25 Mart 2019 Pazartesi

CNR Kitap Fuarı 2019



 Bloga gerçek anlamda yazı girmemin üzerinden baya zaman geçmiş. Gönül isterdi ki önceden gittiğim Beyoğlu Sahaf Fuarı ile Tüyap 2018 için de yazı gireyim fakat kısmet CNR'a imiş. Sizi sıkmadan hemen aldıklarımı ve gözlemlerimi sunuyorum.

 Maalesef bu seneki CNR için pek olumlu şeyler söyleyemeyeceğim. Saat 11 gibi oraya varmama rağmen etraf okulların getirdiği öğrencilerden geçilmiyordu. Çok fazla insan olması önceki senelerdeki huzurlu ortamı tamamen bozmuş durumda. Bir de geçen sene kuru kalabalık oluşmuş diye içinden şikayet ediyordum. Bu sene hayli çoğalmış. 

 Bir diğer yönüyse bu seneki CNR'ın 2. senesine göre daha da gerilemiş olması. Geçen sene katılan sahaf sayısı önceki yıllara göre azalmıştı fakat yine de onlar için oldukça geniş bir alan mevcuttu. Bu sene sahafları bulana kadar canım çıktı. Daha az katılım ve minnacık bir alan görmek bende çok büyük hayal kırıklığı yarattı. Üstüne daha ucuza alırım dediğim kitapların hiçbirinin olmaması da ayrı darbe oldu.

 Aynı durumu yayın evleri için söylemek de mümkün. Epsilon, Can gibi köklü yayın evlerinin katılımı olmayınca ister istemez insanda ben nereye geldim hissi oluşuyor. 

 Bu kadar şikayetten sonra aldığım kitapları yayın evleriyle değerlendirmek isterim.

 İTHAKİ YAYINLARI 



 Fuara gitmemin yegane sebebi. Bazı kitaplarında yazarlarına veya ünlü olan eserlerine güvenerek etiket fiyatlarını yüksek tutuyorlar. Okumak istediğim ama normal fiyatı tuzlu olan kitaplarını seçtim. Ayrıca Jules Verne okumak istediğim yazarlardan biriydi fakat çoğu yayın evi yazarın en meşhur kitaplarını yayınlıyor ve bu kitapları çok kere okuduğumuz için oralardan almak cezbetmiyordu. İthaki'nin yazarın tüm kitaplarını çevirdiğini biliyordum fakat bunları bulmak da oldukça zor. Kendi standlarında Verne konusunda oldukça cömerttiler. Çoğu kitabını getirmişlerdi. Ben de konu olarak beğendiğim kitaplarını almış oldum. İçimde yazarı fazlasıyla beğeneceğime dair hissim kuvvetli, umarım yanılmam. Ayrıca çalışanlarının da yine muntazam olduğunu söylemeliyim ama KDV indirimi uygulamışlar mıydı hatırlamıyorum ama hepsi 96 tl tuttuğuna göre uyguladıklarını düşünmek hayal olur. 😅

 İŞ BANKASI YAYINLARI



 Ne zaman İş Bankası'nı fuarlarda görsem aklıma her türlü düğüne, mevlüde giden yaşlı teyze görüntüsü gelmektedir. 😃 Genelde bir fuara diğer yayın evlerinin katılımı anca 2. veya 3. açılışta olur. İş Bankası ise açılan her yeni fuara ilk seneden katılmaya hiç gocunmaz. 

 Buraya nereden geldin diyecek olursanız şöyle anlatayım: Aslında kitaplarını almak hem aklımda vardı hem yoktu. Çünkü düzgün fiyat politikası uygulayan tek yayın evi kendisidir. (Belki bu klasmana Yapı Kredi'yi de ekleyebilirim.) Beni cezbeden Seçme Masallar kitabı oldu. Onu aldıktan sonra da gerisi gelmiş oldu. Daha güzel olansa yayın evi yaptığı indirimin üstüne KDV indirimini de ekledi. Yani yayın evi fuarlara katılmakla kalmayıp üstüne daha da cömert imkanlar sunuyor. Gelin de şimdi hareketi seven, tontiş teyze tasviri kafanızda oluşmasın. 😄

 Yeni çıktığını düşündüğüm Seçme Masallar'ın ilk basımı aslen 2006 yılında gerçekleşmiş. Ve şimdi yılı yanlış söylemeyim diye kitabı elime aldığımda fark ettiğim diğer şeyse Hasan Ali Yücel Klasikler Dizisi'nden çıkan 4. kitapmış. Bakalım daha hangi yönlerden kitap beni şaşırtmaya devam edecek. 😂

 SEL YAYINCILIK



 "Sonunda!" demek istiyorum. Sel, ilk kez CNR'a katılım sağladı. Kitaplarının çoğunu okumaya fırsatım olmasa da çıkardıkları kitaplar kaliteli olduğundan genel olarak sevdiğim bir yayın evi. Bu seferlik çok satan kitaplarından başladım yani Kabuk ve Nohut Odası ile. Gazap Üzümleri zaten almak istediğim kitaptı, aradan çıktı. Çalışanlar da iyiydi. Fakat kendileri KDV indirimi yapmadılar, canları sağ olsun.

BİLGİ YAYINLARI



 Tam fuardan çıkarken karşıma çıkması şans mı yoksa şansızlık mı karar veremedim. 😃 Hemingway de aklımda olan yazarlardan biriydi, o açıdan 2 kitabını almak sevindirici. Fakat Bilgi Yayınları fuara gelecek mi diye araştırma yapmadığımdan harcama sınırımın dışına çıkmak azıcık huzursuz etmedi değil. 😃 Onlar da KDV uygulamayanlardandı.

 Bütün yazıyı toparlayacak olursam: Sahaf eksikliği ve bazı yayın evlerinin katılımı olmaması benim açımdan eksikti. İş Bankası fiyat bakımından fuarın yıldızıydı. Ve uğradığım diğer yayın evleri ilgi bakımından oldukça iyilerdi. Umarım seneye daha kötüye gitmezler diye dualarımı etmeye başladım bile. 

24 Mart 2019 Pazar

Geç Zamandan Gelen Bir Merhaba



  Herkese uzun bir aradan sonra tekrardan merhabalar. Herkesin keyifler nasıl? Umarım her şey yolundadır. Benim açımdan oldukça yorucu bir sürece girmiş bulunmaktayım. Burayı temmuzdan beri baya boşladığımı görmüş oldum. Ben de istemezdim böyle olmasını fakat bazı durumlardan dolayı yazı yazmayı bırakmak zorunda kaldım.

 İlki her öğrencinin malum durumu olan mezuniyet. Bu sene hayırlısıyla okul hayatım tamamen bitecek. Hiçbir dersten kalmamak için varımı yoğumu okula adamış bulunmaktayım.

 Bir diğer konu da bloga yazmak için konu tıkanıklığımın olması. Bizdeki yayın evlerinin, historical yayınlamamak için attıkları taklalardan sonra 2018 Şubat ayından beri okuma yönümü daha çok İngilizce historicallere yöneltmiş durumundayım. Maalesef bu durum ister istemez bloga da yansımış durumda. Kimsenin bilgisi olmayan kitapları paylaşsam hem okuma oranım az olacak hem de bazı kitaplarda ister istemez spoiler vermek durumunda kalacağım. Yine de okuduklarım hakkında merakı olanlar varsa Goodreads'taki yorumlarıma bakabilirler.

 Şu zamana kadar hiç çeviri veya Türk yazar okumadım desem yalan olur. Gayet güzel kitaplar okumuşluğum var. Fakat okuldu, başka sorunlardı derken onların yorumu da öylece kaldı.

 Başka konular için yazı yazma isteğim ne vardı ne de yazabilecek herhangi bir şey bulabiliyordum. O yönden de burası ile ilgilenmedim.

 Şu 2 aylık dönemi başarı ile tamamladıktan sonra umarım buralara kalıcı olarak dönüş yapmayı umuyorum. En azından okuduklarım için yorum yapabilecek zamanım bolca olacak. 

 Yalnız hazirana kadar kaybolmadan önce geçen hafta gitmiş olduğum CNR Fuarı için bir iki kelam etmek isterim. Onu da sonraki yazımda paylaşacağım. Şimdilik görüşmek üzere. 

16 Haziran 2018 Cumartesi

Kitaplar Kalbimden Vurur - Mim



 Herkese iyi bayramlar. Öyleydi böyleydi derken bir ramazanın daha sonuna geldik. Bayram güzel geçiyor da akşamları yağmurun habercisi olan şimşekler ve gök gürlemeleri olmasa daha da iyi olacak. 😰

 Periodic Library sayesinde bu güzel mime ben de iştirak etmiş bulunuyorum. Özellikle 4. soruyu büyük bir şevkle cevaplayacağımı bilin. 😆

1. Okumayı size sevdiren ne oldu?

 Ailemin anlattğına göre bu içimden gelen bir şeymiş. Daha okuma yazma bilmediğim halde kitapları inceleyip dururmuşum. Özellikle büyük market kataloglarına (okumaya sayılır mı bilemedim 😅) bakmaya bayılırdım. 

 Onun haricinde seni yönlendiren biri var mıydı diye sorarsanız, ananem sayesinde kitapların büyülü dünyasına giriş yaptığımı söyleyebilirim. Bana okumayı ve az da olsa yazmayı öğreten bizzat kendisidir. Zamanında o "K" yazmayı öğrenmek için az uğraşmadım değil. 😂

2. Hiç bir kitabı sayfalarını çevirerek biriyle okudunuz mu?

 Şu an hatırlamıyorum ama büyük ihtimal okumuşumdur. Daha çok gazeteleri, dergileri birileriyle okumuşluğum vardır. Belki bir kitabı bir kişiyle aynı anda okumak zor geldiği için daha çok diğer yazılı kaynaklara yöneliyorum. 

3. Yolculuğa giderken yanınıza kaç kitap alırsınız? 

 Uzun zamandır herhangi bir uzun yolculuğa çıkmadım. Ama çıkarsam yanıma genelde 5 kitap alıyorum. Günlük hayatta 1 tane çantamda sayfa sayısı az yedek kitap bulundururum.

4.Asla okumam dediğiniz kategori nedir?

 Nedir değil de nelerdir desek nasıl olur? Evet ben yine isyankarlığımı konuşturacağım. 😂 Bazı türlerle hiç sevemedim, bazılarına küstüm. Kısaca açıklaycak olursam:

 Kişisel gelişim: En ama en sevmediğim tür. Tam Türk insanı klişemi konuşturacağım ama bu kitapların %90'ının bana yarar sağlayacağına hiç inanmıyorum. İyisi yok mudur, mutlaka vardır ama bana hiç rastlamadı.

 İkinci Dünya Savaşı: Eğer o dönemi anlatan veya biyografi tarzında olan kitapları kast ediyorsak okurum. Ama kurguya yedirilmişse asla okumam. O dönem ağır yıkımlar ve berbat koşullar oldukça ön planda. En önemlisi resmen dünyanın gidiş altını değiştiren bir dönemden söz ediyoruz. 

 Kurgularda gördüğüm şeylerse şu: Mutlaka evli veya değil savaştan etkilenen bir kadının -genelde Amerikan- ve mutlaka askerlik yapan bir erkeğin -genelde Alman- arasında oluşan mıç mıç aşk. Daha sevmediğim yönü ise yukarıda bahsettiğim sefil hallerin oldukça güzel bir şeymiş gibi okuyucuya sunulmasıdır. 

 Kısacası yazarlar, özellikle Amerikalılar, bu türü acayip bir biçimde romantik bir şekilde ele aldıkları için sevmedim, sevmeyeceğim. 

 Psikolojik Gerilim veya Polisiye Gerilim: Bu daha çok kendi çapımda gerçekleştirdiğim bir çeşit protesto. Şöyle ki bestseller satan yayın evleri 2 senedir bize doğru düzgün bir historical kitap çıkarmıyor. Hatta artık hiç çıkarmıyorlar. Adı lazım değil bir yayın evi o dönem neyi popüler yapmışsa diğer yayın evleri de hemen ona yöneliyor. Hele "Bu türün en iyisi biziz. Biz hep böyle kitaplar basarız zaten." demeleri yok mu? Gel de çıldırma! 

 Sen kemik okuyucu kitleni unutup başka şeye mi yöneliyorsun? Sen eski kitleni hatırlamadıkça ben de senin şimdi çıkardığın türde kitapları almam olur biter. Bu yüzden historicallerde olumlu gelişmeler görmediğim müddetçe psikolojik-polisiye gerilim okumayı düşünmüyorum.

 Distopya: Bu türü okuyacaksam kesinlikle young adult denen kategoriye girmeyecek. Bu da İkinci Dünya Savaşı kurgusunun bir benzerini bize sunuyor. Kötü yönetim sistemi ve karanlık gelecek sadece yüzeysel anlatılır. "Geleceği kurtaracak" kızın esas oğlanla aşkı veya iki erkek arasında kalması çok daha önemlidir.

 Romantik kitap okumayı seven biri için bu maddeler ilginç oldu farkındayım. Kendimi açacak olursam, romantik okuduğumda hep historical okurum, çok nadir olarak günümüzde geçen kitaplara bakarım. 

5. Kitapları renklerine göre mi, alfabeye göre mi sıralarsınız?

 Dolabımda elimde en fazla kitabı bulunan yazarları sıralarım. Tek kitabı olan yazarları da kitapların boyutuna göre sıralarım. Masamda ise şu ana kadar hiç okumadığım kitaplar durur. Masada bulunan boşluklardaki kitapları yayın evi sırasına göre koyarım.

6. Okurken size eşlik edecek bir hayvan ister miydiniz?

 Belki küçük bir kuş ama okuma yaparken kafesinde duracağı için ikimiz için de iyi olmazdı. Bu yüzden pek istemiyorum.

7. Bookstagram olarak kendi stilinizi oluşturduğunuzu düşünüyor musunuz?

 Instagram kullanmadığım için böyle bir şeyim yok. Ama olsaydı da o işi kotaramazdım. Blogumda bile fazla fotoğraf kullanmıyorum. Fotoğraf çekmek için bir mekan veya tema oluşturmam lazım fakat gereken yaratıcılık maalesef bende yok.

 Herhalde bunu da yapmayan kalmamıştır. Bu yüzden yapmak isteyenler olursa bana söylesin. 😊

 Not: Goodreads'ı anlamaya başladım. Önceden sorduğum 2 sorunumu çözdüm. Bundan sonra İngilizce okuduğum historicallerin çoğunun yorumunu oraya yazacağım. Çok iyi bilinen yazarları bloga yorum olarak eklerim.

13 Haziran 2018 Çarşamba

Blog Muhasebesi - Mim


 Yine bir mim ve yine geç yapan bir Belle ile karşı karşıyasınız. 😄 Okul bitti bitmesine fakat staj bulmaya çalışmakla koşuyorum. Ve hiç de iyiye gitmiyorum. Belki bunu ayrı bir başlık olarak yazabilirim yoksa asıl konudan tamamen kopacağım.

 Bu mime 2 kişi beni davet etmişti: Blogcu Sultan ve Mutlu Anlar Koleksiyoncusu. İkisine de buradan teşekkürlerimi gönderiyorum. Hazırsanız sorulara geçiyorum:

 Blog alemine nasıl girdin?

 2013 sonlarına doğu Vikitap'a üye olup oradan kitap yorumlarımı yazıyordum. O sıralarda bazı kitap bloglarını keşfetmiştim. Önceleri blog açma gibi bir düşüncem yoktu çünkü bu işlerden anlamıyordum. 2 sene sonra bir kitap blogu beni kendine çekmeyi başarmıştı. Ve işte buraya adım atmış oldum. 

 Hangi blog sana ilham oldu?

 İlhamımı Kütüphanemden Kitap Manzaraları'na borçluyum. Kendisiyle Vikitap'ta konuşmuşluğumuz da olmuştur. Çok canayakın, tatlı bir blogger kendisi. Ancak işinden dolayı buraya uğrayamıyor. Kendisini ve yazılarını oldukça özledim. Umarım bir gün geri döner.

 Bloga yazdığın ilk yazı ile son yazı arasında fark var mı?

 İlk zamanlarımdaki gibi buraya çok sık uğramadığım için üslubumda pek bir fark olduğunu düşünmüyorum. Ama yazdığım konulara bakacak olursam daha genel konular ve mimler üzerinde bir yoğunluğum olduğunu görüyorum. Kitap yorumlarımı gittikçe azalttım. 

 Yakın çevrendeki insanlar blogunu biliyorlar mı?

 Şu ana kadar kimseye blog yazarlığı yaptığımı söylemedim. İleride bir gün söyler miyim pek de emin değilim.

 Blog yazmak yaşantına ne kattı? Ya da ne çıkarttı?

 Her ne kadar birbirimizi görmesek de diğer bloggerlar ile samimi sohbetler kurdum. Çok tatlı insanlar tanıdım. Ayrıca düşüncelerimin önemsiz olmadığını fark ettim. 

 Şu anda bu mim yayınıyla birlikte blogunda kaç yazı ve sayfa görüntülenmen var?

 Şu an 202 yazım görünüyor. Toplamda 59784 görüntülenmem mevcut.

 Hangi blogun muhasebesini öğrenmek istiyorsun?

 Çoğu kişi yaptığı için bir isim veremiyorum. O yüzden yapmayan biri varsa bu daveti görüp yapabilir.

5 Haziran 2018 Salı

Okuduklarım - Mayıs



 Sonunda bir okul dönemi daha bitti. Konu finaller olunca okuma oranımın düştüğü doğrudur. Bu ay 4 kitap okumuşum.



Puanım: 7/10



Puanım: 3/10



Puanım: 2/10



Puanım: 6/10


 Size danışmak istediğim 2 konu vardı. İkisi de Goodreads ile ilgili. Okuduğum İngilizce kitaplar için kullanıyorum ve yorumlarını oraya yazacağım. Sorularıma gelirsem:

1) Diyelim ki Goodreads'ta Julia Quinn'in kitaplarından birini yorumladım. Her şeyi hallettikten sonra yorumlarımı Community Reviews kısmında göremiyorum. Goodreads kullanan varsa o sorunu nasıl hallediyorsunuz bana anlatabilir misiniz?

2) Sizce yorumlarımı Türkçe mi yoksa İngilizce mi gireyim?