arkadaşlarının yaşadıklarını okuyoruz. Öncesinde okuduğum serisi olan De Waranne'de her kitabı oldukça şaşırtıcıydı. Bu serisi de öyle ama De Waranne serisinden daha az şoke eden şeyler gerçekleşiyor benim açımdan. Yine de bu serisini de oldukça sevdim.


Puanım: 6/10

 Bu kitabı sahaftan almıştım ve yazarın en çok okumak istediğim kitabıydı. Güzeldi ama beklentimin çok aşağısında kaldı. Ben daha hareketli bir kitap bekliyordum açıkçası. Kitapla ilgili yorumumu daha detaylı bir şekilde bir gün açıklayacağım.

 Jayne Ann Krentz Kitapları

 Bu ayı daha çok Joyce ve Krentz ile geçirdim. Krentz, ana konusu romantizm olmak üzere birçok çeşitte kitap yazmıştır. Başka yazar mahlasları olsa da en çok bilinen diğer adı Amanda Quick'tir.


Puanım: 6/10 

 Yazarın sadece bu kitabı bildiğimiz roman şeklindeydi. Yoklukta okunabilir.


Türkçe adı: Örümcek Ağı

Puanım: 6/10


Türkçe adı: Gerçeğin Yüzü

Puanım: 4/10


Türkçe adı: Çiçekler Solmasın

Puanım: 7/10

 Bu 3 kitabın ortak özelliği beyaz dizi şeklinde yazılmasıdır. Bunları Türkçe olarak okudum. Hepsi ayrı olarak okunabilir. Beyaz dizi oldukları için yorum yapmaya gerek görmüyorum. 


Puanım: 1/10

 Yayın evleri historical türünü tamamen unuttukları için eldekilerle yetinme kitabımdı. 7 kitaplık serinin sonuncusu olan bu kitap, karakterler iyi olsa da kurgu bakımından açık ara en kötüsüydü.

 Nisan ayını 9 kitapla kapatmış bulunuyorum. 

5 Mayıs 2018 Cumartesi

Okuduklarım Mart


 Merhabalar! Umarım herkeslerin keyfi yerindedir. Maalesef 2 nedenden dolayı buraları boşladım gibi. İlki her öğrencinin kabusu olan finaller dönemi. İki gün sonra başlayacak olup yaklaşık 2 haftamı alacak. 

 Diğer sebebimse okuduğum kitapların İngilizce olması. Okulum sağ olsun İngilizce kursumu baya ektim, ben de en azından okuma açısından paslanma olmasın diye sonunda okumak istediğim historical kitapları kendi dillerinden okumaya başladım. Bu açıdan kursumun oldukça etkili olduğunu düşünüyorum. Geçen seneye göre daha hızlı ve anlayacak şekilde kitaplarımı okuyabiliyorum. Bildiğiniz gibi İngilizce kitapları Amazon gibi yerlerden sipariş etmedikçe bulmak ülkemizde zor. Bu yüzden pdf şelinde okumak zorundaydım.

 Bazı okuduklarımı serisine göre sıralayacağım. Okuduklarıma kısaca değinirsem:

 Elizabeth Hoyt / Maiden Lane Serisi



Puan: 9/10


Puan: 8/10


Puan: 10/10

 Şubatın son günlerinde serinin 6. kitabı olan Duke of Midnight'ı okumuştum. Buradan yola çıkarak serinin diğer kitaplarını sırayla okumaya devam ettim. Hatırlarsanız Duke of Midnight benim açımdan biraz hayal kırıklığı olmuştu. Ama devamı olan 3 kitap o üzüntümü söktü attı. Gerçi Sweetest Scoundrel bir açıdan beni cidden üzdü. Spoiler değil ama yazsam mı emin olamadım. Serinin devamını ne zaman getiririm pek fikrim yok. Üst üste 4 kitap okumak beni oldukça doyurdu.



Puan: 5/10

 Maya Banks, tarihi aşk kitabı olarak 2 seri yazmıştır. Bu okuduğum ülkemizde yayınlanmamış olan serisinin ilk kitabı. Seri kaç kitap sürecek bilmiyorum ama yurt dışındaki okuyucular hala 3. kitabı beklemektedir. Baş karakterleri sevsem de kitap orta seviyeliydi. 




Puan: 1/10

 Kendi açımdan beklediğim bir başka yazarın, ülkemizde devamı gelmemiş olan serisinin devamı olan bu kitap fazlasıyla hayal kırıklığıydı. Öncesinde aşka inandığını söyleyip kendi kitabında tersi davranışlar yapması hoş değildi. Sevmediğim diğer yönüyse yazar ana çift için yazacak bir şey bulamadığı için araya ikinci bir çift sıkıştırmış fakat onlar da iyi değildi.



Puan: 2/10

 Kitap bizde "Asla Unutulmaz" ismiyle çevrilmiştir. Türkçe versiyonunu okudum. Ve bu da oldukça hayal kırıklığı ile sonuçlandı. Okurken karakterlerin davranışları baya sıktı. Zaten yazarın kalemi oldukça durgun, karakterler de durgun olunca iyice sıkıcı bir hal aldı.




Puan: 7/10

 Hoyt'tan sonra okurken bir an olsun sıkılmadığım, oldukça rahatlatan bir kitaptı. Açıkçası İş Bankası'nın yazar için oluşturduğu kapakları daha çok sevdim. 



Puan: 5/10

 Son olarak Leyla Fırtınası kitabını okudum ama onun yorumunu daha detaylı girmeyi planlıyorum.